Samsun Emniyeti'nde yakın geçmişte başarılı bir Asayiş Şube Müdürlüğü geçirmiş olan bir polis şefine bir gün işler nasıl diye sormuştum.
O dönem bıçaklama, silahlı saldırı olayları oldukça yoğundu ve onlar da bunu önlemek için özel ekipler oluşturmuş ve müthiş bir çaba harcıyordu.
'İşler nasıl' soruma çok ilginç bir karşılık vermişti.
'O günlerde peş peşe olayların yaşandığı noktalardan olan Kadifekale Mahallesi'ni söyleyerek, esprili bir şekilde "Kadifekale olmasa daha iyi olacak' demişti.
Sonuç olarak Samsun'un belli noktalarında suç oranı yüksekti ve 'orayı yok kabul edemezlerdi, o da biliyordu'.
Orayı görmezden gelmediler. Mücadele verdiler ve suç oranını düşürme yolunda da önemli mesafe kat ettiler.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in geçtiğimiz günlerde bir internet medyasının büro açılışında', su zammı ve gelen tepkiler karşısındaki tutumunu eleştiren basına yönelik açıklamaları 'o polis şefinin' sözünü hatırlattı bana.
“Maarif ne güzel olurdu şu okullar olmasaydı” diyen bakan gibi; eleştiren basın olmasa Başkan Demir'e göre 'her şey çok güzel olacak'..
Başkan Demir'in gözünden bakarsak öyle, ama Samsun'un gözünden bakarsak aynı şey mi?..
Mesela;
Samsun'da yüzde 25 su zammını bizim gibi eleştiren basın olmasaydı, Samsunlular'ın tepkileri iletilmeyecek, gözyaşını içine akıtanların feryatları duyulmayacak Kamuoyu oluşmayacaktı.
Her şey süt liman. Zammı yiyen Samsun 'sus pus'..
Peşine belki de SAMULAŞ zammı gelecekti, kim bilir..
Belediyelere yakın gazetelerin yaptığı gibi bizler de 'feryatlara kulaklarımızı tıkayacaktık'. Gözlerimizi yumacak; üç maymunları oynayacaktık.
Samsunlular, "Şahlanış dönemi, birlikte yöneteceğiz' gibi sözleri görecekti medyada..
Başkan Demir, 'zafer kazanmış komutan edasıyla' ben yaptım oldu diyecekti ve 'Emeklilerin su zammının geri alınması için belediyenin önünde yaptığı eylemi de' Samsun kamuoyundan saklanmış olacaktı.
Randevu vermediğini kimse bilmeyecekti..
Belediyenin önüne bariyer konulduğunu yandaş medya gibi görmezden gelecektik.
Sosyal medyada bir kaç paylaşım o kadar.
Devam edelim..
Samsun'un su zammına gösterdiği tepki belki de, 'davaya dönüşmeyecekti'.
Çünkü kamuoyunun tepkisi 'yandaş medya tarafından tek satır bile verilmedi'.
O zaman kamuoyu bu tepkiyi göremeyecek ve belki de 'tek başıma ne yapabilirim ki' diyerek yargıya taşımayacaktı..
Su zammını yargıya götüren avukatlar, seslerini yerel basınla duyurdu. Haksızlığı basın yoluyla yaydı.
Samsunlu 'yalnız olmadığını' basın yoluyla öğrendi.
Yani doğru eleştiri yapan, gerçekleri yazan basın olmasaydı, bunlar da olmayacaktı büyük bir ihtimalle..
Yapıcı ve ciddi eleştiri göremeyen Başkan Mustafa Demir de, sanırım "Biz doğru yaptık bakın kimse ses çıkarmıyor' sanacaktı..
Ya da öyle görmek isteyecekti. Çok büyük tesadüf ki; durumun bu kadar ciddi olduğunu 'yine eleştiren' basından öğrenmiş olmalı Demir.
Yani ona da katkımız var. En azından 'eleştiri yapabilecek bir konusu var'..
Biraz da yapıcı ve ciddi olsa, çok hoş olacak da, 'O niye yazıyorsunuz kısmında halen'.
Eleştirebilen basın olmasaydı ne olurdu devam edelim; 2,5 aylık süreçte konu çok.
