Paylaş

İnat, Kibir..

Ekleme: 01.06.2026 10:00

Geçmişten bugüne bakın, inat ve kibir siyasetçinin hep sonu olmuştur.Örnekleri çok.Uzağa bakmayın Samsun'da da örnekleri oldu.Özellikle kendisinin en güçlü olduğu zamanda 'inat ve kibir' içine giren siyasetçi, etrafındaki kalabalığın, alkışlayanların, 'dalkavuklardan' ibaret olduğunu göremez.O nedenle de, 'Ben yaptım oldu' sanmaya devam eder.Ve bu kişiler;Hatalarını da görmek istemez, tam tersine üstüne gider.Çevresindekiler o sırada ne mi yapar?'Kral çıplak' demeyi boş verin; 'Yaşasın bizim kra...

Geçmişten bugüne bakın, inat ve kibir siyasetçinin hep sonu olmuştur.

Örnekleri çok.

Uzağa bakmayın Samsun'da da örnekleri oldu.

Özellikle kendisinin en güçlü olduğu zamanda 'inat ve kibir' içine giren siyasetçi, etrafındaki kalabalığın, alkışlayanların, 'dalkavuklardan' ibaret olduğunu göremez.

O nedenle de, 'Ben yaptım oldu' sanmaya devam eder.

Ve bu kişiler;

Hatalarını da görmek istemez, tam tersine üstüne gider.

Çevresindekiler o sırada ne mi yapar?

'Kral çıplak' demeyi boş verin; 'Yaşasın bizim kral' diyerek, sonuçta yok olacak siyasi tarihlerine 'biraz daha' odun taşır.

O nedenle siyasetçinin düşmanıdır;

İnat ve kibir.

Sonu da 'tarihin derin sayfalarıdır'.

Şimdilerde inat ve kibir siyasetinin buluşmasını, CHP'de izlemeye başladığımızdan 'bu konuyu' bir de bu gözle yorumlayalım istedim.

Mesela ilk örnek;

Geçtiğimiz Cumartesi günü, CHP Genel Merkezi'nin önünde mahkemenin 'butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun partililerle buluşması ve Ankara Güven Park'ta CHP Lideri Özgür Özel'in vatandaşlarla buluşmasını aynı anda takip ettim.

Birinde on binler, birinde bin, iki bin kişi.

Kılıçdaroğlu kendi bile tam hazırlanmamış ve elindeki kağıttan bir şeyler okudu.

Hesap soracağım, sözü çok dikkat çekiciydi.

Peki Özel'in ardından Anıtkabir'e yürüyen on binler ne olacak?

Oraya giden belediye başkanları, il başkanları, meclis üyeleri, partililer ne olacak?

CHP demek, parti binası ve makam odası mı demek? 

Mevcut tabloda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönmesi senaryosu, partinin aktif siyasi kadroları ile mümkün değil mi?

Yani belediye başkanları, il örgütleri ve delege yapısının büyük kısmı Özgür Özel’in arkasında olduğunda;

Bu nasıl gerçekçi olacak ki.

CHP’de genel başkan seçiminde milletvekili sayısı tek başına belirleyici değil; önemli olan kurultay delegelerinin çoğunluğunun kimin yanında olduğudur.

O nedenle örgüt ve belediye başkanlarının ağırlıklı desteği, Özgür Özel’in elini güçlendiriyor.

Sadece Samsun'dan konuya baksam, Kemal Kılıçdaroğlu yok hükmünde gibi duruyor.

CHP Belediye Başkanı eski PM üyesi, İl Başkanı, il yönetimi, hemen hepsi Özel'in arkasında el salladı.

Kaldı ki, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Özel ile kol kola Anıtkabir'e yürüdü, CHP Genel Merkezi'ne gitmedi.

Bu şartlarda galip gelecek senaryo, mevcut yönetimin devamı yönünde görülürken, Kılıçdaroğlu'nun elinde kağıttan okuduğu notları ne işe yarar ki?

