İnternette gezinirken hiç kendinizi bir labirentin içinde, çıkış kapısını ararken buldunuz mu? Eminim buldunuz. Özellikle de bir aboneliği iptal etmeye veya bir mail listesinden çıkmaya çalıştığınızda.
Bir tasarımcı olarak size işin mutfağındaki o kirli sırrı vereyim: O "İptal Et" butonunu bulamamanız sizin beceriksizliğiniz değil; o butonun bulunmamak üzere tasarlanmış olmasıdır.
Biz buna sektörde "Dark Pattern" (Karanlık Tasarım) diyoruz. Ve maalesef internet, bu dijital kapanlarla dolu.
"Üye Ol" Butonu Neon Işıklı, "İptal Et" Butonu Görünmez
Dikkat edin; bir uygulamaya üye olurken veya "30 gün ücretsiz dene" teklifini kabul ederken her şey ne kadar kolaydır. Butonlar kocaman, renkler canlı, yazı tipleri okunaklıdır. Sistem sizi içeri çekmek için kırmızı halı serer.
Ama iş "Ben artık bunu kullanmak istemiyorum" demeye gelince, o kırmızı halı bir anda mayın tarlasına dönüşür.
İptal butonu genelde en alt sayfada, gri zemin üzerine gri renkle, sanki tıklanabilir bir şey değilmiş gibi yazılır. Tıklasanız bile yetmez; karşınıza "Emin misin?", "Bak çok üzülürüz?", "Sana özel şu indirimi verelim gitme" gibi 5 farklı pencere açılır. Sizi yorup, "Lanet olsun, kalsın bari" dedirtmek için tasarlanmış bir psikolojik harptir bu.
Sizi Suçlu Hissettiren Tasarımlar
Bazı otel rezervasyon sitelerinde gördüğünüz "Şu an bu odaya 15 kişi bakıyor, son 1 oda!" uyarıları... Çoğu zaman bunlar sadece sizi paniğe sürükleyip, düşünmeden satın almanızı sağlamak için oraya konulmuş kod parçacıklarıdır.
Ya da bir bülten aboneliğinden çıkarken butonun üzerine yazılan o utanç verici metinler: "Hayır, indirimleri kaçırıp aptal gibi fazla para ödemek istiyorum" seçeneğini işaretletmek... Buna "Confirmshaming" (Onay utandırması) deniyor. Sırf sistemden çıkmak için kendinize hakaret etmenizi istiyorlar.
Kapıdan Girmeden Önce Çıkışa Bakın
Dijital dünyada artık "kullanıcı" değil, "av" konumundayız. Bir tasarımcı olarak tavsiyem şudur: Bir uygulamaya, bir siteye kart bilgilerinizi girmeden önce, "Giriş" kapısının ihtişamına değil, "Çıkış" kapısının nerede olduğuna bakın.
Eğer bir sistem size girerken "Hoş geldin" demek için 5 saniye, çıkarken "Güle güle" demek için 15 dakika harcatıyorsa, orada bir hizmet değil, bir esaret sözleşmesi vardır.
Teknoloji hayatı kolaylaştırmak içindir, bizi labirent farelerine çevirmek için değil. O yüzden o gizlenmiş gri butonları bulmaktan vazgeçmeyin. Özgürlüğünüz o küçük "X" işaretinde saklı.