"Su şehri" olarak anılan, Türkiye'nin en önemli sanayi ve tarım merkezlerinden biri olan Bursa'da durum kritik bir eşiğe ulaştı. Küresel ısınmaya bağlı yaşanan şiddetli kuraklık nedeniyle, haftalardır planlı su kesintileri uygulanan kentte, barajların ortalama doluluk oranı yüzde sıfıra düştü. Edinilen bilgilere göre, kentin içme suyunun büyük bir bölümünü karşılayan Nilüfer ve Doğancı barajları tamamen kurudu. Bu durum, sadece 3 milyonu aşan kent nüfusunun içme suyu ihtiyacını değil, aynı zamanda Bursa Ovası'nda yapılan ve tüm Türkiye'yi ilgilendiren tarımsal üretimi de ciddi bir tehlikeye soktu.
KRİTİK EŞİK AŞILDI: BARAJLARDA SU KALMADI
Bursa'da yaşanan su krizi, resmi verilerle de korkutucu boyutlara ulaştı. Yıldırım, Nilüfer, Osmangazi, Gürsu, Kestel ilçeleri ile Mudanya'nın bir kısmına su sağlayan toplam 185 milyon metreküp kapasiteli Nilüfer ve Doğancı barajlarında su seviyesi kalmadı. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) verilerine göre, 28 Eylül’de yüzde 2,33 olan ortalama doluluk, dün itibarıyla yüzde 0 olarak ölçüldü. Bu dramatik düşüş, BUSKİ'nin 1 Ekim'den itibaren devreye soktuğu ve ilgili altı ilçede günde 12 saat süreyle uygulanan planlı su kesintilerini zorunlu kıldı. Günlük 525 bin metreküp su tüketen Bursa'nın acil su ihtiyacının bir kısmı, bu süreçte Çınarcık Barajı'ndan alınan günlük 100 bin metreküp su, kuyular ve pınar kaynaklarından temin edilmeye çalışılıyor.
TARIM TEHLİKESİ: SOFRALARIMIZ NE OLACAK?
Su krizinin en derin ve ulusal boyutu, Bursa Ovası'ndaki tarımsal üretimi tehdit etmesidir. Bursa, şeftali, armut, incir, domates ve fasulye gibi birçok meyve ve sebzeyle Türkiye'nin gıda ihtiyacına büyük katkı sağlamaktadır. Yaşanan kuraklık, bu ürünlerin rekoltesini ve kalitesini doğrudan etkileme riski taşımaktadır. Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, bu tehlikeye dikkat çekerek krizin insani boyutunu gözler önüne serdi. DOĞADER Başkanı Murat Demir, "Bursa'da su sadece içmek için değil, Türkiye'nin sebze ve meyve ihtiyacı için de çok önemli. Bu sorun önümüzdeki günlerde de devam ederse, artık sofralarımızda, domates, patlıcan ve şeftali gibi sebze ve meyveleri de göremeyeceğiz" ifadelerini kullanarak durumun vahametini ortaya koydu.
SAMSUN İÇİN DERS: VAHŞİ SULAMADAN VAZGEÇİLMELİ
Krizin bu denli derinleşmesinde, su kaynaklarının etkin yönetilmemesi ve özellikle tarımda uygulanan yanlış yöntemler öne çıkıyor. Demir, Bursa'da hala "vahşi sulama" denilen, suyun büyük ölçüde israf edildiği sulama biçiminin uygulandığını belirtiyor. Yetkililerden alınan bilgilere göre, bu yöntemin terk edilmesi, tarımsal sulamada damla sulama ve yağmur sulama gibi daha modern ve verimli sistemlere geçilmesi gerekiyor. Bu geçişin sağlanması için Devlet ve yerel yönetimlerin çiftçiye teşvikler ve destekler sunması hayati önem taşıyor. Karadeniz Bölgesi ve Samsun gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgeler için bu kriz, su yönetim politikalarının ve sulama yöntemlerinin acilen gözden geçirilmesi gerektiği yönünde bir ciddi uyarı niteliğindedir. Aksi takdirde, gelecekte benzer manzaraların Karadeniz illerinde de görülmesi kaçınılmaz olabilir.
Haber Merkezi