Necmettin Okyay'ın "Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir" sözü, yıllar öncesinden günümüze uzanan derin bir bilgelik taşır. Bu söz, sadece sanat ve zanaat dünyası için değil, hayatın her alanında geçerli olan evrensel bir gerçeği vurgular: Değer bilinmeyen yetenekler ve karşılık bulmayan emekler, zamanla yok olmaya mahkumdur.
Sanatçının, zanaatkarın, hatta herhangi bir alanda uzmanlaşmış bir kişinin ortaya koyduğu "marifet" yani yetenek ve beceri, tıpkı toprağa ekilen bir tohum gibidir.
Bu tohumun yeşermesi, büyümesi ve meyve vermesi için "iltifata" yani takdire, ilgiye, teşvike ihtiyacı vardır. Eğer bu takdir olmazsa, o yetenek ne kadar parlak olursa olsun, sönmeye yüz tutar.
Bir müzisyenin yürekten çaldığı bir ezgi, bir sanatçının tüm birikimlerinin ürünü olan bir beste ortaya çıkarması, bir yazarın kaleme aldığı dokunaklı bir metin.
Eğer bu eserler alıcısıyla buluşmaz, beğenilmez, değer görmezse, yaratıcısının şevki kırılır ve zamanla üretme isteği kaybolur.
Sözün ikinci kısmı, "müşterisiz meta zayidir" ise bu düşünceyi daha da pekiştirir. "Meta" yani mal veya ürün, sadece var olmakla bir anlam ifade etmez.
Bir ürünün "değerli" olabilmesi için bir "müşterisi" olması, yani alıcısı, talep edeni, ihtiyacı olanı bulunması gerekir. Pazarı olmayan bir ürün ne kadar kaliteli olursa olsun, depolarda çürümeye mahkumdur.
Bu durum, sadece somut ürünler için değil, soyut değerler için de geçerlidir. Bir fikir, bir proje, bir hizmet...
Eğer kimse tarafından talep edilmez, benimsenmezse, ne kadar iyi niyetli veya parlak olursa olsun, "zayi" yani boşa gitmiş demektir.
Günümüz dünyasında bu sözün yankıları daha da güçlü duyuluyor. Yeteneklerin keşfedilmesi ve geliştirilmesi için platformlar artarken, aynı zamanda hızlı tüketim kültürü ve görünürlük baskısı da yükselişte.
Sosyal medyada bir gönderinin beğenilme sayısı, bir videonun izlenme oranı, bir ürünün satış adedi, "iltifat" ve "müşteri" kavramlarının dijital çağdaki karşılığı haline geldi. Bu durum, bir yandan yeteneklilerin daha kolay tanınmasına olanak sağlarken, diğer yandan da sadece popüler olana odaklanma riskini beraberinde getiriyor.
Öyleyse, "Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir" sözünü sadece sanatçılar ve esnaflar için değil, bireysel ve toplumsal gelişimimiz için bir rehber olarak görmeliyiz.
Yetenekli bireyleri keşfetmek, onları takdir etmek ve emeklerinin karşılığını vermek, toplum olarak zenginleşmemizi sağlar. Değerli fikirlerin, yenilikçi projelerin ve faydalı hizmetlerin karşılık bulması için çaba göstermek, "zayi" olmalarını engeller.
Unutmayalım ki, fark edilmeyen her yetenek, desteklenmeyen her emek, sadece bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda toplumun ortak bir kaybıdır.
Her birimiz, çevremizdeki "marifetleri" görmeye ve onlara "iltifat" etmeye özen göstererek, bu derin bilgelik sözüne hak ettiği değeri verebiliriz.
Unutmayalım, ilgi ve iltifat her zaman daha güzelini ortaya çıkarmak için adeta bir kamçı görevi yapar.