Geçen hafta Mirasımız Kudüs Derneğinin Kudüs ile ilgili yaptığı bir toplantı sonrası, “Kudüs bizim neyimiz olur?” diye sordu bir arkadaş. Ben de “Kudüs bizim için coğrafi değil imani bir meseledir. Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi olması sebebiyle bütün Müslümanlar için önemlidir.” dedim.
Aynı arkadaş, “Peki o zaman camilerimizde Mekke ve Medine fotoğrafları olduğu halde neden hiçbir camide Kudüs, Kutbetü’s-Sahra ve ya Mescid-i Aksa fotoğrafı yok?” diye sordu. Şaşırdım öyle bir bilgiye sahip değildim. “Şayet böyle bir durum var ise bunu köşemde yazacağım.” dedim.
Bu durumu internet üzerinden araştırdım, bazı camilerde olduğunu öğrendim. Emekli bir yönetici abimizi aradım, sordum: “Genelde Kubbetu’s-Sahra ya da Mescid-i Aksa fotoğrafı koyulmuyor çünkü sanki bu yasakmış gibi bir algı var.” dedi.
Ben yine, “Ama bazı camilerde varmış.” dedim. Abimiz, “Gözden kaçmıştır ya da şikâyet olmamıştır.” dedi kısa kesti. Abinin konuşmasından sanki yasak değil fakat sakıncalı olduğu algısı oluşturulduğu için kimsenin asmaya cesaret edemediği izlenimi edindim.
Mirasımız Kudüs Derneği Samsun Temsilciliği, “Kudüs’teki Hak İhlalleri ve Mescid-i Aksa’ya Dair Güncel Meseleler.” başlığı altında bir toplantı organize etti. Konuşmacı olarak Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi Sayın Dr. Fafri Ebu Diyab katıldı.
Samsun’da bulunan Sivil Toplum Örgütü Temsilcileri ve Kudüs’ün dertlerini dert edinen bir topluluk toplantıda hazır bulundu. Sayın Ebu Diyab Filistin de bu güne gelinen süreç ve Kudüs de yaşadıkları zorluklar ile ilgili bir sunum yaptı.
Sonra soru cevap kısmına geçildi. Sorular soruldu cevaplar alındı. Ben de soru sordum cevabını aldım. Bir kardeşimiz, “Bazı arkadaşlar İsrail’i meşrulaştırmak endişesiyle Filistin’e gitmekten imtina ediyor. Siz bu konuda ne dersiniz?” diye sordu.
Konuşmacı, “Sevdiğiniz biri cezaevine girse gardiyana kızdığınız için ziyaretine gitmez misiniz?” diye cevap verdi. Diğer sorular ve cevapları bizde kalsın. Bu soru ile ilgili yaşadığım bir anıyı paylaşmak istediğim için bu sorudan bahsettim.
Yıllar önce bir heyet ile Kudüs’e gitmiştik. Kudüslü bir arkadaş, “Biz sizden bir şey istemiyoruz. Sadece buraya gelin ve buradan vazgeçmediğinizi bu zalimlere gösterin. Onlar en çok sizin Kudüs’e gelişinizden rahatsız oluyorlar.” demişti. Ben de bu talebi Kudüs’ün konuşulduğu her ortamda tekrar tekrar söylüyorum.
Dünya maalesef arsızlar tarafından yönetiliyor. “Ukrayna’ya saldırdı!” diye Rusya bütün uluslararası müsabakalardan men edilirken, Filistin’i adım adım işgal eden ve son olarak Gazze’yi yerle bir edip 80 bin civarı insanı katleden İsrail görmezden geliniyor.
Müslümanların yeryüzü düzeni ile ilgili mesuliyeti var. Müslümanlar, zalimlere karşı durma, adaleti tesis etme, hakkı hâkim kılmak için birlik olma ve bu uğurda mücadele etme yükümlülüğü olduğunu unutmamalı.
Bizler Müslümanlar olarak ya birlikte ya da şapkamızı önümüze koyup düşünelim: Neyi mi? “Müslümanlığımızın gereğini yapabiliyor muyuz?” diye.
Yazımızı Filistin ziyaretimizde Kudüs için yazdığımız bir şiirin bir dörtlüğü ile bitirelim.
Filistin’im perişan, mahzun Mescid-i Aksa.
Bu zulümler son bulur, ümmet Kudüs’e aksa.
Müslüman kendine gel, şayet bu dava haksa.
Kutsalına sahip çık, ebabili bekleme…