Paylaş

Saygı Pazarlık Kabul Etme

Ekleme: 27.02.2026 10:00 Güncelleme: 31.05.2026 21:09

​İnsanın kendi değerini bir başkasının insafına bıraktığı an, ruhundaki en büyük yarayı aldığı andır. Modern dünyanın nezaketle zayıflığı, sadakatle zorunluluğu karıştırdığı bu karmaşada, bazen en büy...

​İnsanın kendi değerini bir başkasının insafına bıraktığı an, ruhundaki en büyük yarayı aldığı andır. Modern dünyanın nezaketle zayıflığı, sadakatle zorunluluğu karıştırdığı bu karmaşada, bazen en büyük devrim sadece arkanı dönüp gitmektir. Bize hep sabretmek, açıklama yapmak ve köprüleri kurmak öğretildi. Oysa bazı köprülerin yıkılması, karşı tarafa geçmekten çok daha yaşamsal bir gerekliliktir. Saygının pazarlık masasına yatırıldığı hiçbir bağ, sırtımızda taşımaya değecek kadar hafif değildir. ister onlarca yıllık bir dostluk, ister kan bağı ister büyük bir aşk olsun, temelindeki saygı sarsılmışsa o yapı artık bir yuva değil, ruhu aşındıran bir hapishanedir.

​Birinin sizin varlığınızı, nezaketinizi ya da sadakatinizi görmezden geldiği o an, aslında size verilmiş en net veda mesajıdır. Bu noktada neden gittiğinizi açıklamak, sağır birine en güzel besteyi dinletmeye çalışmak kadar boş bir uğraştır. İçimizdeki o derin sızı, bazen paylaşılan binlerce anının yüküyle ağırlaşsa da unutmamak gerekir ki, gerçek kapanış karşı taraftan gelecek yarım ağız bir özürde değil, sizin kendi içinizde verdiğiniz "bu kadarı yeter" kararında gizlidir. Sessizliğin gücünü hafife almamak gerekir. Bazen engellemek, takibi bırakmak veya bir daha asla dahil olmamayı seçmek bir öfke patlaması değil, hırpalanmış bir kalbin kendi etrafına ördüğü şefkatli bir koruma kalkanıdır. Size saygısızlık eden birine hayatınızda yer açmaya devam ettiğiniz her saniye, aslında ruhunuza "sen daha azına layıksın" diye fısıldarsınız. Bu bir kin tutma meselesi değil, bir varoluş mücadelesidir. Size gerçekten değer veren birinin, sizi kendi değerinizi sorgularken bir başınıza bırakmayacağını bildiğinizde, geri dönmemek üzere uzaklaşmak artık bir suçluluk duygusu değil, onurlu bir özgürleşme eylemine dönüşür. Birisi size kim olduğunu ilk seferde gösterdiğinde, tereddüt etmeden ona inanın ve kaosun gürültüsü yerine sessizliğin huzurunu seçin. Çünkü gerçek iyileşme, artık size ait olmayan hikâyelerden, kendinizi suçlamadan ve suçluluk duymadan çekilmeyi bildiğinizde başlar.

Karşınızdakine kiminle muhatap olduğunu hatırlatmak ve o doğrultuda size yaklaşmasını direkt olarak siz öğretmelisiniz. Öğretmelisiniz ki, o da haddini bilsin.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.