loading...
Samsun
DOLAR14.1746
EURO15.993
ALTIN813.10
MEHMET AKSOY

MEHMET AKSOY

Mail: ucuncuboyutmehmetaksoy@gmail.com

LİDER, TEŞKİLAT, DOKTRİN

Bu yazının amacı ne eski yaraları kanatmak ne de yeni yaralar açmaktır. Yazının amacı; Ülkücü ile Ülkücü geçinen, Ülkücülerden ve Ülkücülükten geçinenleri ayrıt etmektir. Ülkücü ile Ülkücü geçinenler birbirine karışırsa her birbirine karışır. Müslüman’la Müslüman geçinen, Müslümanlardan ve Müslümanlıktan geçinenler de birbirine karışır. Atatürkçü ile Atatürkçü geçinen, Atatürkçüler’ den ve Atatürkçülükten geçinenler birbirine karışır. Vatanseverle vatan haini, kahramanla korkak da birbirine karışır.

Lider ölür, teşkilat kapanır, dava yeniden doğar ölümlerde, bir ölür bin dirilir,  her devirde yeni bedende vücut bulur.12 Eylül Darbesi’nin idam ettiği Rahmetli Mustafa Pehlivanoğlu’ nun dediği gibi ‘Mustafalar ölür, dava yaşar.’ Rahmetli Alparsal Türkeş, ‘Davadan döneni vurun, ben dönersem beni de vurun’ şeklinde ifade ettiği metaforda da esas olanın dava olduğu vurgulanmaktadır.

Burada ‘vurma’ ifadesiyle öldürme kastedilmemiştir, ‘yok sayma’ kastedilmiştir. Türkeş, ‘Bir gün herhangi bir nedenle davayı savunamayacak duruma düşersem, beni yok sayın yolunuza devam edin’ demiştir. Türkeş’in mealen söylediği budur. Şanı Yüce Allah’ın peygamberler vasıtasıyla tebliğ ettiği din İslam’dır. Peygamberler ölür, İslam; Kuran yaşar.

Dava; Türk milletini mutlu, Türk devletini güçlü kılma, Türk vatanını canından aziz bilme ve ne pahasına olursa olsun korumaktır. Turgut Alparslan Gümüş, 5 Kasım 1975’te bugünkü Gazi Üniversitesi ana bina kantinindeki ahşap bir masaya ‘Vatanım! Ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kurşun’ yazdıktan 10 dakika sonra Komünist hainler tarafından alnından vurularak şehit edilmesi gibi vatanın ekmeğini yemeden, bireysel çıkarları bir tarafa bırakarak, yüce idealler peşinde koşmak, vatan uğruna kurşun yemektir dava.

 

Dava lider ve teşkilat için değil; lider de teşkilat da davanın zafere ulaşması için vardır. Teşkilat kalp gibi çalışır. Kalp nasıl ki 120 bin km kılcal damarla vücudun her tarafına temiz kanı dakikada 80 defa gönderip, kirli kanı geri toplar. Teşkilatlar da şubeleri aracılığıyla bilgileri üyelerine üyelerinden halka ulaştırır, aynı yolla halkın görüşü merkez teşkilata ulaşır. Böylece merkezin bildiğini teşkilatlar ve vatandaşlar, vatandaşların bildiğini de merkez bilir. Teşkilat yöneticileri teşkilat mensuplarının tüm bilgilerine sahip olur.

Bunun için teşkilat başkanının talimatları tartışılmaz. Tek tek hiç kimse başkan kadar bilemez. Çünkü başkan herkesin bildiğini bilir. Eğer bu şekilde bilgi akışı olmuyorsa kan akışı olmayan damarın kangrene neden olması gibi bilgi akışını sağlayamayan teşkilat, teşkilat değil, yöneticisi de yönetici değildir. Teşkilat da başkan da fonksiyonlarını yerine getirdiği sürece vardır.

5 bine yakın Ülkücü’ nün katilleri,  hiçbir hesap ödemeden,  bugün hasta yatağında ölürken, aramızda serbest dolaşırken, anılarını yayınlarken kendini Ülkücü olarak tanımlayanların birbirine saldırması hem şehitlerin kemiklerini sızlatıyor, hem de katillerini sevindiriyor. Servetin nasıl kazanıldığını bilmeyen o serveti kolay harcar, davayı bozuk para gibi harcıyorsunuz. Kanla, canla 50 yılda kazanılanları yok ediyorsunuz. Gerçek Ülkücülük kan bağından daha güçlü can bağıdır. Allah (CC)’a kulluk özgürlük, kula kulluk köleliktir. Bir kişi hem özgür hem de köle olamaz! Ya özgürsünüz ya köle! Törpüyü yalayan kedi törpüyü kanattım zanneder, oysa kanayan kedinin dilidir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar