Fındık piyasasında yaşanan düşüş, ne yazık ki yeni bir senaryo değil; ama bu yılki fiyat hareketleri, manipülasyonun ve üretici üzerindeki baskının ne kadar organize olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yüksek rekolte söylentileri, finansal zorluklar ve kurumsal belirsizlik... Tüm bunlar, fındığı düşük fiyattan kapatmak isteyen büyük alıcının elini güçlendiren bir zemin hazırladı. Oysa hepimiz biliyoruz: Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan zirai don riskleri ve diğer olumsuz hava koşulları nedeniyle gerçek rekoltenin açıklanan iyimser rakamların çok altında olduğu piyasa kulislerinde konuşuluyor. Arz, iddia edildiği gibi bol değil. Eğer arz gerçekten kısıtlıysa, fiyatların düşüşü tamamen psikolojik baskı ve finansal dayatma demektir.
Bu baskının en manidar ve düşündürücü yanı ise, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) duruşudur. TMO'nun asli görevi, serbest piyasadaki tekelleşme ve baskı karşısında üreticiyi korumaktır. Ancak TMO'nun, piyasa beklentilerinin gerisinde kalan (örneğin 195 lira gibi) bir fiyatta ısrar etmesi, tam tersi bir etki yaratıyor. TMO fiyatı, piyasayı yukarı çeken bir taban olmak yerine, büyük alıcılar için bu fiyattan aşağı inme serbestisi veren bir referans noktası haline geliyor. Devletin müdahalesinin zayıf kalması, üreticiyi koruma misyonuyla çelişiyor ve büyük alıcıların işini kolaylaştıran manidar bir durum ortaya çıkarıyor.
Peki, bu oyunu kim bozacak? Çok açık, Fındık üreticisinin kendisi. Üreticinin paniklemesi, piyasadaki en büyük alıcının ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz. Fiyatın düştüğünü gören, acil nakit ihtiyacı olan veya daha da düşer mi? Korkusuna kapılan her üreticinin satışı, piyasaya fındık arzını artırır ve fiyat makasını alıcının lehine daha da açar. Şimdi tam zamanıdır; üreticinin uyanık davranma ve inat etme zamanıdır.
Fındık, kimileri için bir ticari meta olabilir; ancak üretici için o, bir yılın emeği, çocuğunun eğitimi, ailesinin geçim kaynağı ve geleceğe dair tek teminattır. Fındık; acil nakit baskısı altında, değerinin altında feda edilecek bir ürün değildir. Bu zorlu dönemde yapılması gerekenler nettir. Fiyat, maliyetlerinizin altındayken fındık satmak, emeğinize ihanettir. Satışları, sadece mutlak ihtiyacınız kadar küçük partiler halinde gerçekleştirin. Piyasaya giren fındık miktarını minimumda tutmak, alıcıların tedarikini zorlayacak ve onları mecburen fiyat artışına zorlayacaktır. Fındığı elinizde tuttuğunuz her gün, alıcının baskısı artacak ve eninde sonunda istediği fiyattan alım yapamayacağını anlayacaktır. Bu süreçte acil finansman ihtiyacınızı, eğer mümkünse, fındığınızı feda etmeden başka yollarla çözün.
Unutmayalım ki, bu piyasada arzın patronu üreticidir. Birleşin, direnin ve fındığınızı inatla elinizde tutun. Büyük alıcının stok hedefine ulaşamadığını gördüğü an, fiyatlar mutlaka hak ettiği seviyeye geri dönecektir. Oyun bozulacaksa, bu sadece ve sadece üreticinin ortak direnciyle mümkün olacaktır.
Kimse kimseye kıyak yapmıyor. Fındığın dünya piyasasındaki değeri neyse bunu üretici değerlendirsin, üretici kazansın. Stokçular değil.
Fındıkta ki bu oyunu bozmak üreticinin kendi elindedir. Sabır ve inatla bekleyin.