Paylaş

Dillerin Şenliği Ramazan Manileri

Ekleme: 20.02.2026 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 19:48

Eski günlerin o kendine has dinginliğinde, sahur vaktinin sessizliğini dağıtan davul sesi yalnızca uykudan uyandırmaz; sokağa bir yaşama sevinci taşırdı. Işıkların birer birer yandığı o anlarda, davul...

Eski günlerin o kendine has dinginliğinde, sahur vaktinin sessizliğini dağıtan davul sesi yalnızca uykudan uyandırmaz; sokağa bir yaşama sevinci taşırdı. Işıkların birer birer yandığı o anlarda, davulcunun sesi evlerin duvarlarından süzülüp yastığımıza ulaştığında, sözcükler birer nakış gibi işlenirdi belleğimize. Bu ses, halkın kendi öz diliyle dokuduğu, bazen dertli bazen şen ama her zaman içten olan o ünlü manilerin sesiydi. "Besmeleyle başladım, her işimi başardım, Rabbim nasip eylesin, nur içinde yaşarım" diyerek sokağa adım atan davulcu, aslında bir ibadetin sevincini tüm mahalleyle paylaşırdı. O dönemlerde mâni demek, yalnızca uyaklı dört satır değil; komşunun komşuya, davulcunun haneye gönderdiği bir esenlik dileğiydi. "On bir ayın sultanı, geldi yine can canı, inananların bayramı, kutlu Ramazan bu" diyerek gecenin karanlığını aydınlatırdı bu duru sözler.

​Davulcu bazen kapıların ardındaki sessizliğe bir sitem, bazen de bir hatırlatma bırakırdı. "Anca geldim kapınıza, selam verdim hepinize, selamımı almazsanız, bir daha gelmem kapınıza" diye seslenirken, aslında mahalleliyle arasındaki o görünmez gönül köprüsünü canlı tutmak isterdi. Hele o sahur sofralarının bereketi dizelere döküldüğünde, iştahlar daha bir kabarır, uykular büsbütün dağılırdı. "Vişne dalı eğilir, yemişi çok sevilir, sahurda börek yemek, tadı başka bilinir" diyen sese kulak vermemek ne mümkün? Ancak bu sesin içinde yalnızca övgü değil, bazen de yamağın hakkını arayan o kıvrak zekâ gizliydi. "Eski cami direk ister söylemeye yürek ister benim karnım tok ama arkadaşım börek ister" diye haykıran davulcu, mahallelinin el açıklığına ince bir yoldan değinirdi.

​Eğer kapılar geç açılırsa bu kez yerinmesini en tatlı yoldan dile getirirdi; "Deniz altı derinden, sesi gelir geriden, şu kapıyı açan yok mu, ses geliyor içeriden" derken, aslında ev halkını o ortak sahur birliğine çağırırdı. Ramazan yalnızca bir dayanma ve dayanışma ayı değil, aynı zamanda bir gülümseme ayıydı ve "Akşamdan pilavı pişirdim, yine karnımı şişirdim, çok yemişim galiba, uykumu yolda düşürdüm" diyen o şakacı sesler, bu gerçeği her gece anımsatırdı bizlere. Emek payı toplama vakti geldiğinde ise maniler birer şenlik havasına bürünür, "Emeğimi almadan gitmem, kimseye yakınmam, bana hakkım verilmezse buradan asla gitmem" dizeleriyle sokaklarda bir bayram soluğu estirilirdi. Bugün belki o taş sokakların yankısı azaldı ama "On bir ayın sultanı, gidiyor canın canı, gelecek yıl bekleriz, unutma sakın beni" seslenişi hâlâ bir yerlerde, çocukluğumuzun bir köşesinde saklı duruyor. Bu maniler, bizim toprağımızın kokusu, soframızın tuzu ve bizi biz yapan o köklü kardeşliğin en yalın anlatımıdır.

Hepinize iyi Ramazanlar diliyorum.

Not: 23 Şubat 2026 Pazartesi akşamı Teravih 'ten sonra Terme Belediyesi Ramazan sokağında Terme'li hemşerilerimle birlikte olacağım. Türk Müziğinin güzel eserlerini birlikte söylemek isteyen herkesi saz arkadaşlarımızla birlikte bekliyoruz.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.