Paylaş

Sorumluluk duymak önemli bir şeydir

Kendini güçlü hissetmek, ben ne  yaparsam uyar gibi düşünmenin 'günü geliyor bedelleri oluyor' elbette.  Günümüzde buna, kontrolsüz güç, güç sarhoşluğu ya da  'önünü ve çevresinde yaşananları görem...

Kendini güçlü hissetmek, ben ne  yaparsam uyar gibi düşünmenin 'günü geliyor bedelleri oluyor' elbette. 

Günümüzde buna, kontrolsüz güç, güç sarhoşluğu ya da  'önünü ve çevresinde yaşananları görememe, idrak edememe' gibi yorumlar da yapılıyor. 

Bunun bedelini ödemek, bazen 'bulunduğun, sana güç katan yeri, makamı kaybetmekle oluyor, kimi zaman da eleştirilerin, hatta ayıplamanın hedefi olarak' yaşanabiliyor. 

Çünkü, güçlü olmak aynı zamanda sorumluluk sahibi olmayı da getiriyor. 

Korumak, kollamak, hizmet etmek gibi kamusal yönü olduğu  kadar, 'vereceğin mesajlarla' örnek teşkil etmek gibi bir sorumluluk da yüklüyor insana.. 

O nedenle sorumluluk çok önemli  bir şeydir.

Herkese verilemez, hakkını verebilene, liyakat sahibi olanlara verilmelidir. 

Çünkü, güçlü olmak aynı zamanda sorumluluk sahibi olmak demektir. 

Bizler öyle bir ecdadın, inancın, ümmetin nesliyiz ki; Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.),'ın dediği gibi 'komşu açken, tok yatanlar bizden değildir' denilecek kadar, sorumluluk sahibi olmamız gerekir. 

Kamusal sorumluluğun yanı sıra, bize bu sorumluğu dinimiz de böylesine 'ince bir anlayışla' yüklemiştir. 

Birbirimizin derdiyle dertlenmek, himayemizdeki, ya da çevremizdekiler zordayken, 'keyifli, neşeli' görüntüler vermek, o yaşananlar, yaşanmamış gibi davranmak asla 'bizlere yakışmaz'..

Hatta yine başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber, "Hangi mahallede bir kişi aç kalırsa, o mahalle halkı Allah'ın korumasından uzak düşer" diye buyurmuştur. 

Lafın kısası, ister kamusal, ister toplumsal, isterse dini inancımıza göre "toplumun derdiyle dertlenmeliyiz, gösterişten, şatafatlı işlerden' uzak durmalıyız. 

Hele ki Terme gibi sel felaketi yaşayan, bir bardak suya muhtaç olan, salgın hastalık tehlikesi yaşayan vatandaşların kara kara düşündüğü bir ilçede, 'yetkililerin her sözü, her davranışı, her verdiği görüntü', çok itinayla seçilmelidir. 

Öncelikle onlar acıyı yaşarken, hiç bir şey yokmuş gibi davranılmamalıdır. 

Yardımseverlik içermelidir. 

Orada felaketi yaşayan insanlara 'umut olmalıdır'.

Herkesi kucaklayan, onlarla dertlenen, sel mağdurları için çabalayan, yardımına koştuğunu ortaya koyan içeriklere sahip olmalıdır.  

Çünkü her şeyin yeri ve zamanı vardır.. 

Yakışan yapılmalıdır. 

Sel felaketini yaşayan, ekili arazisi sular altında kalan, ev ve işyerleri  harap olan, bir bardak suya ihtiyacı olan ve salgın hastalık tehdidi altında olan Terme'ye giden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in de 'Kentin en üst düzey yetkilisi olarak' bu konulara dikkat etmesi gerekirdi. 

Etti mi peki?. 

Bana göre etmedi. Hatta yapmaması gerekeni yaptı

AK Parti İlçe Başkanlığı ve AK Partili Belediye'yi ziyaretinde kendisine AK Partili yetkililerce 'özel işlenmiş çini tabak hediyesini kabul etti'..

Sel raporu beklerken, acil eylem planı için kriz masasında yapılan çalışmaları beklediğimiz Terme'den 'basına servis ettiler bir de bu fotoğrafı'..

Neyin hediyesi ben anlam veremedim. 

İhmaller zinciriyle yaşanmış bir sel  sonrası neden verildi hiç anlam veremedim, hatta düşündükçe de bulamadım.

Günün anısına ise 'Gün o gün değil.

 Tam tersi afet yaşayan bir Terme'nin sorunları  halen çözülmedi'..

Sefalet halen diz boyu.

İçme suyu riskini, 'Dikkat edin kaynağı olmayan suyu içmeyin' diye açıklayan İlin Sağlık Müdürü.

Yaptığımız hizmetler Türkiye'ye örnek olacak diye, genel bir mesaj veren Başkan Mustafa Demir'in sözleri 'o hediye sonrası çok daha manidar oldu'..

Evet doğrudur, anlatmak istediğiniz bu olmasa da Afet bölgesinde 'hediyeleşme' fotoğrafları ile örnek oldunuz evet..

Sel bölgesindeki vatandaşlarla, 'içebilecek bir su bulabilirlerse, 'bir bardak çay içseydiniz' daha sıcak bir mesaj olurdu. 

Terme'den bu görüntü olmadı..

Hiç doğru bulmadım. 

Asla bir sorumlu yöneticilik 'karesi olarak' gözükmüyor.

Hediyeyi verenlere ise 'diyecek sözüm yok'.

Onlar 'komşuları zordayken' akıl tutulması  yaşamış olmalılar.

Demir o hediye için 'Şimdi zamanı  değil, işleri çözelim,  yaraları saralım dese' sorumlu davranmış olacaktı. 

O zaman ‘ bu davranışı nedeniyle’ tebrik eder alkışlardım..

Ama yapmadı..

(Not: Bence çok yapıcı ve  ciddi bir eleştiri. Bundan sonra dikkate alınmalı)

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.