Samsun'u uçuracak projeleriyle bilinen Büyükşehir Belediyesi ve Başkanı Mustafa Demir;
*Gelecek Partisi'nin logosunu anımsattığı için 'iş kazasına dönüşen çınar yaprağı toplatma operasyonu',
*25 milyon lira harcanarak kapatılan Çiftlik Caddesi'nin trafiğe açılması,
*Cadde AVM için yapılmış granit mermer üzerinden, 'dünyada emsali görülmemiş bir şekilde' koca otobüslerin geçirilmesi..
*Yağlı maaşlı Başkan Danışmanları gibi alımı teklifi gibi 'dudak uçuklatan mega projelerle uğraşırken',
Kırsaldaki küçük işleri 'unutmuş ya da yetersiz çalışma yapılmış olmalı ki', CİMER'lik oldular.
CİMER ne demek;
'Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'.
Yani çözülmeyen, yerel yönetimlerden, kurumlardan sorunlarınızı çözemediğiniz için başvurduğunuz ve 'Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takip ettiği, yerine göre bizzat dönüş yaptığı 'şikayet ve başvuru merkezi'.
Peki konu ne?..
Samsun'un uçacağından haberi bile olmayan, Alaçam'ın Gökçeağaç oymağı, Kızlan ve Vicikler mahallelerinin 15 gündür 'susuz yaşamları'.
Mağduriyet büyük.
Sorun biliniyor. Hem de bizzat 31 Mart seçimlerinden sonra SASKİ'ye Başkan Demir tarafından İstanbul'dan transfer edilen Genel Müdürü Fatih Yıldız tarafından.
Çünkü Yıldız, içme suyu sorunu yaşayan köylülerin olduğu bölgeye giderek, 'konuyu yerinde incelemiş kurumun ve sosyal medya hesabından da' yerinde inceleme çalışmasını paylaşmıştı.
Peki ne zaman.
Tam 4 Şubat'ta.
Kendi paylaşımında sorunu kabul etmiş ve 'talimatları verdiğini açıklamış'.
Sonuç;
İşte o büyük sıkıntı.
Çünkü köylüler 'susuz kaldı'.
Vatandaşlar da baktılar ki; sorun çözülmüyor, CİMER'e şikayet dilekçesi döşediler.
Durumu anlattılar, mağduriyetlerini belirttiler, CİMER de kendilerine dönüş yaparak, konunun incelendiğini bildirdi.
O nedenle diyorum ki;
*Samsun'u uçuracağız,
*Gelecek çok güzel olacak,
*Çılgın projeler hayata geçecek,
*Ayda şu kadar borç ödüyoruz, işler iyi gidiyor,
Gibi 'ortalıkta olmayan, görülmeyen' vaatleri bırakıp, vatandaşın acil işlerine 'yoğunlaşmanız gerekiyor' diye düşünüyorum.
Sonuçta lafla peynir ekmek gemisi yürümediği gibi, 'iki saat suyumuz akmasa nasıl sıkıntı yaşadığımızı' hepimiz biliyoruz.
Oradaki vatandaş kırsalda yaşıyor diye 'bu çileleri çekmemeli'.
Hiç olmazsa, gerekli tamiratlar yapılana kadar 'geçici olarak bu çağa yakışmasa da tankerlerle taşımalı olarak su problemi çözülmeli'..
Suyun eksikliği, vatandaşa hissettirilmemeli bile.
Hangi yılda yaşıyoruz farkında mısınız; Yıl 2020.
'Susuz köy olsa olsa filmlerde olur, o da 'ne günler varmış, neler yaşanmış atalarımız, bugünlere şükür diyerek' nostaljik keyifle seyredilebilecek, 'geçmişte bir yaşam kesiti' olabilir.
Bu çağda 'susuz köy' demek, tek kelimeyle yazıktır.
SASKİ Genel Müdürü Fatih Yıldız'ın bugünden tezi yok, çizmeleri ayağına giyip, 'doğru o susuz köylere giderek', sosyal medyadan 'talimat verdim' paylaşımı yerine, 'Sorunu yerinde çözüyoruz' deme zamanıdır.
Bu arada son zamanlarda çok gündemde olan 'danışmanlar konusu' nedeniyle aklıma geldi; SASKİ'ye de bir danışman gerekiyorsa, 'SASKİ eski Genel Müdürü Kamil Demircioğlu'nu öneriyorum.
O çizmelerini giyer, sorunu yerinde çözerdi.
Ve 'Talimat verdim' paylaşımı değil, 'sorun çözümü fotoğrafları paylaşırdı'.
Doğrusu da bu..
Cek - cak yerine 'icraat'.

SASKİ Genel Müdürü Fatih Yıldız, sorunu yerinde gördü ancak köyler 15 gündür halen susuz.

Köylüler CİMER'e şikayet etti.