SAMSUN | Hedef Halk Gazetesi Köşe Yazarı Ragıp Göker, Samsun'daki "ben yaparım olur" yönetim anlayışı eleştiriliyor. Kemal Vehbi Gül'den Halit Doğan'a kadar yöneticilerin bu takıntısının şehre etkileri ve Batı Park dolgu alanı projesi üzerinden yapılan değerlendirmeler.
Bu takıntının, geçmişten günümüze farklı belediye başkanları ve yöneticiler aracılığıyla Samsun'un şehirleşme ve imar politikalarında olumsuz etkiler yarattığına dikkat çekiliyor.
Ragıp Göker, bu anlayışın somut örneklerini geçmişten günümüze sıralıyor:
Kemal Vehbi Gül: Gazeteci Ferruh Çetin'in Mert Irmağı suyunun kirliliğiyle ilgili yaptığı haber üzerine, Çetin'in evindeki suyu kestirerek kendini otoriter bir şekilde ifade etmesi, "ben yaparım olur" anlayışının tipik bir örneği olarak sunuluyor. Ragıp Göker, Gül'ün doğru olmadığını düşündüğü bir konuda mahkemeye başvurmak yerine, bir yurttaşın temel hakkına tecavüz etmeyi seçtiğini vurguluyor.
Muzaffer Önder: İller Bankası Müdürüyken siyasi kaygılarla hareket ederek, şehir planlaması yerine valilik binası için gelen ödeneği zamanında değerlendirmek adına "ucube" olarak nitelendirdiği bir yapıyı şehre diktirdiği belirtiliyor.
Yusuf Ziya Yılmaz: Meslek odalarının tüm itirazlarına rağmen 20 yıl boyunca "ben yaparım olur" anlayışını sergilediği ifade ediliyor.
Mustafa Demir: Kendisi de bir mimar olmasına rağmen, aynı anlayışla Samsun'u yönettiği ve Mimarlar Odası'nın görüşlerini dikkate almadığı ima ediliyor.
Yazıda, yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'ın göreve geldiğinde bu anlayışın son bulacağına dair oluşan umutların, görev süresinin ilk yılı dolduğunda karamsarlığa dönüştüğü belirtiliyor. Özellikle Bayraktepe ve Kürtün Vadisi gibi daha önceki dönemlerde kamuoyunda büyük itirazlara neden olan projelerde "kaldığımız yerden devam" denilebileceği sinyali verilmesiyle bu karamsarlığın pekiştiği ifade ediliyor.
Son olarak, Ragıp Göker, Batı Park'taki 70 dönümlük dolgu alanı projesini, Halit Doğan'ın da maalesef bu "ben yaparım olur takıntısına" kapıldığının bir kanıtı olarak sunuyor. Projeden Büyükşehir Belediye Meclis Üyelerinin bile haberdar olmaması, yönetim anlayışının sorgulanmasına neden oluyor. Dereköy balıkçı barınağının neden olduğu çevre tahribatı ortadayken, yeni dolgu alanının olası zararlarının "hukuki çerçevede yapılıyor" savunmasıyla geçiştirilmeye çalışılması, Samsun'da "ben yaparım olur" anlayışının devam ettiğinin en güçlü kanıtı olarak gösteriliyor.
YAZININ TAMAMI LİNKTE
TIKLA OKU | İşte Ragıp Göker'in "Samsun'daki Ben Yaparım Olur Takıntısı" başlıklı köşe yazısı
Haber Merkezi