Sosyal medya yasasından tanıdığımız o meşhur "Temsilci Bulundurma Zorunluluğu" kervanına şimdi de oyun platformları katılıyor.
Bakanlık diyor ki; "Steam, Epic Games, PlayStation... Eğer Türkiye'de bir ofis açmazsanız, bir muhatap göstermezseniz, bant genişliğinizi %90 oranında daraltırım."
Bu ne demek biliyor musunuz? "Seni yasaklamıyorum ama süründürüyorum" demek. 100 GB'lık bir oyunu indirmek için haftalarca bilgisayarı açık bırakmak zorunda kalacağımız, online oyunlarda ping'den adım atamayacağımız bir "dijital işkence" demek.
"Çocukları Korumak" mı, Yoksa Yetişkinleri Kısıtlamak mı?
Her yasaklamanın o meşhur kılıfı yine hazır: "Çocuklarımızı zararlı içeriklerden korumak."
Elbette çocuklar korunsun. Ama 30 yaşında, işten gelip iki el oyun atarak stres atmak isteyen bir yetişkinin ne oynayacağına neden devlet karar veriyor? Taslakta "Riskli görülen oyunların kaldırılması" gibi muğlak bir ifade var. Kime göre riskli? Neye göre zararlı?
Yarın öbür gün, içinde muhalif bir hikaye var diye veya sırf birilerinin "aile yapısına ters" dediği bir karakter var diye, parasını verip aldığımız oyun kütüphanemizden silinecek mi? Bu, dijital mülkiyet hakkına yapılmış bir darbe değil de nedir?
Bağımsız Yapımcıya (Indie) Ölüm Fermanı
İşin bir de tasarımcıları ve bağımsız geliştiricileri ilgilendiren teknik kısmı var. Taslak diyor ki; "Oyunlar yaş derecelendirmesine sahip olmak zorunda."
GTA, Call of Duty gibi devlerin parası var, bu prosedürleri hallederler. Peki ya tek başına oyun geliştiren, kısıtlı bütçesiyle sanat yapmaya çalışan o bağımsız yapımcı? Türkiye için özel bir bürokrasiyle, özel bir derecelendirmeyle uğraşabilir mi? Uğraşmaz. "Türkiye pazarını kapatır geçerim" der.
Biz de o "sanat eseri" niteliğindeki indie oyunlardan mahrum kalırız. Bize sadece parası olanın, arkası sağlam olanın oyunları kalır. Yani yine kalite kaybeder, ticaret kazanır.
Steam "Tamam" Der mi?
Steam gibi global devler genelde "Pazar küçükse uğraşmaya değmez" diyebilir. Eğer rest çekerlerse, yıllardır yüzlerce-binlerce dolar harcayip kurduğumuz o oyun kütüphanelerine veda edebiliriz.
Bu yasa, sadece oyun oynamayı değil, dijital özgürlüğümüzü hedef alıyor. "Oyunuma dokunma" derken kastettiğimiz sadece eğlence değil; kendi paramızla, kendi irademizle seçtiğimiz dünyaya karışılmaması isteğidir.
Umarım "Game Over" yazısını görmeden bu yanlıştan dönülür. Yoksa VPN ile oyun indirmeye çalıştığımız o karanlık günleri yaşayacağız...