Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş kremi kullanımı hızla artarken, uzmanlar tüketicileri ürün seçiminde yapılan kritik bir hata konusunda uyarıyor. Yapılan yeni değerlendirmelere göre, piyasadaki her ürünün cilt üzerinde aynı koruyucu etkiyi göstermediği belgelendi. Özellikle yüksek SPF değerine sahip ürünlerin sanıldığı kadar büyük bir koruma farkı yaratmadığı açıklandı. Uzmanlar, tüketicilerin güneş koruyucu satın alırken sadece etiket üzerindeki rakamlara odaklanmaması gerektiğini önemle vurguluyor.
Güneş koruyucu ürünlerde SPF 50 ile SPF 100 arasındaki koruma oranı farkının sadece yüzde 1 civarında olduğu tespit edildi. Cilt sağlığını korumak için sadece yüksek faktöre güvenmek yerine, ürünün hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı geniş spektrumlu koruma sağlamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca uzmanlar, soluma riski barındıran sprey formlar yerine losyon ve stick türü güneş kremlerinin tercih edilmesini öneriyor.

YÜKSEK SPF DEĞERLERİ YANILTICI OLABİLİR
Uzmanlar tarafından paylaşılan verilere göre, SPF 50+ özelliğindeki bir güneş kremi ultraviyole B ışınlarının yaklaşık yüzde 98'ini engelleme kapasitesine sahiptir. Buna karşın SPF 100+ seviyesindeki ürünlerde bu engelleme oranının yalnızca yüzde 99'a çıktığı görülmektedir. Bu durum, sadece yüksek SPF değerine bakarak ürün seçmenin cilt sağlığı açısından yanıltıcı olabileceğini ortaya koymaktadır. Cilt üzerinde meydana gelen hasarlar incelendiğinde, UVB ışınlarının doğrudan güneş yanıklarıyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Cildin yaşlanmasına ve uzun vadeli kalıcı hasarlara yol açan etkenin ise UVA ışınları olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle güneş kremi seçimi esnasında ürünün geniş spektrumlu koruma ibaresini taşıyıp taşımadıgı detaylıca incelenmelidir.
MİNERAL İÇERİKLİ ÜRÜNLER VE SPREY FORMDAKİ RİSKLER
Hazırlanan güncel raporda, önerilen güneş koruyucuların büyük bir kısmının mineral içerikli formüllerden oluştuğu dikkat çekmektedir. Çinko oksit ve titanyum dioksit ihtiva eden mineral ürünler, cilt yüzeyinde fiziksel bir bariyer oluşturarak ışınları yansıtmaktadır. Hassas cilt yapısına sahip bireylerde daha az tahrişe yol açan mineral kremler, uzmanlar tarafından öncelikli olarak tavsiye edilmektedir. Sprey ve toz formundaki koruyucuların pratik görünmesine rağmen solunma riski ve homojen dağılmama ihtimali taşıdığı ifade edilmektedir. Bu olumsuzluklar sebebiyle, cilt yüzeyine eşit şekilde uygulanabilen losyon veya stick formundaki koruyucular daha güvenli bir seçenek kabul edilmektedir.

GÜNEŞTEN KORUNMADA KREMLER TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Güneş kreminden tam performans alabilmek adına ürünün cilde yeterli miktarda sürülmesi ve gün içinde düzenli aralıklarla yenilenmesi şarttır. Bununla birlikte, güneş ışınlarından korunmada sadece krem kullanımının tek başına tam bir koruma sağlamayacağı belirtilmektedir. Güneşin dik açıyla geldiği saatlerde gölgede kalmak, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü gibi koruyucu aksesuarlar kullanmak gerekmektedir. Açıkta kalan vücut bölgelerini koruyan uygun giysilerin tercih edilmesi de bu sürecin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Güneş kremleri, ultraviyole ışınlarına karşı alınan tüm bu fiziksel önlemlerin tamamlayıcı bir unsuru olarak konumlandırılmalıdır. Özellikle denize girip çıktıktan, yoğun şekilde terledikten veya dışarıda uzun süre vakit geçirdikten sonra kremin mutlaka tazelenmesi önerilmektedir.
Haber Merkezi