Samsun Büyükşehir Belediye'ne yapılan 'şehir dışından atamaları' belki de yazmamalıydı 'yerel basın'.
O zaman kamuoyu bazı hataları bilemeyecekti.
Mesela SAMULAŞ'ın Genel Müdürü'nün 'yönettiği şirketin zarar ve karını bilememesini hiç dile getirmemiş olacaktık.
Belediyelere yakın yandaş medya 'ertesi gün ‘SAMULAŞ'tan müjde’ diye verdi', o mecliste yaşanan garip tartışmayı görmedi bile.
Öyle ya, yazmasaydık, kamuoyu bunu da bilemeyecekti.
Hele ki, Genel Sekreter'in olumsuzluk yok' sözünün ertesi gün Terme'nin sel felaketi yaşamasını hiç görmemeliydi basın.
Bunun neresi yapıcı ve ciddi.
Yazarsa, eleştirirse, "Genel Sekreter'in erken ve boş açıklama yaptığını' öğrenmiş olacaktı kamuoyu.
Ya mecliste su zammına tepki gösteren vatandaşın ümüğünün sıkılması.
Meclis üyesinin vatandaşın boğazına sarılması fotoğrafı..
Yandaş medya elbette görmeyecekti bunu, görmedi de.
Bizim gibi ciddi eleştiri yapmayan basın!, bu haberi ve fotoğrafı yayınlayarak, yanlış yapmış olmalı.
Kime göre, neye göre;
'Vatandaşın boğazının sıkılmasında ne var ki'..
Kamuoyu görmese de olur.
Sonuç olarak..
Gazeteci demek, kamuoyunun gündemindeki olayları, sorunları belirler, önemli gördüklerinin altını çizer..
Çok önemli gördüklerinin altını daha kalın çizgiyle belirtir, kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunar..
Önemli olayları öne çıkarır, tartışmaya açar. Ortak akıl için her kesimin görüşlerine başvurur.
Bunu yaparken, tarafsızlık ilkesiyle, makamlara yandaşlık yapmadan, bol sıfırlı faturaları düşünmeden, 'Kamu çıkarı' için yapar.
Bu 'Kamu' sözünün içinde, belediyede vardır, tüm kamu kurumları da, vatandaş da'..
Basın hepimizin ortak çıkarı için, daha huzurlu ortam için çabalar..
Birileri bozulacak diye haber yapmaktan, eleştirmekten çekinmez..
Ortak paydamız Samsun'dur, Samsunlu'dur..
Yani gelinen noktada.. Eleştirebilen yerel basın olmasaydı, Samsun kamuoyuna biraz anlatmak istedim..
Evet Başkan Demir'in belki 'eleştiri yapmayan, ağzından çıkan her sözü bal gibi sunan' bir medya hoşuna gidebilir, ama sonuçları Samsun'u, Samsunlu'yu üzer.
Hatta cebini yakar.. Ekonomisini alt üst eder..
O nedenle;
Maalesef, sizin adınıza üzülerek belirtmek isterim ki; varız bu Samsun'da..
Olmaya da devam edeceğiz..
O nedenle 'en babasından ciddi eleştirileri, vatandaşın aleyhine yapılan her türlü çalışmayı' sayfa sayfa 'okuyacaksınız..
Tek tarafımız 'Halk'tır öyle de devam edecek.
Samsun için imza atılan her hayırlı işlerde 'destekçiniz olacağız'...
Ama ben yaptım oldu zihniyetine de asla izin vermemek için 'görevimizin başında nöbette olacağız Allah'ın izniyle..
Bu sizin için sıkıcı olabilir ama 'inanın Samsunlu, sonuna kadar haklarımızı savunun, böyle iyi diyor..
Hem de 'hiç tahmin bile edemeyeceğiz noktalardan'..
Sonuçta doğru ve ilkeli 'Basın, halkın müşterek sesidir'.
İsteseniz de, istemeseniz de..
Sizin beğenmemeniz de zaten çok umurumda değil..
Halk yeter..
Not: Dün köşemde dile getirdiğim, belediyelerin medya harcamaları ve İstanbul seçim çalışmasıyla ilgili giderleri konusunda yanıtlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Vatandaşlar da bu konuda ısrarlı çok yorum aldım. Bilginize.