Hepimizin bir yanılgısı var: Bir şeyi bir kez internete yüklediğimizde, onun artık "ölümsüz" olduğunu sanıyoruz. Bulutlara, sunuculara, sosyal medya hesaplarımıza o kadar güveniyoruz ki; dijital dünyayı mermere kazınmış bir tarih gibi algılıyoruz.
Ama gerçek şu ki; internet, insanlık tarihinin gördüğü en kırılgan ve en geçici kütüphane. Biz aslında devasa bir "Dijital Karanlık Çağ"a doğru sürükleniyoruz.
404: Aradığınız geçmişe ulaşılamıyor
Bir internet editörü olarak eski bir haber linkine tıkladığınızda karşınıza çıkan o boş sayfayı (404 hatasını) düşünün. Ya da 10 yıl önce hayranlıkla takip ettiğiniz o tasarım forumunun bir sabah tamamen kapandığını... Yapılan araştırmalar, 2013 yılında aktif olan web sayfalarının %40'ının bugün artık var olmadığını gösteriyor.
Biz buna "Link Rot" (Bağlantı Çürümesi) diyoruz. Linkler ölüyor, sunucular kapanıyor, alan adları yenilenmiyor ve koca bir kültürel birikim, sessiz sedasız tarihin tozlu raflarına bile değil, direkt yokluğa karışıyor.
Tasarımcının kaybolan portfolyosu
Bir tasarımcı olarak düşünün; yıllar önce büyük bir heyecanla hazırladığınız o ilk web siteleri, o "Flash" tabanlı animasyonlar nerede? Çoğu artık çalışmıyor bile. Adobe Flash’ın fişinin çekilmesiyle birlikte, internetin on yıllık görsel sanatı bir gecede çöpe atıldı.
Eskiden bir sanatçının tablosu yüzlerce yıl yaşardı. Şimdi bir tasarımcının dijital eseri, bir yazılım güncellemesine veya bir sunucu faturasına bağlı. Dijital dünyada "kalıcı" bir şey bırakmak, kum üzerine yazı yazmak kadar riskli hale geldi.
Hafızamızı kime emanet ediyoruz?
Bütün anılarımızı, fotoğraflarımızı ve düşüncelerimizi kiralık sunuculara emanet ettik. Instagram kapansa fotoğraflarımız ne olacak? Google servislerini durdursa maillerimize ne olacak? Bizden sonraki nesiller, 1900'lerin başındaki birine ait fiziksel bir mektubu bulabilecekler belki ama bizim 2026'daki bir WhatsApp konuşmamıza asla ulaşamayacaklar.
Kolektif hafızamızı özel şirketlerin kâr-zarar tablolarına hapsettik. Veri merkezlerindeki bir elektrik kesintisi veya bir siber saldırı, koca bir neslin kültürel mirasını silebilir.
Dijitalden fiziksele dönüş
Belki de bu yüzden, analog dünyada bir geri dönüş yaşıyoruz. İnsanlar en değerli fotoğraflarını bastırmaya, plak biriktirmeye veya günlük tutmaya geri dönüyor. Çünkü biliyorlar ki; dokunabildiğin şey gerçektir ve gerçek olan şey daha zor kaybolur.
Bir tasarımcı ve içerik üreticisi olarak tavsiyem şudur: En çok değer verdiğiniz işlerinizi, en önemli yazılarınızı sadece "link" olarak saklamayın. Onları fiziksel bir kopyaya dönüştürün veya çevrimdışı arşivler oluşturun.
Çünkü bu hızla giden dijital dünyada, yarın uyandığımızda aradığımız o geçmişi yerinde bulamayabiliriz. İnternet bize her şeyi hatırladığını söylüyor ama aslında her şeyi hızla unutmak üzere tasarlanmış.