Saadet Partisi(SP) Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasına, Kuzey Irak'ta şehit düşen 12 şehidimize Allah'tan rahmet, Türk milletine başsağlığı dileyerek başladı. Bütçe açığı nedeniyle vatandaşların yoğun bir vergi yükü altında ezildiğini belirten Karaman, rant çevreleri tarafından devlet kaynaklarının gasbedildiğini, faiz lobileri ve modern tefeciler olan bankalar eliyle vatandaşın emeğinin sömürüldüğünü öne sürdü.
'DAHA DA YOKSULLAŞTIK'
Karaman, ‘‘Refah, huzur, güven, adalet ve kalkınma vadederek geldiğiniz iktidarınızda hem devleti hem de milleti daha fazla sefalete, daha fazla yoksulluğa ve çöküşe mahkûm ettiniz; bu sözlerim için kızmayın zira tüm bu rakamlar sizin verdiğiniz rakamlar. Tek başına sürdürdüğünüz yirmi bir yıllık iktidarınızda beklenen kalkınma bir türlü gerçekleşmediği gibi temsilcisi olduğunuz faizci, kapitalist ekonomi politikalarınız adil bir paylaşımı ve adaletli gelir dağılımını da maalesef sağlayamadı. Faiz-enflasyon-borç sarmalında devleti o çok yakındığınız dış güçlere esir ettiniz, vatandaşı da o dış güçlerin kölesi hâline getirdiniz.’’ ifadelerini kullandı.
ÇAY-SİMİT HESABI
Karaman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1993 yılında Refah Partisi’nde siyaset yaparken Başbakan Tansu Çiller iktidarını ‘Çay-simit’ hesabı ile eleştirdiği konuşmasını hatırlatarak, şunları kaydetti; ‘‘Bir kez daha, ne yazık ki alım gücü de tarihe düşüşte; iktidara geldiğinizde beğenmediğiniz o asgari ücretle 6,5 çeyrek altın alınabiliyorken bugün 'cumhuriyet tarihinin en yükseği' diye övündüğünüz 11 bin lirayla sadece 3,5 çeyrek altın alınabiliyor.
Meşhur bir çay-simit hesabı vardı hatırlarsınız herhâlde gelin, beraber yapalım: 3 çocuklu 1 aile, 3 öğün sadece çay ve simitle karnını doyursa kişi başı 20 liradan günde 300 lira, ayda 9.000 lira; asgari ücret ne kadar? 11 bin lira. Soruyorum size: Kirayı kim ödeyecek? Çocukların okul masrafını kim ödeyecek?
Giyecek masraflarını kim ödeyecek? Elektriği, suyu, doğal gazı kim ödeyecek değerli arkadaşlar? Bunu kimin söylediğini hepiniz çok iyi biliyorsunuz. İşçi ne yapsın?
Memur ne yapsın? Emekli ne yapsın? Çiftçi ne yapsın, nasıl yaşasın? İnsan onuruna yarışır bir hayat sürmeyi bu insanlara çok görüyorsunuz, ayıp değil mi, günah değil mi?Vergi yükü günden güne artmakta, ödeyeceğimiz borç faizi ise 15 bakanlığımızın bütçesini geçmiş durumda. Tüm rakamlara karşı yatırıma ayrılan bütçe sadece 1,5 trilyon. Vatandaş bu kadar yükün altından kalkamıyor ve inim inim inliyor; unun bir sonucu olarak borcunu ödeyemiyor, maddi imkânsızlıklar nedeniyle ciddi bir bunalım hâli yaşıyor.
Bu durum, iflasları, suçları, ahlaki değerlerin kaybını ve nihayetinde toplumsal bozulmayı da beraberinde getiriyor. Bugün icra dosyası sayısı 22 milyona ulaşmış, hırsızlık yüzde 39'la en çok işlenen suçlar arasına girmiş. Aslında iktidar olarak yapmanız gereken bütçeyle toplumun her kademesindeki sorunlara çözüm, taleplere cevap vermek olmalıyken ne yazık ki siz bütçeyle rantiyecileri, lobileri ve birtakım azınlığı memnun ediyorsunuz "ifadelerini kullandı.
Kaynak: İsmail Akduman