TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Habertürk'te Mehmet Akif Ersoy'un sorularını yanıtlıyor...
Tekirdağ'da Togg'un kendisini görmemişlerdi. Bu vesile ile yakından görmelerini arzu etmiştim. Talep çok vardı. Ben de uygun bir vakittir diye aradım sayın Varank'ı, onun Togg'un alıp geldim. Aracı bizzat somut dokunulabilir bir nesne olarak görmek farklı bir şey. 27. yasama dönemi gerçekten Meclis'in açıldığı tarihten itibaren en uzun süre yasama yılı. İlk seçimden sonra bir iki ay devam eden yasama yılı dahil olduğu için. Daha önce bazen 4 yıl olmuştur, bazen 5 yıl olmuştur ama kağıt üzerinde hiçbir zaman fiilen gerçekleştirme imkanı olmamıştı.
Olağanüstü şartlar altında bir yasama dönemi geçirdik. Sadece biz değil bütün dünya. Pandemi şartları geçirdik. Kamu özel sektörde olduğu gibi evlere kapanma dönemi oldu. Bu şartlar altında da Meclisimiz verimli bir çalışma gerçekleştirdi. Yakınımızda devam eden savaş var. Bölgemizde şartlar var. Siyasetin de çok yoğun tartışmalı, aktif geçtiği dönem oldu.
Bu yasama dönemi tarihimizde birçok önemli, başta TBMM'nin tarihi olmak üzere 100. yıldönümlerin gerçekleştiği, kutlandığı dönemler oldu. İstiklal Marşımızın kabulünün, milli mücadelenin birçok savaşının kazanıldığı yıldönümleri oldu. Bir 100 yılın muhasebesi, bir taraftan 100 yılı aşmanın getirmiş olduğu kurumsal güçlenme bu dönem içinde yaşandı.
23 Nisan'da özel gündemle TBMM toplanıyor. 1982 veya 83 zannediyorum, o tarihten bu yana kesintisiz bir istisnası var. O da 1999 seçimleri, 18 Nisan'da yapılmıştı. O zaman bir 23 Nisan'da özel gündem yapılmamış. Onun dışında özel gündemle toplantı yapılmıştır. Bu genel kurul kısmı. Bunun dışında pandemi dolayısıyla yapamadığımız yıllar oldu. Çok önemli hazırlıklar yapmıştık. Geçen yıl yoğun şekilde çalışma yapılmıştı. Bilhassa genel kurulda. O zaman engelli çocuklarımızın katıldığı oturum yapmıştık genel kurulda.
Şimdi deprem bölgesinden, Ankara'da bulunan çocuklarımızın katılacağı genel kurul planlıyoruz. Ankara Üniversitesi ve TÜBİTAK'la bilim şenliği yapmıştık. Meclis bahçesinde yine yapacağız. Deprem bölgesinde çocuklarımız için 23 Nisan ve TBMM'de aktivitelerle beraber anlatmak üzere Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman'da bilim şenliğini planlıyoruz. Yarın ben de Hatay'daki programa katılacağım inşallah.
Yarın Beyoğlu Belediyemizin her yıl yaptığı farklı dinlere mensup din adamlarının katılmış olduğu ortak iftar. Bunlar İstanbul'da her Ramazan'da yapılıyordu. Bu sefer deprem dolayısıyla Antakya'da gerçekleşecek. Ben de katılacağım.
Çok şaşırtıcı olmamalı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde uygulanmıştı. Orada arkadaşlarımız aday olmamışlardı. Parti tüzüğünde bir değişiklik yapılmıştı, geçici madde konulmuştu. 1 dönem ara verip devam etmek gibi bir durum oluşmuştu. Sonuç itibariyle 3 dönemi dolduranlar 7 Haziran seçimlerinde aday gösterilmediler. Ben Seçim İşleri Başkanlığı da yaptım bir dönem, 3 yıl. Aday belirleme çalışmalarında da bulundum, sayın Cumhurbaşkanımızla çalıştım. Bir siyasi harekette mümkün olduğu kadar değişim ve devamlılık dengeli şekilde yürütülmeli. Bunu sağladığınız zaman siyasi hareketler, siyasi partiler güçlü şekilde yollarına devam ediyor.
Türkiye'de bu kolay iş değil. AK Parti dışında 8-10 dönem görev yapan milletvekilleri var. AK Parti gibi üye sayısı çok, teşkilatları çok aktif, teşkilatların ötesinde kadın kolları teşkilatları var. Birçok partide Ankara'da genel başkanlık düzeyde temsilleri var. Halbuki AK Parti il teşkilatlarında var. Ayrıca mahalle teşkilatları var. Çok dinamik ve çok kişinin görev aldığı teşkilatları. Siyaseti insanlar niçin yapıyorlar? Yerel yönetimlerde, ülke genelinde görev alabilmek için. Birçok insanın beklentisi var. Hak eden liyakat sahibi insanlar çok fazla sayıda. Dolayısıyla bu sirkülasyonu sağlamak lazım. O bakımdan 3 dönemin sembolik olarak anlamı var.
