Eğitim-İş'in raporunda yer alan verilerde; Eğitimin piyasalaşması, bu dönemde velilerin en büyük sorunu haline geldi. Devlet okullarında "bağış" ve "kayıt parası" adı altında 10 bin TL ile 100 bin TL arasında değişen ücretler talep edilmeye devam edilirken, anayasal bir hak olan parasız eğitim ilkesi fiilen ortadan kalkmış durumda. Rapor verilerine göre, bir öğrencinin okula başlama maliyeti yaklaşık 65 bin TL'ye ulaşırken, kırtasiye ürünlerindeki fiyat artışı geçen yıla oranla %60'ı buldu. Özellikle asgari ücretli aileler için çocuk okutmak artık ciddi bir ekonomik kriz haline dönüşmüş durumda.
611 BİN ÇOCUK OKULUN DIŞINDA KALDI
Zorunlu eğitime rağmen Türkiye'de okullaşma oranlarındaki düşüş korkutucu boyutlara ulaştı. 2024-2025 verilerine göre, zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen toplam 611 bin 612 öğrenci okul sisteminin dışında kalmış durumda. Özellikle ortaokul ve lise düzeyinde net okullaşma oranlarının azaldığı görülürken, bu durumun çocuk işçiliği ve erken yaşta evliliklerin önünü açtığı vurgulanıyor. Ayrıca büyükşehirlerdeki "servis zulmü" ve derslik yetersizliği nedeniyle devam eden "ikili eğitim" sistemi, öğrencilerin gün ışığından mahrum kalarak karanlıkta yollara düşmesine neden oluyor.
MESEM’LER: DEVLET ELİYLE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ
Raporda, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) bir eğitim modeli değil, "çocuk işçiliği mekanizması" olarak nitelendiriliyor. 500 bine yakın çocuğun bu sistemle sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulduğu, pedagojik gelişimlerinin hiçe sayıldığı ve bugüne kadar 17 çocuğun iş kazalarında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Eğitim-İş, çocuk emeğinin sömürülmesine ve çocuk ölümlerine yol açan bu yapının derhal kapatılması gerektiğini savunuyor.
OKULLARDA HİJYEN VE BESLENME KRİZİ
Okulların fiziksel koşulları, 2025-2026 döneminde de sağlık ve güvenlik açısından sınıfta kaldı. Kadrolu yardımcı personel eksikliği nedeniyle temizlik hizmetlerinin yapılamadığı, okul tuvaletlerinde sabun ve peçete gibi en temel malzemelerin dahi bulunmadığı rapor ediliyor. Derinleşen yoksulluğa rağmen öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içilebilir su sağlanmaması, çocukların aç ve susuz şekilde derslere girmesine neden olarak eğitim hakkını ihlal ediyor.
EĞİTİM EMEKÇİLERİ VE MÜCADELE PROGRAMI
Raporun sonuç bölümünde, eğitim emekçilerinin alım gücünün düştüğü, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz çalıştırma modellerinin yaygınlaştığı ve mülakat uygulamalarıyla liyakatin yok edildiği vurgulanıyor. Eğitim-İş, ÇEDES ve Maarif Modeli gibi projelerle eğitimin dinselleştirilmesine ve Atatürk’ün müfredattan silinmesine karşı "aydınlanma mücadelesini" sürdüreceğini ilan etti. Sendika; laik, bilimsel, parasız ve kamusal bir eğitim sistemi kurulana kadar geri adım atmayacağını kararlılıkla ifade ediyor.
Tuğçe Gevşek