Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Kızılırmak Deltası'nın hem Türkiye hem de Avrupa ölçeğinde hayati öneme sahip bir ekosistem olduğunu vurguladı. Sulak alanların dünya kara yüzeyinin yalnızca yüzde 6'sını oluşturmasına rağmen canlı türlerinin yüzde 40'ına ev sahipliği yaptığını belirten Yavuz, bu alanların korunmasının insanlık için ücretsiz sağlanan ekolojik hizmetler anlamına geldiğini ifade etti.
Türkiye'de RAMSAR Sözleşmesi kapsamında 14, tescillenmiş toplam 138 sulak alan bulunduğunu hatırlatan Yavuz, yanlış tarım uygulamaları, kentleşme ve iklim değişikliği nedeniyle bu alanların hızla kaybedildiğine dikkat çekti.
TÜRKİYE'NİN UNESCO ADAYI TEK DOĞAL MİRASI
Kızılırmak Deltası'nın Türkiye'de UNESCO Doğal Miras Alanı statüsünde geçici listeye giren tek sulak alan olduğunu belirten Prof. Dr. Yavuz, bölgenin akademik ve kurumsal açıdan yoğun bir çalışma sahası olduğunu söyledi. Deltadaki zenginlikler şu verilerle öne çıkıyor:
-
Kuş Türleri: Türkiye'de tanımlanan yaklaşık 500 kuş türünün 360'ı bu deltada gözlemleniyor.
-
Bitki Çeşitliliği: Bölgede 600 civarında bitki türü kayıt altına alınmış durumda.
-
Ekonomik Faaliyet: Yöre halkı alanda tarım, hayvancılık ve saz üretimi gibi faaliyetlerini doğayla uyumlu şekilde sürdürüyor.
NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLERİN SIĞINAĞI
Kızılırmak Deltası, sadece yaygın türlere değil, dünyada nesli kritik seviyede tehlikede olan canlılara da ev sahipliği yapıyor. Prof. Dr. Yavuz, deltada varlığını sürdüren özel türleri şöyle sıraladı:
-
Nadide Bitkiler: Kum zambağı, göl soğanı ve Kilyos moru.
-
Kritik Türler: Nesli tehlikedeki dişli sazancık balığı.
-
Hassas Kuşlar: Elmabaş patka ve üveyik başta olmak üzere yaşam evrelerini burada geçiren 16 farklı nesli tehlike altındaki kuş türü.
RESTORASYON ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Kuş türleri, yılkı atları, mandaları ve subasar ormanlarıyla tanınan deltanın geleceği için restorasyon çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ifade eden Yavuz; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle sahadaki ekolojik dengenin korunmaya çalışıldığını belirtti.



Anadolu Ajansı


