Samsunspor ve Soğutulan Kalpler

Samsunspor ve Soğutulan Kalpler

Hazır

Giriş: 27.01.2026 10:00 Güncelleme: 27.01.2026 10:00
Tarih 29 Temmuz 2021. Görsel olarak üzerimde bir Samsunspor forması ve yüzümde oldukça mutsuz bir ifadeyle yaptığım bir sosyal medya paylaşımında şu satırları yazmışım: “Valla size açık ve net en...

Tarih 29 Temmuz 2021.
Görsel olarak üzerimde bir Samsunspor forması ve yüzümde oldukça mutsuz bir ifadeyle yaptığım bir sosyal medya paylaşımında şu satırları yazmışım:

“Valla size açık ve net en hissettiğimi söyleyeyim, büyük bir dürüstlükle.
Samsunspor’a olan dolu dizgin sevda yıllarımda en mutsuz, en hissiz, en az takipli, en dikkati dağınık dönemlerimi yaşıyorum.

Ne transferlerle ilgilendim bu sene, ne hazırlık maçlarıyla ne de skorlarla. Hiçbirini tutamıyorum aklımda; çünkü tanıyamadığım bir kulüp var karşımda. Çok yapay bir enerji var, altı boş bir sevda lakırdıları dönüyor içeride. Herkes çok sevdiğini söylüyor ama ben o cümlelerin hakikatini en derinimde hissedemiyorum. Ve tüm bu yapaylık, tüm bu beni övmez, egomu beslemezsen ‘git başka takım tut!’culuk, insanların sevdasını sorgulama işleri beni boğuyor.

Armaya bakınca ailemi, arkadaşımı, sevdiğimi, çocuğumu görüyordum ben. Şu anki yönetimde yürekten önce para görüyorum ben ve bu benim ciğerlerimi cayır cayır yakıyor. Elbette para lazım, olmayınca olmuyorlar uçuşuyor zihnimde ama dozunda olmayınca içimde bir şeyler ölüyor.

Sevdam baki, asla vazgeçmem, uğruna-yoluna can feda o armanın; ama şu anki yapaylık, şu anki çıkar ilişkileri, en hakiki sevdalıları sorgulama ama en yapayları zirvelere çıkarmalar beni zerre mutlu etmiyor.

O yeni stadyumu en başından beri sevemiyorum zaten, ayağım gitmiyor. Ama biliyorum, hissediyorum o armanın sıcaklığını; o 20 Ocak 1989 futbol şehitlerimizin ruhları da orada bizimle. Bu sıcaklığı hissettiğim için durduruyorum kendimi.

Bilmiyorum, tüm bu hissizliğimi yazmak geldi içimden. Heyecanlanamıyor, sevinemiyor, eskisi gibi aşkla dolup taşamıyorum. Sevdiğimle, armamla arama bir set koymuşlar ve kollarımı açıp ona sımsıkı sarılamıyorum. Birilerinin dediğine gitmemiz isteniyor, bazı zorbalıklar hissediyorum üzerimde ve ben de bunu reddediyorum.
Eski sıcak kalbimi istiyorum ben, eski sıcaklığı. Yapay yüzleri, çıkar düşüncelerini, soğuk enerjinin dolaştığı bu ortamı değil.
Eski samimiyeti istiyorum ben.
(Bu yazıda paylaşıma uygun olması açısından sadece birkaç kelimeyi değiştirdim, geri kalan tüm hisler ve cümleler olduğu gibi aktarıldı.)

Paylaşımı yaptığım 2021 yılında muhtemelen herkes hâlinden çok memnundu ve bu fikirleri beyan etmek beni nankör yapardı ya da birileri o yazımı okuduğunda bunu ilan etti, bilmiyorum.

Benim birkaç sene önden hissettiğim o soğuk enerji kokusunu birçok kişi şimdi yaşıyor ve “cesaret edip anlatacağım!” şeklinde itiraflarda bulunuyor; mevcuttaki soğukluğunu, kopmaya başlamasını…
Çünkü artık kazanmak, kupa, başarı, şu, bu yetmiyor insanlara. Ruh olmayınca bunların hiçbir anlamı olmuyor.

İnsanlar Samsunspor’u seviyor, armayı seviyor ama taraftara karşı takınılan tavır hepsini geri itiyor, yaralıyor. Bir an evvel iyileştirilmesi gereken bu yara günden güne büyüyor, kontrolden çıkıyor.

Çok değil, birkaç ay önce yukarıda anlattığım hâllerin katlanarak büyümesi sonucunda kendimi iyiden iyiye geri çekme isteği doğdu bünyemde.

Aşama aşama bir şeyler dönüşüyordu içimde.
Önce, gerçek duygudan uzak olan Samsunspor hesaplarını takipten çıktım.
Her şeyin paraya bağlandığı uygulamayı sildim.
Tamamen Samsunsporlulardan oluşan ve hepsinin olmasa da birçoğunun Samsunspor üzerinden beğeni, etkileşim, görünür olma çabası, diğer armadaşına üstünlük kurmak amacında olan insanların olduğu sosyal medya hesabımı sildim.

Değil maçlara gitmek, televizyondan bile maçları izleyemedim. Bu bir nefret değildi; belki nadas denirdi buna, belki inziva, belki özdeki sevgiden kopulma hâline daha fazla dayanamama…
İçimdeki küskünlüğün bir sürü süslü adı vardı belki ama içimdeki kırgınlığın ve soğuyan yanın geri dönüşü yoktu galiba…


Şimdilerde yeni yeni geliyorum kendime. Yine bir şeyleri önceden hissetmek mi bilmiyorum ama “kravatlılar gider, atkılılar kalır.” diye bağırıyor içimden bir ses.
Herkes kendine yakışanı yapar diyorum; kalp kıranı da, özür dilemeyeni de, çıkarı için susanı da unutmaz bu taraftar diyorum.
Kişilerin gelip geçiciliği gerçeği ve armanın bakiliği ile yeniden ayağa kalkıyor, soğutulan kalbimi yine ben ısıtmaya çalışıyorum.

Elbet bu fırtına dinecek, gitmesi gerekenler gidecek. Samsunspor taraftarını üzen kimsenin yüzü gülmedi; biliyorum, o çekim yasası yine işleyecek…
Ve son olarak, sadece dıştaki değil, içteki ele de inat sadece Samsunspor!

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap