Apartman görevlimizin dünyalar güzeli ve bir o kadar da terbiyeli, ayrıca eğitimini de başarıyla sürdüren bir kız çocuğu var.
Bu yıl, liselere giriş sınavı (LGS) yapıldığındasınav sonucunu en çok merak ettiğim sonuçlardan biri de bu kızımıza aitti.
Fen liselerinden birine girmeyi, olmazsa Samsun Anadolu Lisesini kazanmayı çok istiyordu.
Sonuçlar açıklanır, açıklanmaz Atatürk Anadolu Lisesini kazandığını söylediğinde çok sevinmiş, ‘’Ne güzel kızım, eve de çık yakın’’ demiştim.
‘’İyi ama okul, Araştırma Hastanesi’nin yakınında’’ diye cevap alınca bir anda şaşırmıştım.
Evimiz Bahçelievler Mahallesindeki DSİ 7.Bölge Müdürlüğüne çok yakın ama ben Atatürk Anadolu Lisesinin diğer benzerleri gibi imam hatip lisesi yapıldığını unutmuşum.
Apartman görevlisikomşumuz,kız çocuğunu sınavla kazandığı halde evinden uzak o okula göndermesi durumunda servis parasını denkleştirebilecek mi bilemem ama sırf servis parası bütçelerini zorladığı için çocuklarını kazandıkları halde bile evlerinden uzak okullara gönderemediklerini biliyoruz.
Velilerin çocuklarını İHL’ne göndermeye zorlamak için mi yapılıyor bunlar bilemem ama buna rağmen imam hatip okullarındakontenjanlar dolmuyor.
Çoğuimam hatip okullarındaki kontenjan açıklarının izahı da bu neden olsa gerek.
Atatürk Anadolu Lisesi gibi, şehir merkezindeki Namık Kemal, Mithat Paşa Kız Liseleriyle, Sağlık Meslek Lisesi ve benim de mezun olduğum Devrim Lisesi İmam Hatip Lisesine dönüştürüldü.
Şehit İlhan Hamlı Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ile Ticaret Lisesini de sayarsak, şehir merkezinde sanırım 19 Mayıs Lisesi, Gazi Anadolu Lisesi ve Samsun Anadolu Lisesi dışında başka lise kalmadı.
Diğer bütün okullar İmam Hatip Lisesi yapıldı.
Namık Kemal ve Mithat Paşa liseleri gibi düz liseler hala var ama hepsi şehrin dışına taşında.
Onlara ait binaların tabelalarında şimdi ‘İmam Hatip’ yazıyor.
İmam hatip liselerine karşı biri değilim.
Amcamın yanı sıra, iki kız kardeşimin dört kız çocuğunu da İmam Hatip Liselerinde okutmuş bir ailenin ferdi olarak, bana bu suçlamayı yapacak olanın da alnını karışlarım.
İmam Hatip Liseleri, meslek lisesi olarak kuruldu.
İlk imam hatip liselerinin, medreselerin kapatılmasının ardından 1924 yılında kurulduğunu ama fazla ilgi görmeyince daha sonra kapandığını ancak, CHP’nin 1947 yılında yapılan 7. Kurultayında Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, din görevlisi sıkıntısının ulaştığı had safhayı örneklerle anlatarak, ölüleri zamanında gömmek için imam bulunamadığını söylediği konuşmasından sonra yeniden açılmasına karar verildi.
Bunun üzerine Ankara ve İstanbul’da imam hatip kursları açılır ancak, İmam hatip liselerinin yeniden açılması Demokrat Parti iktidarı zamanında gerçekleşir.
Geçmişte İmam hatip liselerinden mezun olanların, üniversitelere girerken zorluklar yaşadığını biliyorum.
Bürokratik oligarşinin, imam hatip mezunlarıyla diğer meslek lisesi mezunlarına bu konuda zulüm yaşattığı doğrudur.
Meslek lisesi olarak kurulmuş olsa da, İHL mezunlarının da eğitimlerini diledikleri üniversitede sürdürme hakları vardır.
Günümüzde eğitim camiasının tamamına yakınını, İHL ve onun devamı olan İlahiyat fakültelerinden mezun olanlar tarafından yönetiliyor.
Bürokratik kararların çoğu da bu okullardan mezun olanlar tarafından alınıyor.
Ve fakat
Merkezdeki okulların tamamına yakını İHL’ye çevrilirken, bu kararların uyandırdığı algı,İmam hatip mezunları, geçmişte yaşadıkları zulmün intikamını alıyorlar gibi algılanıyor.
Bu durumun, İHL’ne duyulan sempatiyi nefrete dönüştürmesinden korkarım.
Haksız mıyım?.