Bir dehanın yaşamından notla yazıma başlamak istiyorum.
“Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca deneyip, farklı bir sonuç beklemektir.”
Albert Einstein.
Yani bir sonuca gitmek için, farklı yollar denemelisin, farklı deneyimler yapmalısın ki, farklı bir sonuç alabilesin.
Aynı şeyi tekrarlamak, aynı şekilde yapmak, aynı materyalleri kullanmak sonucu değiştirmeyecektir.
Sadece zaman kaybı.
Belki biraz da kişisel tatmin.
Buna 'belki ünlü deha gibi' çok net olarak aptallık demeyebiliriz ama;
İnat ve kişisel hırslar olarak yorumlayabiliriz.
Bunun siyasette örneklerini görebilmek mümkün.
Mesela CHP'nin Türkiye'nin her yerinde oyunu artırıp, belediyelerin yüzde 65'ni kazanırken, Samsun'da Büyükşehir dahil, 17'de 1 yapması gibi.
Ne kadar düşük bir yüzde oranı değil mi?
CHP'nin 31 Mart yerel seçimlerinde Türkiye'de tek ilçe belediyesiyle yetindiği ender illerden.
Oysa Atatürk kenti Samsun'da daha farklı sonuç bekliyor insan;
Tıpkı CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, “İlkadım'ın kaybedilmesini sindiremiyorum” dediği gibi.
Peki hata neydi?
Öncelikle ne il yönetimi, ne de diğer siyasiler, ilçe başkanları ve adayları, kazanacaklarına inanmadılar.
Atakum'u kaybetmesek başarı diye gördüler.
Bir önceki seçimden farklı bir şey yapmadan, aynı çalışma şekliyle, hemen hemen aynı ilçe başkanlarıyla farklı sonuç beklediler.
Hatta bazı yerlerde bir seçim öncesini kaybetmiş olan ilçe başkanlarını belediye başkan adayı yaptılar.
İl yönetimi 31 Mart'a özel bir çalışma geliştirmedi, tüm ilçelerde kazanacağız diye bir hava oluşturamadı.
Yüklendiler Atakum'a.
İlkadım'ın adayı saha çalışmasından çok, sivil toplum ziyaretleri yaptı.
İlkadım İlçe yönetiminin mitingleri olmadı, zangır zangır geliyoruz havası esmedi.
Oysa az asılsalar Alaçam, belki Terme ve Havza, hatta İlkadım gelebilirdi.
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cevat Öncü ise yalnız bırakıldı resmen.
Koordine diye bir şey yoktu, kimse cebinden bir şey harcamadı, nasıl olsa kazanamayız denilerek, 17'de 1'lik bir sonuç aldılar.
Asıl mesele, yıllardan beri değişmeyen teşkilat, uyumsuz yönetimler, koltuğu bırakmak istemeyen eskiler ve güç bende olsun, küçük olsun zihniyeti.
CHP aslında zafer yollarını 'Samsun için söylüyorum hep kendi kapatıyor'.
Bu daha delege seçimlerinde başlıyor.
Benim mahallem, senin mahallen kavgasıyla, ahbap çavuş ilişkisiyle delegeler belirleniyor.
Delege vefa borcu diyor, iş yapar mı yapmaz mı bakmadan, 'Biz kazanacağız' diyerek, tanıdığı, sevdiği, ona bu fırsatı tanıyan ilçe adayına oy veriyor.
Sonuçta hüsran kaçınılmaz elbette.
O bakış açısıyla, belediye başkan adayı belirlenirken de 'ön seçimde aynı senaryo devreye giriyor' ve sandıkta hüsran kaçınılmaz oluyor.
İlkadım'da resmen bu yaşandı geçen 31 Mart'ta.
Şimdi o seçimde kaybeden ilçe başkanı yine aday.
İlk seçimde nasıl bir sonuç bekliyor, bir öncekinden farklı ne yapacak, gerçekten merak ediyorum.
Kaldı ki; Nurcan Sepetçioğlu ve Umut Alkaç gibi iki aday daha var.
İkisi de yeni ve istekli.
Farklılık ve farklı sonuç beklemek kişilerle olur. Yoksa bir öncekinden farklı hiçbir şey olmaz.
Denenmiş, denenmiştir bu kadar.
En iyi örneği de CHP Genel Başkanlığı'ndaki değişimdir.
Kemal Kılıçdaroğlu da seçim kazanamadı ama Özgür Özel geldi ilk seçimde birinci parti yaptı CHP'yi.
Bu kadar net bir örnek CHP için.
Atakum'da ise diğer bir sıkıntı var.
Belediye resmen parti programlarını çuvallattı.
CHP'nin en kötü yönetilen ilçe belediyelerinden.
Sıralaması kaç bilmiyorum ama daha kötü yönetileni düşünemiyorum bile.
İlçe yönetimi ile ahbap çavuş ilişkisinde.
Güzel pozlar veriyorlar.
Ama icraat yok, olay çok.
Kongre seçimlerinin başlangıcında 3 aday vardı, kavga, dövüş, bir partili beyin kanaması geçirdi ve tek aday kaldı.
Başkanın desteklediği aday.
Şimdi orada aynı ilçe başkanı tekrar seçilecekse, ne değişecek, nasıl farklı bir sonuç ortaya çıkacak;
İmkanı var mı?
Belediyenin hizmetlerini, CHP parti programları doğrultusunda sorgulayacak bir yönetim oluşmazsa size olacağı şimdiden söyleyeyim.
'CHP bir daha Atakum'da belediye kazanamaz.'
O İlçe başkanlığı koltuğunun da bir önemi kalmaz.
Görülen köy kılavuz istemez.
O nedenle;
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Samsun’daki il kongresi, sandık sayımından ibaret bir seçim değil.
Tüm ilde 600 delegenin iradesiyle şekillenecek bu süreç, özellikle iki büyük ilçenin; Atakum ve İlkadım’ın stratejik hamlelerine bağlı.
Parti içindeki kronik bir virüs 'eğer değişimden yana değil de 'Ben kazanamıyorsam, kazandırmam' mantığıyla devam ederse, bazı birleşmeler, yönetim dengeleri oluşmazsa, manzara bugünden farklı olmaz.
Mesela;
Atakum, 184 delegeyle kongreye tek adayla girecek. İlkadım'da ise 3 aday var. İlkadım'da bölünme yaşanırsa, kazanan bile 'topal ördek' misali, il kongresinde Atakum kadar etkili olamaz.
Belediye ile ilçe yönetimi, ahbap-çavuş ilişkileriyle, hangi il başkan adayını desteklerse, onun kazanma şansı yüksek.
Liyakatsiz bir yönetim anlayışından uzak, şeffaf ve hizmet odaklı bir yönetim kurulamazsa, sandıkta kazanılan her zafer bir sonraki seçimde kaybedilmeye mahkûmdur.
O nedenle delegeler sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda.
Ve özellikle İlkadım'daki adaylar da 3 aday olmak yerine, en fazla iki adayla seçime gitmeli ki; 'bölünmüşlükler olmasın'.
Aksi takdirde, AK Parti’nin artık ‘yapıcı muhalefet’ döneminin bittiğini ilan ettiği bir dönemde, Atakum Belediyesi bir daha asla kazanılamayabilir.
Kaldı ki; tarih tekerrür etmek üzere.
Bir önceki kongrede de aynı tablo yaşandı ve İlkadım’ın bölünmüş oyları, Atakum’un desteğiyle belirlenen il başkanının zaferini getirdi.
Görünen o ki, bu tarihi hatadan ders çıkarılmamış.
Ve CHP Samsun'da yine 'köprüden önceki son çıkışı atlayıp', aynı yolda ilerliyor gibi görülüyor.
Oysa kongre sonrası senaryo belli:
İlkadım’daki üç adaydan ikisi kaybedecek. Ve CHP’nin o meşhur ‘kaybettirme’ refleksi devreye girecek.
Kırgınlıklar, iç hesaplaşmalar ve rövanş, il kongresinin sonuçlarını da etkileyecek.
Nihayetinde bölünmüş bir CHP, Samsun’da siyasi anlamda daha da gerileyecek.
O nedenle İlkadım önemli.
İlkadım’da adayların ve tüm tarafların feragatle, diyalogla ve partinin büyük çıkarı için ortak akılla buluşarak bir uzlaşı sağlaması.
Atakum'da ise CHP'nin kötü örnek belediyeciliğini yapan belediye ile birlikte hareket eden, eski ilçe başkanı olan adayın karşısına 'birleşik güçlerden oluşan bir aday çıkarmak'.
Farklı bir yol denenmezse, ünlü deha Einstein’ın sözüne bir kez daha bakmakta yarar var.
Bu arada Genel Merkez’e de burada büyük iş düşüyor.
Bence bazı konulara el atabilmek için, dünkü 22. olağanüstü kongre bekleniyordu.
Samsun’daki bu kritik süreci ve 'kötü örnek belediye yönetimini' sadece uzaktan izlemekle kalmamalı/ kalmayacak.
Aksi takdirde, sonuç 31 Mart ya da bir önceki genel seçimden farklı olmayacaktır.
CHP için Samsun'da köprüden önce son çıkış, Atakum ve İlkadım ilçe kongreleri ile İl kongresidir.
Bizim adamdan çıkıp, liyakatli bir yenilenme yaşarsa, bu kez Samsun'da beklediği sonucu alabilir.
Yoksa, gelecek, bugünden farklı olmaz.
Ama bu kez Atakum'u da bir daha kazanamaz.
Samsun'da CHP İçin Köprüden Önce Son Çıkış...
Hazır
Giriş: 22.09.2025 10:00
Güncelleme: 30.05.2026 19:40
Bir dehanın yaşamından notla yazıma başlamak istiyorum.
“Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca deneyip, farklı bir sonuç beklemektir.”
Albert Einstein.
Yani bir sonuca gitmek için, farklı...