Sosyal medyada karşınıza çıkan o kısa ama vurucu cümleler var ya? İşte geçenlerde gördüğüm bir paylaşım, haftanın tüm yorgunluğunu üzerimden atıp beni direkt olarak özsaygı ve sınırlar konusunun tam merkezine çekti. Görselde şöyle deniyordu: "Başka biri yüzünden sana mesafe koyuluyorsa; O mesafeyi iyi koru!' Koru ki; sen yerini, onlar da haddini bilsin..."
Bu cümle, ilişkilerde sıklıkla düştüğümüz bir tuzağa karşı bizi uyaran, pasif duruşu reddeden güçlü bir felsefe sunuyor.
Hayatımızda ne yazık ki sıkça karşılaştığımız bir durum. İlişkinizin merkezinde siz varsınız, ancak bir anda araya giren üçüncü bir etken başka birinin yargısı, yanlış anlaşılma, dedikodu veya karşı tarafın kişisel korkusu ve kompleksi yüzünden size karşı bir duvar örülüyor. Sevdiğiniz, değer verdiğiniz bir kişi, sizinle ilgili olmayan bir sebepten dolayı sizi görmezden gelmeye başlıyor.
Düşünün, Aile içinde arabuluculuk yapmaya çalıştığınız bir tartışma sonrası, sizin tarafsızlığınız sorgulanır ve yakınlarınız size soğuk davranmaya başlar. Veya bir arkadaş grubunda, ortak bir tanıdığınızın sizin hakkınızda söylediği asılsız bir söz yüzünden size mesafe konulur.
Peki, bizim doğal refleksimiz ne oluyor? Genellikle paniğe kapılıp, o mesafeyi kapatmak için çırpınırız. Durumu düzeltmek, masumiyetimizi ispatlamak için enerjimizi tüketiriz. Kısacası, kendi değerimizi ispatlamak için yalvarmak.
İşte köşe yazımızın asıl kahramanı olan o tavsiye tam bu noktada devreye giriyor ve duruşumuzu tamamen değiştiriyor.
Sana haksız yere konulan mesafeyi geri tepmek yerine, kabul edip hatta pekiştirdiğinde, durumu kendi kontrolüne almış olursun. Bu tavır, karşı tarafa Bana konulan bu haksız mesafeyi kabul ediyorum, çünkü değerimi ispatlamak zorunda değilim mesajını verir.
Bu mesafeyi koruduğunda, öncelikle kendine şu mesajı iletirsin: Benim değerim, başkasının hakkımdaki düşüncelerine bağlı değildir. Benim enerjim, seni ikna etmeye çalışmaktan daha kıymetlidir. Bu, kişinin kendi önemini onaylamasıdır; o mesafe, senin kişisel sınır kapındır. Kapıyı açıp içeriye girmeleri için dil dökmek yerine, kapıda onurlu bir şekilde beklemek, senin yerini sağlamlaştırır.
Mesafeyi korumaya devam ettiğinizde, karşı tarafın öğrenmesi gereken en önemli ders ise gelir. Bana bu haksız duvarı örersen, ben o duvarın dibinde bekleyen olmayacağım. Benim hayatım, senin duvarının ötesinde devam ediyor. Bu tavır, onlara bir nevi ağırlık testi uygular. Sizi kolayca gözden çıkaramayacaklarını, size saygı duymaları gerektiğini ve sizi kaybetme ihtimalleri olduğunu gösterir.
Bu noktada haddini bilmek, sizi dışlayan kişinin veya etkenin ilişkinin sınırlarını ve sizin tahammül limitlerinizi öğrenmesi demektir. Bu, bir ceza değil, bir eğitimdir. O mesafeyi koruduğunuzda, geri döndüklerinde, sizinle kuracakları ilişkideki saygı şartlarını belirleme hakkını ve gücünü kazanırsınız.
Unutmayın, size bir başkası yüzünden konulan mesafe, sizin zayıflığınız değil, testinizdir. Bu testi geçmenin yolu, o mesafeyi bir özsaygı kalesi haline getirmekten geçer. Hayatta kalmak için değil, hakkınız olan saygıyla yaşamak için.