SAMSUN K. ANADOLU FAY HATTINDA

SAMSUN K. ANADOLU FAY HATTINDA

Hazır

Giriş: 03.02.2020 09:37 Güncelleme: 30.05.2026 21:55
Samsun’un Kadifekale Mahallesi’nde etrafı binalarla çevrili 30 dönüm arazide deprem olmadan bir metreye yakın çökme ve yarıklar meydana geldi, yol ulaşıma kapandı. 40 yıl önce Samsun’un birçok yeri he...

Samsun’un Kadifekale Mahallesi’nde etrafı binalarla çevrili 30 dönüm arazide deprem olmadan bir metreye yakın çökme ve yarıklar meydana geldi, yol ulaşıma kapandı. 40 yıl önce Samsun’un birçok yeri heyelan bölgesi olarak imara kapalıyken, bu arazilerin belirli bölümleri okul, yeşil alan, park olarak belediyelerce ücretsiz alındıktan sonra kalan kısımları imara açıldı. İmara açılan kısımlara da belediyeye bırakılan alanlara da depreme dayanıklı olup olmadığına bakılmaksızın inşaat ve iskan ruhsatları verildi. Ruhsat veren depremzadeler, geleceğin depremzedelerini yarattılar.

Jeoloji Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Gül Yüzüncü Yılmaz, Samsun’un dünyanın en hareketli fay hatlarından ‘Kuzey Anadolu Fay Hattı’na çok yakın olduğunu,  Elazığ/Malatya’da meydana gelen depremin Samsun’da olmuş gibi hissedildiğini, binaların depreme dayanıklı yapılması, depremle birlikte yaşamanın gereklerinin yerine getirilmesi konusunda yetkilileri uyardı.

Sağlıkta esas olan hasta olup tedavi olmak değil; aşı ve benzeri koruyucu sağlık önlemleriyle hasta olmamaktır. Bu önlem hem acısız, hem de ucuzdur. Deprem için de aynı durum söz konusudur. Hastalıktan önce, hastalık sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler gibi deprem öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gerekenler vardır. Kötü sonuçları doğuran sebepler ortadan kaldırılmadan sonuçlar değişmez. Sonuçlara feryat, figan etmek de kayıpları geri getirmez. Deprem öldürmez, bina öldürür; deprem engellenemez, ancak depreme dayanıklı bina yapılarak can ve mal kaybı engellenir.

1999 Depremi’nden sonra Türkiye’de çıkarılan imar kanunları ve deprem vergileriyle inşaat teknolojisi depremle mücadele edecek seviyeye geldi. Bir yerin bina yapımına uygun olup olmadığı, uygunsa kaç kat için uygun olduğu inşaattan önce zemin etütleriyle belirlenebiliyor. Doğru yerde doğru teknoloji kullanılarak yapılan binalar depremde yıkılmaz, insanlar da hayatını kaybetmez. Deprem sonrası yapılanlardan çok daha ucuz (1/7) maliyetle hem binalar hem de insanlar korunur.

Yetkililer her fırsatta ‘Her şeyi devletten beklemeyin’ dese de hangi özellikteki binaların nereye, nasıl yapılacağına veya yapılamayacağına ev veya arsa sahipleri değil; devletin kurumları karar verir. Bir binanın fay hattı üzerinde yapılmasının da yanlış, yetersiz teknoloji ve malzemenin kullanılmasının da sorumlusu devlettir. Fay hatları üzerine imar izni verenler, depreme uygun teknoloji kullanılmadan bina yapılmasına göz yumanlar hesap vermediği sürece saman alevinin parlayıp sönmesi gibi her depremden sonra yapılan açıklamalar kısa bir süre sonra unutulup gider.

Bunca acıdan ders alınsaydı, 5,8 şiddetindeki bir depremde binalar yıkılır, insanlar enkaz altında can verir miydi? Elazığ ve Malatya’da yaşananlar, deprem vergilerinin amacı doğrultusunda kullanılmadığını, yasalarının da uygulanmadığını gösterdi. 1999 depreminde 10 binlerce bina tamamen yıkılırken, bir müteahhit; Veli Göçer yargılandı. İhmali görülen; belediye başkanı, imar müdürü, meclis üyesi, ilgili ve yetkili herkesi sorumlu tutan yasalar çıkarılıp, uygulanmalıdır. Yasalar felaketzadeleri değil; zedeleri korumalıdır.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap