Basit bir kaza, kamyonlar kaymış, devrilmiş ne var ki bunda diye görenler, düşünenler olabilir.
Ama işin başka yönü var.
Vatandaşlar oradan kaza yerinden fotoğraf çekmiş bizim gazeteye ulaştırdılar..
Söyledikleri şeyler, iddia boyutunda olsa da çok önemli, dikkate almak gerekiyor.
Diyor ki yöre halkı; "Bu kaza adeta geliyorum dedi. Hangi kafayla Karışlar Köyü civarında yol tamirat ve yapım işi ya da heyelanla ilgili böylesi karlı ve yolları buz tutmuş havada yaparlar".
Bakın bunu söyleyen 'Belediyenin hafta sonu Havza ve Ladik'e davet edilen öyle mühendis, üst düzey müdür ya da daire başkanı değil'..
Zaten bildiğiniz gibi daire başkanları ve müdürler hafta sonu ya Ladik'te ya da Havza'da kapatılmış otellerde 'seminer, tirit, kaplıca, hamam ve kayak işleriyle' uğraşıyordu.
Bu sözleri diyen, kaza olacağını tahmin eden, o yolları ve hava şartlarını iyi bilen sade vatandaş.
Söylediklerine göre yerde kar ve buzlanma var.
Ve hangi kafa acaba, onlara halen koca kamyonlarda kayalar taşıtıyor.
Hiç istenmese de olacağı da buydu elbette.
İşin ilginci aynı anda kamyonlar kayaları taşırken, greyder de karla mücadele ediyormuş.
Yani biri 'anyaya, diğeri konyaya misali'..
Sonuç mu?..
Köylü vatandaşın bile 'Biz burada kaza olur diyorduk, ve oldu dediği noktada sonuçlandı'..
İddiaya göre, greyder arıza yapıyor ve kamyonlar buzlu ve karlı yolda duramayarak, önce greydere sonra ise birbirine çarpıyor tamamen kontrolü kaybediyorlar.
İki kamyon şarampole yuvarlanıyor, fotoğraflarda olduğu gibi.
Bir sürücünün topuğunun kırıldığı söyleniyor ama resmen Allah korumuz işçilerimizi.
Peki şimdi 'soruları sormaya geldi sıra'..
Bu havada, kar yağarken, buzlu yollarda 'koca kayaları kamyon sürücülerine köy yolunda taşıyın talimatını kim verdi'..
Eğer Pazartesi sabahı bu talimat verilmişse, 'Akıllara zarar, sonucu da ortada'.
İşçilerin canı sağ buna mı sevinelim, yoksa bu kazanın geliyorum demesine rağmen bunlara 'çalışın diyen kim hangi yetkili onu mu' sorgulayalım.
Şimdi aklıma geliyor da, Cuma günü Samsun'da hava bayağı iyiydi ve belediyenin tüm üst düzey müdürleri, daire başkanları da hafta sonunu, kaplıca ve kayak merkezlerinde geçirdi.
Yani Cuma'dan verilmiş bir talimatsa, 'sözün bittiği yerdir', hesap sorulmalı..
Eğer yok Pazartesi yaşanabilecek tehlikeyi görmesine rağmen 'Sürün kamyonları köy yollarına denilmişse', bu daha büyük bir hata..
Yani yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali bir olay.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, 'eğitim semineri vermiş Havza ve Ladik'te otellerde ama, işte sanırım, iş ve işçi güvenliğini atlamış olmalı.
Yani, hava şartlarına göre görev güncellemesi, yapıldı mı yapılmadı mı belli değil. Yapılsa böyle bir kaza olabilir mi?..
Kaplıcalardan ve kayak merkezlerinden dönüldü dönülmesine de, "Pazartesi günü ilk mesai saatinde yaşanan bu olay" ders çıkartılabilecek nitelikte..
Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'e sormak isterim..
Meteorolojinin hava şartlarının değişeceği ve hava sıcaklığının düşeceği yolunda bilgilerine rağmen, 'Pazartesi günü yapılacak işlerde, kar ve buzlanma nedeniyle', iş güncellemesi yapıldı mı?..