Aristo'ya atfedilen 'insan politik canlıdır' sözü var. Bebekliğinden itibaren insan politik bir canlı. Hep siyaset yapıyor. Politikacı, siyasetçi ise esasen bunun farkında olarak siyaset yapandır. Aslında sonuç itibariyle herkes siyaset yapıyor. Siyaset bu anlamıyla bırakılabilen bir şey değil. Belli dönem hem teorik birikim olarak siyasetin dışında değildim. Aktif siyasetin dışında olsam da. Bunu da bir şekilde devam ettireceğiz. Bunun tek yolu milletvekilliği değil. Aynı zamanda akademik pozisyonum var.
Bunlar çok planlayarak olan şeyler değil. Bazen planladığınız şeylerden fazlası oluyor, bazen gerçekleştirmiyor. Çocukluk yıllarım siyasetle çok yakın iştigal eden aile içerisinde geçti. Babam Refah Partisi kurucu il başkanı. Böyle olunca sürekli siyasetin içerisinde birçok planınız, düşünceniz buna yönelikti. Ortaokul, lise yıllarında 1987 seçimlerinde yüzde 7 civarında Refah Partisi oy almıştı. Benim düşüncem kendimi iyi yetiştirip, rahmetli Erbakan hoca başbakan olursa onun müsteşarı olmak gibi bir fikir vardı. Zaman zaman onlardan hayal bile etmediğiniz noktalara Cenabı Hakkın lütfuyla oluyor. Bir hesap, plan değil ama içinde bulunduğunuz durumda layıkıyla yapmak önemlidir.
Benim tecrübelerime göre, gördüğüme göre seçim ilk turda biter diye düşünüyorum. Öncelikle ben anket furyasının artık bu konuda ipin ucunun kaçtığı kanaatindeyim. O kadar çok anket çalışması var ki. Seçim işleri başkanlığı yaptığım dönemde, ARGE başkanlığımız vardı. Anket firmalarının çoğu çok büyük firmalar bile bizzat kendileri sahada anket yaptıramıyorlar. Yerelde bu işi yapan tabiri caizse taşeron, anket firmaları üzerinden yaptırıyorlar. Kolay bir iş değil, bunu yorumlamak, değerlendirmek ayrı bir şey. Şüphesiz takip ettiğimiz kurumsallaştığımız anket firmaları var. Seçime giderken yüzlerce anket firmasının çıkması, adını ilk kez duyduğumuz firmalar. Bunları sahada çalışılmış faaliyetin sonucunu kabul etmek mümkün değil. Anlamsız derecede farklılıklar ortaya çıktı. Siyasette manipülasyon yapmaya yönelik, akıl karıştırıcı şeyler, fake haberin bir başka versiyonu şekli gibi bir şey. Başka ülkelerde de var bu.
Türkiye'de geri dönüp, benim hatırladığım, iki tür seçim kazanan siyaset veya parti var. Biri anketlerde diğeri sandıklarda kazanan. Türkiye'yi anketlerde kazanan yönetmiyor; sandıkta kazanan yönetiyor. Seçime az kaldığında anketlerin biraz daha fikir verici olduğunu, hepsi için söylemiyorum, kurumsallaşmışlarla ilgili konuşuyorum.
Onun dışında siyasi partilerle birlikte çalışan ve siyasi partinin lehine reklamını yapan firmalar da var. Biraz daha bunları yakın zamanda takip etmekte fikir verici olabilir. Benim takip ettiğim bir başka husus; şüphesiz anket çalışmaların bilimsel temeli var. Türkiye'de toplumsal yapı ve siyasi görüşler çok dinamik. Ben seçim sonuçlarıyla ilgili olarak ciddi yanılmalar olabileceğine dair ihtimal görüyorum.
Siyaseti sadece anket çalışmaları üzerinden okumak doğru değil. Türkiye'nin bir gidişi var. Hem siyaset anlamında hem toplumsal anlamında yol yürüyor. İçinde bulunduğu bölge ve dünyadaki tercihler anlamında bir yolu var. Tarihin bir akışı var. Siyaset sadece seçim oldu, bir sürpriz ortaya çıktı gibi yaklaşmak yanlış. Türkiye'nin gidiş istikametinin, milletimizin feraseti, basiretiyle sürdürüleceği. Türkiye'nin itibarı ve bağımsızlığı bakımından bu istikrarın sürdürülmesi gerektiği kanaatindeyim. Bir film şeridi gibi görürseniz nereye gidildiğini tahmin edebilirsiniz. Türkiye'nin son 20 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok büyük atılımlar. Bunların siyasette uluslaraarası ilişkilerde sonuçlarını görüyoruz. Bu yolu yürüyerek bir zamana ihtiyaç var.
Ayrıntılar geliyor...
HABERTÜRK