ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri harekat, Batı dünyasında son yılların en derin görüş ayrılıklarından birini tetikledi. Washington yönetiminin müttefiklerinden talep ettiği topyekûn askeri destek, Avrupa'nın önemli başkentlerinde karşılık bulmazken; özellikle İspanya'nın aldığı radikal karar diplomatik ilişkilerde deprem etkisi yarattı.
İSPANYA'DAN TARİHİ "SAVAŞA HAYIR" RESTİ
Avrupa kanadından gelen en sert ve net tepki Pedro Sánchez liderliğindeki İspanya'dan geldi. Madrid yönetimi, ABD'nin kendi topraklarındaki askeri üsleri ve tesisleri İran operasyonları için kullanmasına izin vermeyeceğini resmen duyurdu. Başbakan Sánchez, ülkesinin bölgesel bir felakete dönüşme riski taşıyan bu savaşın parçası olmayacağını belirterek şu mesajı verdi:
"İspanya yeni bir savaşa dahil olmak istemiyor. 'Savaşa hayır' diyoruz ve ülkemizdeki askeri tesislerin bu operasyonlar kapsamında kullanılmasına izin vermeyeceğiz."
LONDRA VE DİĞER BAŞKENTLERDE "İHTİYAT" HAKİM
ABD'nin geleneksel olarak en yakın müttefiki kabul edilen Birleşik Krallık bile bu kez tam destek vermekten kaçındı. Londra yönetimi, Washington ile istihbarat ve koordinasyon kanallarını açık tutsa da, operasyonlara geniş kapsamlı askeri katılım konusunda çekimser bir tavır sergiledi. Fransa ve Almanya gibi Avrupa devleri de güvenlik kaygılarını dile getirmekle birlikte, krizin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki ağırlığını koruyor.
TRANSATLANTİK ÇATLAK DERİNLEŞİYOR
Analistler, ortaya çıkan bu tablonun ABD'nin küresel krizlerde müttefiklerinden "otomatik destek" aldığı dönemin sonuna gelindiğine işaret ettiğini belirtiyor. Avrupa ülkeleri, İran ile girilecek doğrudan bir savaşın mülteci akını, enerji krizi ve güvenlik tehditlerini kendi kapılarına getireceğinden endişe ediyor.
GÖZLER ATLANTİK'İN İKİ YAKASINDA
Orta Doğu sahasındaki çatışmalar şiddetlenirken, NATO içindeki bu stratejik bölünmenin ittifakın geleceğini nasıl etkileyeceği tartışılıyor. Washington cephesi Madrid'in kararına sert tepki gösterse de, Avrupa'daki "mesafeli duruş" her geçen gün daha geniş bir taban buluyor. Artık gözler sadece savaş cephesinde değil, Atlantik'in iki yakası arasında kopma noktasına gelen diplomatik hatlarda.
Haber Merkezi