Kılıçdaroğlu’nun yapması, 'Hemen kurultaya gidelim' demekken, inatla 'zoraki toplantılar yapmak mıdır düşünmek ve düşünmesi gerekmez mi?

Kaldı ki bildiğim kadarıyla, siyasi hayatları emekliliğe dönüşmüş bazı eskilerle siyasete devam etmek istemesi de oldukça düşündürücü.

Mesela dün CHP Milletvekili Murat Çan'ın Güven Park'taki mitingde olmadığını öğrenince kendisini aradım.

Siz neden katılmadınız dedim.

O da, "Grup başkan vekilleriyle konuştuk, ben de bölgemde ilçelere giderek, seçmenlerimize gelinen durumu aktardım. Sayın Özel'in selamını ilettim" dedi.

Yani duruma bakıyor musunuz?

Dört duvar arasında liderlik mümkün mü?

Kılıçdaroğlu, seçmene karşı inat ile kendini anlatmasının mümkün olmayacağını bilmez mi?

Kaldı ki mevcut durumlara, belediye başkanları, vekillerin çoğunluğu, örgüt yapısı ve en önemlisi sahaya bakıca, aday olması durumunda bile delegelerin tercihinin Özgür Özel’den yana olmasının olası olduğunu  göremez mi?

Bunu görememesi 'inadı aşar' kibir devreye girer.

Çünkü CHP'deki tablo, bir mahkeme kararının yarattığı çifte liderlik durumundan kaynaklanan bir süreçten başka bir şey değildir.

Kemal Kılıçdaroğlu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" kararıyla yeniden genel başkan oldu ama 'bu seçmeni ne kadar etkiler?

Parti tüzel kişiliğini ve genel merkez binasını fiilen kontrol etmesi, CHP'nin 'seçmenini ve aktif siyasilerini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor ki'.

Kaldı ki; Özgür Özel milletvekili grubunun ezici çoğunluğunun (110 vekil) desteğine sahip. 

CHP'li büyükşehir belediye başkanları da Özel'in yanında ve en geç 45 gün içinde olağanüstü kurultay toplanmasını talep ediyor.

O zaman yapılması gereken ne?

Tek kelimeyle kurultay.

Özgür Özel hızlı bir şekilde kurultayın yapılmasını isterken görülen o ki;

Kılıçdaroğlu'nun stratejisi, zaman kazanmak.

Kemal Kılıçdaroğlu kısa sürede olsa, elindeki yetkileri korumak için çabalayacak gibi görülse de; 

Kurultay talepleri yarından itibaren ülke genelinde bir çağrıya dönüşebilir.

Kılıçdaroğlu'nun Parti Meclisi'ni (PM) toplama isteğini kimler kabul edecektir bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var ki;

Kılıçdaroğlu'nun 'şu an ki, durumunun, nasıl görüldüğünü analiz etmek istiyorsa, en güçlü olduğu ilde bir miting yapması yeterlidir.

Şahsi fikrim;

CHP Genel Merkezi'nin önündeki o küçük kalabalığı bile mumla arar.

O nedenle Kılıçdaroğlu'na daha vakit geçirmeden, daha çok siyaseten ağırlığını kaybetmeden, inat ve kibiri bir yana bırakıp;

Kurultaya gitmektir.

Özgür Özel delegeler, milletvekilleri ve belediye başkanlarından oluşan siyasi çoğunluğa sahipken başka bir senaryo, farklı bir yol haritası;

Çıkmaz sokaktan başka bir yere çıkmaz.

Dediğim gibi,

İnat ve kibir siyasetçinin sonudur.

Fotoğraflara baksa yeter.

KILIÇDAROĞLU'NUN TOPLANTISI

ÖZGÜR ÖZEL'İN TOPLANTISI

Samsun CHP siyasileri Özel'in çağrısına gitti

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.