loading...
Samsun
DOLAR9.2891
EURO10.7885
ALTIN526.06
MEHMET AKSOY

MEHMET AKSOY

Mail: ucuncuboyutmehmetaksoy@gmail.com

SUÇ CENNETİ NASIL OLUŞUR?

Kırmızı ışıkta geçilmesini önleyemiyorsanız küçük suçlara mani olamazsınız. Küçük suçlara mani olamazsanız, büyük suçları engelleyemezsiniz. Sokaktaki gaspı engelleyemezsiniz, evde gasp başlar. Sonuçta ülke, sanıkların suç işlemekten endişe duymadığı bir suç cennetine dönüşür. Bunun akabinde suçlularla mücadelede yılgınlığa düşen yasa yapıcılar, sanıklara taviz/af anlamına gelen lehlerine kanunlar çıkararak adalet denklemindeki erozyonu hızlandırır.

Ancak tatbik edilen cezalar, mağdurlar için tatmin edici, suçlular için caydırıcı olmalıdır. Unutmayın, küçük ihmaller büyük felaketlere neden olur…Küçük hataları görmezden gelmişseniz bilin ki daha büyükleri yoldadır.

New York'un efsane Belediye Başkanı Giuliani ‘Suçlarla mücadeleyi nasıl başardın?’ sorusunu şöyle cevaplandırdı:

Metruk bir binanın camlarından bir tanesi kırıldığında, o camı hemen tamir ettirmezseniz, kısa sürede, yoldan geçen herkes eline bir taş alıp, binanın tüm camlarını kırar. Benim yaptığım şey ilk cam kırıldığında onu hemen tamir ettirmek oldu.

Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.

Çünkü siz bunu yapmadığınızda insanlar o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyorlar. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.

Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.

‘Kırık Cam Teorisi’ ABD'li suç psikoloğu Philip Zimbardo'nun 1969'da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmişti.

Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı.

Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.Olup bitenleri gizli kamerayla izledi. Bronx'taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.

Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (yani zengin beyazlar) da olaya dâhil oldular. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale geldi.

Demek ki diyordu Zimbardo, İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz!

Küçük suçların görüldüğü ceza mahkemelerinde sürekli ‘Hükmün Açıklanmasını Geri Bırakma (HAGB) veya erteleme kararları verildiği için, sanıkların birçoğu yeniden suç işleyerek mahkeme huzuruna geliyor.

Hatta bu olay yargıçların şuuraltındaki Adli dejenerasyon algısı nedeniyle sanığın kişiliğine bakılmaksızın tüm suçlar için HAGB uygulanması bir hakmış gibi algılanıyor ve tekrarlanıyor. Suç işlemek de ertelemek de alışkanlık haline geliyor. Dışarda iyi hale bakılmıyor, içerde; hapisteki iyi hale bakılarak indirim yapılıyor. Cezalar caydırmıyor.

Buna karşın mağdur ise adalete olan güveni sarsılmış ve kaderine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Artık önünde iki seçenek vardır, ya intikamını kendisi almalı yahut ateşi içine gömmelidir.

Sanık, ise hukuk sistemini test ettiği ilk eylemden büyük bir zaferle çıkmış ve suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığının idraki ile yeni suçlar için yola koyulmuştur. Sanıklar cezadan korkmazken, toplum sanıklardan korkmaya başlıyor. İşlediği her suç kendine güven tazeletmiş ve bu statünün verdiği korku ile de topluma yönelik bir sindirme hareketine başlamıştır. Mafya ve çeteleşmenin yolunu açan işte bu tablodur.

Devlet yani kamu otoritesi bir kural koymuşsa onun takibini dört koldan yapmak zorundadır. Bundan daha önemlisi devlet, koyduğu kuralların takibini yapmayan kamu görevlisini takip etmekle işe başlamalıdır. Şuuraltına yerleşen bu algı insanların karakteri olur ve kurullara saygı bilinci gelişir. Bu sayede insanlar en küçük sorunlarda dahi kanunları ihlali etmeyi ve suç işlemeyi değil hukuk önünde hesaplaşmayı ilke edinirler.

Aynı kişiler Avrupa’da suç işlemezken, Türkiye’de suç işliyor, sebebi; orada yasaların uygulanması, Türkiye’de ise kağıt üstünde, kanun kitaplarında kalması; uygulanmamasıdır. İnsanlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar kamu otoritesinin kendi koyduğu kuralları büyük bir titizlikle takip ettiği kanaatine varmalı ve bunu şuuraltına adeta kazımalıdır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar