Derecik Mezarlığı'nda Sessiz Çığlık...

Derecik Mezarlığı'nda Sessiz Çığlık...

Hazır

Giriş: 10.11.2025 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 21:55
Geçtiğimiz cuma günü Derecik Mezarlığı'nda gördüğüm manzara, gerçekten çok üzücüydü. Hemen girişte, iş makineleri ile yerinden sökülen mezar kalıntıları betonlar üst üste toplanmış bir köşeye. 'Mezar...

Geçtiğimiz cuma günü Derecik Mezarlığı'nda gördüğüm manzara, gerçekten çok üzücüydü.
Hemen girişte, iş makineleri ile yerinden sökülen mezar kalıntıları betonlar üst üste toplanmış bir köşeye.
'Mezar taşı mezarlığı' adeta.
Biraz daha ilerleyince, heyelanın yoğun yaşandığı yer, adeta deprem olmuşçasına bir görüntüye sahipti.
Sanki depremden binalar yıkılmış yerle bir olmuş gibi.
Her yer beton yığınları.
Toprakların üzerinde ise kabirlerde yatanların isimlerinin olduğu başlıklar sıralanmış tek tek.
Görevliler, tek tek, ada parsel numarasını kontrol edip, mezar yerlerini belirliyor ve bir yandan iş makineleri beton kalıntıları kamyonlara yüklüyor.
İnanılmaz görüntüler.
Aslında Derecik Mezarlığı'nda yaşanan manzara, yürek burkucudan da öte; 
Bölgedeki çok katlı binalar açısından kaygı verici bir tablonun habercisi gibi.
Engel olunamayan heyelan, sadece toprağı değil, ölülerimizin huzurunu, hayatta kalanların da güvenini yerle bir etti. 
Aylardır mezarlar kaydı, taşlar devrildi, birbirine giren kabirler, doğanın gücü karşısındaki çaresizliğimizin sessiz tanıkları oldu.
Evet orada şimdi farklı sessiz bir çığlık daha var resmen.
Ben de şimdi yazdığım bu köşede o çığlığı seslendiriyorum bir bakıma.
Büyükşehir Belediyesi'nin, "mezarların karışmaması" için başlattığı çalışma, vicdanları bir nebze olsun rahatlatma çabası belki. 
Ancak bu görüntüler, yakınlarının gözünde tarifsiz bir endişe ve hüzne yol açtığı gerçeğini değiştirmiyor.
Toprak yapısı açısından, altından akan yer altı suyu bakımından, yanlış yere yapılan, plansız, programsız düzenlenen şehir mezarlığının geldiği nokta bu.
Ölülerimizin bile huzur bulamadığı bu ortam gözümüzün önünde 'birçok şey anlatırken';
Toprağın altındaki sevdiklerimizin, yakınlarımızın bir daha rahatsız edilmeyeceği, heyelan olmayacağı güvencesini kim verebilir ki?
Çünkü önlenemez bir doğa hareketi bu.
Kaldı ki; bu konuyu gündeme taşımamdaki asıl konu, asıl endişe, asıl neden, Derecik Mezarlığı'nın hemen yanı başında aynı zeminin devamında yükselen yeni yeni çok katlı binalar.
Aynı toprak yapısının, aynı riskli zeminin devam ettiği alanlarda, kat kat yükselen binaları nasıl açıklayacağız? Yetkililer kendilerine nasıl açıklıyor o ayrı bir soru.
O ruhsatlara imza atarken Derecik Mezarlığı, orada yaşanan heyelan, her anlamda akıllarına gelmiyor mu acaba?
Allah korusun, ya oralarda da toprak kayması başlarsa, ne yapılacak dozerlerle neye, nereye girecekler, ne çalışması başlatacaklar, onu kendilerine soruyorlar mı?
Mezarlıkta aylardır heyelanı durduramadığınız bir zeminde, insanlarla dolu ve dolacak bu riskli toprak üzerinde yapılan yapı stoklarına nasıl izin veriliyor? 
Bunu izah edecek olan var mı?
Gerekli zemin etütleri ve önlemler gerçekten alınıyor mu, ona göre mi kat izni veriliyor yoksa, bir 'emsal' tutturmuş gidiyorlar mı?
Ya da bu topraklar üzerinde her türlü tehlikeye rağmen, beton zihniyeti rantının önü mü açılıyor?
Hakkımız değil mi bunu bilmek.
Canik'te baba ile iki çocuğu bilseydi o akaryakıt istasyonunun yıkama yerinin kaçak ve heyelan riskli olduğunu, girer miydi aracını oraya yıkamak için.
Şimdi hayatta olmazlar mıydı?
Bakın değerli okurlarım.


Bu, sadece bir mezarlık meselesi değil, can güvenliği meselesidir. 
O bölgede, sürekli toprak hareketi varken, yollar çökerken, çok katlı binalar yapılmasına izin verilmesi, inanılır gibi değildir.
Derecik Mezarlığı gibi minimal düzeydeki yatay mimaride bile durdurulamayan heyelanın, o çok katlı binaları etkilemesi halinde yaşanacakları düşünebiliyor musunuz?
O nedenle;
Öncelikle Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda halka açık, net ve bilimsel verilere dayanan bir açıklama yapması elzemdir.
"Buralarda heyelan riski yok, çok katlı binalar risksiz" deniliyorsa, mezarlıktaki manzara ile bu söz nasıl bağdaştırılacak? onu da izah etmeleri gerekir.
Mesela çevre yolundaki heyelanı yol göçüğünü de izah etmeliler.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerini de göreve çağırıyorum. 
Bu bölgedeki yapılaşma ve zemin riski konusunda acilen inceleme başlatmalı, alınan ve alınmayan önlemleri kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşmalıdır.
Mezarlık devamındaki bölgenin heyelan haritası ve toprak yapısı da kamuoyu ile paylaşılmalı.


Allah korusun, Derecik Mezarlığı'nda yaşananlar, o zeminler üzerinde yaşayan insanlarımızın başına gelirse, bunun vebalini kim, nasıl üstlenecek? 
Bu soruların cevabını duymak, hepimizin hakkı.
Birileri artık çıkıp konuşmalı. Sessizlik, korkularımızı büyütmekten başka bir işe yaramıyor.
Ve Samsun Valiliği de acilen bu konuda tüm kurumlardan kapsamlı bir rapor isteyerek, Samsun halkının endişelerini gidermelidir.
Bu görevden daha çok, toplumsal sorumluluk açısından ödevdir de.
Bu arada Büyükşehir Belediyesi mezarlıklarda yaptığı çalışmalarda, mezar sahiplerini de acilen bilgilendirmeli ve mezarlıkların yerleri sabitlenmeli.
Bunu bir öneri olarak söylüyorum.
Ayrıca mezarlık görevlileri de bu çalışmalara katılmalı.
Çünkü konulan mezar başlıklarını çok dağınık gördüm ve yerlerin kaymalarla değişme ihtimali de var.


Umarım yıkım öncesi fotoğrafları çekilmiştir, çalışma yapılan alanların.
Yoksa büyük eksiklik olur.
Anlatmaya çalıştığım gibi;
Derecik Mezarlığı'nda yaşanan yürek burkan görüntüler aslında çok şey anlatıyor.
Özellikle beton rantı açısından.
Mezarlıkta durdurulamayan heyelanı görüp, aynı zeminin devamında çok katlı yapılara ruhsat verilmesi bunun en açık örneği.
Tabi ki anlayana.
Anlamak isteyene.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap