Hani komik bir söz vardı ya: “İyi ki hakim değilim, kimi dinlesem ona hak veriyorum!” diye.
Ben de son zamanlarda ilgimi çeken bazı sosyal medya paylaşımlarının altındaki yorumlara bakınıyordum.
Oradaki yorumlarda kiminin şaşılacak derecede yanlış bakış açısını, kiminin doğru, kiminin de o doğru yazandan daha doğru olduğunu görüyor ve hakim esprisine dönüşüyordum.
Tabii bunlar benim kendi kendime, çok da dışıma taşmadan, içimde evirip çevirdiğim değerlendirmelerdi.
Lakin çok fazla yorum okuyup, çok fazla bakış açısına karışınca da geri çekilip “Ben ne yaşıyorum yahu?” dediğim evre de olmuştur: Öyle bir zihinsel karışıklık!

Bunları yaşlara, yaşların getirdiği toyluklara ya da olgunluklara yorup dururken karşıma bir görsel çıktı.
O görsele bakınca da zihnim durmadan içimin kıyılarına yazdı da yazdı.
Ben de güncelde yaşadığım tüm bu karmaşalara ve başkalarının da bu sorgulayan karmaşalara bulaşabileceği ihtimalini göze alarak yazma kararı aldım.
Aa, bir de dolunay yaklaşıyor (5 Kasım) ve aynı zamanda Merkür retrosu da! (9-29 Kasım)
Her zaman olmasa da gökyüzündeki hâller, ruh hâlimizde dalgalanmalar yapabiliyor.
Tüm bu denge şaşırtan güncellemelerin toplamında başlıyorum içimi dökmeye…
Görselde kendi hâlinde uçan bir kuş ve ona bakıp, birinin “Ne kadar yalnız…” diğerinin “Ne kadar özgür…” yorumunda bulunduğu başka iki hayvan çizilmiş.
Durum tam da sosyal medyadaki haklı yorum-haksız yorum olayına benziyor.
Bu paylaşımın altına bir de söz iliştirilmiş: “Olanları oldukları gibi görmüyoruz, olanları olduğumuz gibi görüyoruz.” diye…
İşte tüm bu kombinasyon, kafamın içindeki curcunayı kesip attı.
Herkes bildiğince, algıladığınca görüyor ve sunuyor hayata.
Zaten çoğu zamanlar bize olan davranışları da yine bizimle değil, kendi iç dünyalarıyla ilgili.
Hem belki de bu görseldeki gökte uçan kuşa fikrini sorabilseydik, o da bambaşka bir cümleyle çıkardı karşımıza, bambaşka bir bakış açısıyla…
Evet, hiçbir zaman özdeki hakikati bilemiyor ve kendi algımızda bir şeyler söylüyor da söylüyoruz.
“Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.” atasözündeki gibi de hep kendi aklımızı beğeniyoruz.
Tüm bu yorumlar, bu görsel ve kendi düşünce yumağı hâlimin sonucunda; olaylara bakış açılarının kişilerin kendi içiyle alakalı olabileceği hakikatini unutmadan, birçok negatif bakış açısına takılı kalmadan ama tüm bu yorumların içinde içi aydınlanmış olanların da olabileceğinin farkına vararak, onların kıymetli bakış açılarının ehemmiyetini göz önüne alarak yaşam yolculuğuma devam ediyor ve bu yoğun düşünce kasırgasından çıkıyorum.
Sizi de bu fırtınaya dahil ettim ama buralardan kendinize bambaşka bakış açıları çıkaracağınızı biliyorum.
Ee, hayatın tadı da böyle çıkıyor, ne yapalım? :)