Bu konulardaki yetkili müdür, çalışılan bölgede meteoroloji bilgilerini sorguladı mı?..
Hafta sonu hangi yetkililer, Samsun'da kalıp bu konularla ilgili sizlere bilgi verdi. Ya da hemen herkes 'Havza Ladik gibi Güney'e mi gitmişti'..
Eğer bilgi verdiyse o çalışma buzlanmaya rağmen niye daha dikkatli yapılmadı veya iptal edilmedi.
Tek kamyon kaza yapsa, 'bir kazadır oldu diyeceğimde' üç aracın birbirine çarpması, şarampole yuvarlanması' facia gibi bir olaydan döndüğümüzün resmidir aslında.
Hamam, kaplıca, kayak, seminer! 2 gün güzeldi elbette, şifa olsun da, belediye işçilerini de Allah'a emanet bırakmamak gerekir, diye düşünüyorum.
İş ve işçi güvenliği ve her şeyden önce 'can' her şeyin önemlisi; gerisi teferruat.
Her gün eğitim seminerleri verseniz ne olur, otelleri kapatıp, 'A takımı toplantıları yapsanız ne olur'; Hava şartlarına göre 'iş düzenlemesi, uygunluk yapmadıktan sonra'.
Sonuç;
Belediye kamyon ve iş makinesi sürücülerinin geçirdiği kaza 'ibret vericidir'.
Ders niteliğindedir.
Bence bundan sonraki ilk 'Eğitim Semineri'nde; bu konu acilen ele alınmalıdır..
Ama otel kapatmadan, belediye bütçesinden savurganlık yapmadan..
Belediyenin sosyal tesisleri yeter de artar bile..
Hem kapasite sorunu yaşayıp, ikinci oteli kapatmaya da gerek yok.
500 kişilik Belediye sosyal tesislerinde 'bu kez riskli iş gruplarında görev yapan işçileri de davet ederek', yapılmalı eğitim seminerleri..
Daha çok işe yarar. Sonuç odaklı olur, en azından.
Hem Samsun da bir anda 'müdürsüz, amirsiz kalmaz'.
Tiritti, kaplıcaydı, hamamdı olmaz belki ama 'sıcak bir çorba, bir bardak çayı işçinizle birlikte yudumlarsanız da, daha şık ve anlamlı olur.
Mutlu olurlar inanın..
Tasarruf olsun diye tirit yerine de 'tayin helvası' ikram edin.
Dışarısı buz gibi soğuk..
İyi gelir, içlerini ısıtır, işçinin.
Hem belki de;
'Karla mücadele yapılan bir yolda, kamyonlara tonluk kayalar taşıtılmayacağını' da 'Usta bir belediye işçisi, yılların tecrübesiyle fısıldar'..
Malum, 'Belediyenin eski ekibinden, hafızaları olan A Takımı'ndan eser yok şimdi'..
O nedenle; Büyükşehir Belediyesi'nin başta Başkan Mustafa Demir olmak üzere A Takımına da bir önerim var;
Lütfen biraz daha dikkat..
Kar Ladik'te kayak keyfi olur ama, kırsaldaki kar tehlikelidir. Beyaz felakettir adeta.
En ufak ihmal Allah korusun 'can kaybına yol açabilir’...
Sadece işçiler için söylemiyorum bunu..
Vatandaşta o yollardan zor şartlarda günlük yaşamını sürdürmek zorunda.
O yollardan araçlarıyla inmesi gerekiyor.
Kamyonların kaydığı yolu düşünün artık.
Yani Büyükşehir için hafta sonu bitti, 'iş başı, karla mücadele zamanı'..
Kaza geçiren belediye işçilerine geçmiş olsun diyorum.
Allah korumuş, ailelerine bağışlamış..
Not: Büyükşehir Belediyesi'nin hafta sonu oteller için kesilecek 'bireysel faturaları' vatandaşla paylaşmasını bekliyorum. Herkes cebinden ödemezse, belediyeye fatura edilirse, söz verdim, yargıya başvuracağım ve Samsun kamuoyunun hakkını arayacağım. Bilginize..

İNANILMAZ KAZA