Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sel felaketlerinden sonra 'Doğayla oyun olmaz, gün gelir intikamını' alır demişti.
Ama gelin görün ki; Samsun'da doğayla öyle oyunlar oynanıyor ki; inanılmaz işler.
Aslında çoktan unuttuk da, son facia ile birlikte kamu vicdanı hatırlattı.
Allah'ın yarattığı derenin yatak yolunu 'imar işlerine uymadığı' için değiştiren Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin geçmiş yönetiminin 'Doğayla imar oyunu' bu nedenle tekrar gündeme geldi.
Türkiye'nin yüreğini yakan ve aynı aileden 3 kişinin yaşamını yitirdiği heyelan olayı bir akaryakıt istasyonunda yaşanınca;
Tabi ki, akıllara da SBB'nin akaryakıt istasyonu için İlkadım ilçesi Polatlı Bulvarı'nda ihaleye çıktığı arsa için dere yatağının güzergahını değiştirilme olayı gündeme yeniden geldi.
Şaka gibi değil mi?
Doğanın, doğal ortamı 'bizimkilerin imar işine uymayınca, haritayı değiştirme gereği duymuşlar.’
Şaka değil gerçek bu olay.
Hozan Deresi’nin yatağı değiştirildi.
Akaryakıt istasyonu yeri olarak ihale edilen arsa, 2023 yılında böyle bir operasyona tanık oldu. Operasyonu da SASKİ yaptı.
Derenin yatağını değiştirip karşıdaki yatağa bağladı.
Akaryakıt istasyonu için arsa hazır hale getirildi.
O zaman çok gündeme getirildi.
SBB'nin mimar olan eski Başkanı, yanlış hatırlamıyorsam 68 milyon liraya burayı ihale etti.
Bazı yatırımcılar da dere yatağı olduğu için ihaleye girmedi, bizim de o nedenle haberimiz oldu zaten.
DSİ'den de görüş istenilen ancak DSİ görüşünün verilip verilmediği açıkçası bilmiyorum. Yazı var, yanıtını göremedim, ya da bana ulaşmadı.
Zaten geçtiğimiz aylarda CHP'li SBB Meclis üyesi Hasan İpek, yeni yönetime aynı konuyu sormuş. DSİ yazısı var mı diye!
Dere yatağının değiştirilmesinin tehdit oluşturduğunu öne süren bazı yatırımcılar, 'tehdit oluşturduğundan' ihaleye girmediklerini de o zaman söylemişti. O dere yatağına akaryakıt istasyonu yapıldı mı bilmiyorum.
Ama o dere yatağı bir gün eski yerinden gitmek için harekete geçer mi, geçerse ne olur, Atakum'daki sellerden Lovelet'ten çok iyi biliyorum.
Can kayıplarına neden olan 13 yıl önceki sellerde Atakum'da 3 harfli marketlerin birinin arkasından girip önünden çıkmıştı Pelitköy’den inen sel suları; onu bizzat görmüştüm.
Benim aracım da büroya gitmek isterken sel sularına kapılmış ve pert olmuştu.
Yani doğayla oyun olmaz.
Doğaya ameliyat yapılmaz.
Heyelanlı arazilere yatay, dikey, sök tak adı altında imar uygulanmaz.
Dere yatağıyla oyun olmaz.
Allah o dere yataklarını bir düzen içinde oluşturmuş ve eğer sen onunla oynarsan, bir gün gelir, 'facialara yol açabilir.’
Ne kadar ders oldu, ne depremler yaşandı dere yataklarındaki, heyelanlı arazilerdeki binalar yıkıldı, canlar gitti;
Çok çabuk unutuyoruz.
Bayraktepe'ye, Kürtün'e ameliyat yapmak için çok çabalayanlar da aynı zihniyetti aslında.
Samsunlular olmasa, kim bilir neler yapılmıştı, ne facialara zemin hazırlanıyordu.
Şimdi Samsunlular, sosyal medya hesaplarından "Yaşanacak bir facianın sorumlusu kimler olacak" diye soruyor.
Sormasınlar mı?
Binayı yapanlar suçlu da, onun yapmasına izin verenlerin hiç mi suçu yok.
O yapıları oraya yapanlar, kendi başına mı yaptı projeleri, kendileri mi onayladı?
Dere yatağının güzergahı değiştirilirken, o SBB'nin meclis üyeleri ne iş yapıyordu mesela.
Ya da Lovelet'in imara açılmasına el kaldıran belediye meclis üyeleri, hiç mi sorumlu değil, daha önceki sel faciasından, geçen gün yaşanan heyelandan ve sonra yaşanması muhtemel 'olaylardan.’
Biz teknik adam değiliz ama onlarca kez yazdık bu konuda.
Yazdık da ders aldılar mı sanki.
Rant uğruna 'toplu mezarlar dolu her yerde.’
Kim ne zaman, o mezarın altında kalacak biliyor mu?
6 Şubat depreminde binlerce vatandaşımız, bu ihmallerin, bu vurdumduymazlığın kurbanı olmadı mı?
Sadece Ebrar sitesinde yüzlerce kişi hayatını kaybetmedi mi?
Canik'teki akaryakıt istasyonunda arabasını yıkamaya giden aile 'biliyor muydu' bu yaşayacaklarını, birkaç saniye içinde hayattan koparılacaklarını.
Bakın bu işlerin, cezai sorumluluğu zaten olmalı da;
Vebali de var.
Değmez.
Ne o ranta değer, ne kazanacağınız paraya, ne de hatırlı kişilere menfaat sağlamak için heyelanlı arazileri imara açmaya, ne de siyasi ikbale.
Gerçekten değmez.
Doğayla oyun olmaz, karşı çıkmak olmaz.
Gün gelir, o vicdan hesabı hepsinden ağır basar.
Makamlar, mevkiler gittikten sonra 'geri kalan hayat kabusun olur', inanın.
Çiğdem, Adem, Aylan, Açelya!
Bu isimleri unutmayın.
Onlar 'Samsun'daki son ihmal ve rant faciasının kurbanları'
Ne zaman önünüze 'vicdanınızın kabul etmediği bir teklif gelirse' bu isimleri hatırlayın.
Bakın görün 'değmez'
Anlarsınız.
Unutmayın. ’Hiçbir şeye değmez’.