İslam inancının merkezinde yer alan ve Müslümanların birlikteliğinin yegâne dayanağı olan kardeşlik, sadece bir kelime değil; inanç ve gönül yakınlığıyla sıkı sıkıya örülmüş en güçlü manevi bağı ifade ediyor. Bu bağ, kalplerin en sıcak ülfeti ve ruhların beraberliğinin en yüce tecellisi olarak kabul ediliyor.
MENFAATTEN UZAK, SAMİMİYETE YAKIN
Kardeşlik, dünyevi çıkarların ve kişisel menfaatlerin çok ötesinde, hısım akraba ilişkilerinden daha yüksek bir makamda yer alıyor. Uzun yolları ve büyük meşakkatleri göze aldıran bu yakınlık; içinde garaz, ivaz ve çıkar barındırmayan saf bir iklim sunuyor. Bu iklimde yetişen bireyler, birbirleri için sadece hayır ve güzellik dileyerek adeta birbirlerinin üzerine titriyor.
"YEKPARE BİR BİNA" GİBİ BİRLEŞMEK
Kardeşlik bilincine sahip olan bireyler, birbirlerini bütünleyerek sağlam bir yapı oluşturmanın önemini biliyor. İyi niyet ve tam bir samimiyetle kurulan bu ilişkide, yardımlaşma ve dayanışma en temel prensip olarak öne çıkıyor. Müslümanların birbirine desteği, toplumun sarsılmaz bir bina gibi ayakta kalmasını sağlıyor.
TOPLUMSAL HUZURUN ANAHTARI: DİĞERKÂMLIK
Kardeşliğin hâkim olduğu bir toplum yapısında bencillik yerini diğerkâmlığa, zulüm ise yerini adalet ve merhamete bırakıyor. Bu toplumun fertleri arasındaki ilişki; dostluk, arkadaşlık, ahbaplık, gönüldaşlık ve sırdaşlık kavramlarıyla şekilleniyor.
Gerçek bir kardeşlik ikliminde;
-
Çıkar değil, samimiyet,
-
Zorunluluk değil, gönüllülük,
-
Bencillik değil, paylaşım esas alınıyor.
Bu güçlü bağın hüküm sürdüğü yerlerde kin, nefret ve düşmanlık gibi kavramlara asla yer verilmiyor; toplumsal barış en saf haliyle yaşanıyor.
Haber Merkezi