loading...
Samsun
DOLAR14.1746
EURO15.993
ALTIN813.10
CEMİL CİĞERİM

CEMİL CİĞERİM

Mail: cemilcigerim@gmail.com

‘ÇOKLU BARO’ NE DEMEK?

Samsun Barosu Başkanı Kerami Gürbüz’ün, sosyal medya hesabında yayımladığı “Tek Vatan, Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak”- “Çoklu Baro???”- “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” görseli abartılı bulundu.

Abartılı bulanlara açıklık getirilmesi gerekiyordu.

Çünkü tepkiler bitmek bilmiyordu.

Baro Başkanı Kerami Gürbüz, görseli abartılı bulanlara meseleyi anlatmalıydı.

Ve başkan da onu yaptı.

Anlattı:

“Belli sayının üzerinde üyesi olan baroların bulunduğu illerde dileyenin alternatif baro açması yani 'çoklu baro' sistemine geçilmesi demek;
a- dileyenin kendi ideolojisine, dünya görüşüne, etnik kökenine, inanç ve anlayışına göre barolar kurabilmesi demektir.

b- avukat cübbelerinin kiminin siyah, kiminin sarı, kiminin mavi, kiminin de pembe olması demektir.

c- barolar aracılığıyla vatandaşa doğrudan adalet hizmeti sunan ve bugünkü işleyiş düzeylerine uzun yıllara dayalı emek ve tecrübeyle ulaşılan CMK Zorunlu Müdafiilik ve Adli Yardım Hizmetlerinin aksaması, burada da karmaşaya yol açılarak vatandaşın mağdur edilmesi demektir.

d- yargının diğer mensuplarının (hakim, savcı) soruşturma-kovuşturma-yargılama yaparken, iddianame-karar yazarken 'ilgili avukatın bağlı olduğu baroya göre tavrını belirledi' şeklinde sürekli töhmet altında kalması, bu da yargının kaosa sürüklenmesi demektir.

e- yargının kurucu unsuru ve ayrılmaz parçası olan avukatlığın ve avukatların sonunu getirmek demektir.

f- her meslekten daha fazla ve önemli olarak meslek kurallarına riayetin ve bu konudaki hassasiyetin üst düzeyde olması gerektiği halde avukatlık mesleki disiplininin ortadan kalkması demektir.

g- 'hukuk devleti'ni yok etmek demektir.

h- aynı ideoloji, inanç, dünya görüşü, etnik köken etrafında yapılanan baroların TBB’ye alternatif olarak kendi federasyon, konfederasyon, platform gibi yapılanmalar da kurarak ülkede daha fazla ayrışmaya, parçalanmaya yol açmaları demektir.

ı- bu parçalanmışlık nedeniyle Türkiye’nin yabancı avukatlık/hukuk şirketlerinin açık pazarı haline gelmesi demektir.

i- devletin ‘tekçi (üniter) yapı’sına darbe vurmak demektir.

Sonuç olarak;
Dileyen hâkimlerin, savcıların bir araya gelip kendi mahkemesini, kendi başsavcılığını, kendi adliyesini kurabilmesini sağlayabilecek bir düzenleme ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için ne kadar zararlı ve tehlikeli sonuçlar doğuracak ise dileyen avukatların bir araya gelip kendi barolarını kurmaları ondan daha zararlı ve tehlikeli sonuçlar doğuracaktır.”

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar