Sevgili okurlar, hepimiz çağın en büyük sınavlarından biriyle, yani “Öfke Kontrolü” ile mücadele ediyoruz. Sinir tavan yaptığında hepimize fısıldanan bir öneri vardır; "Önce dur, bir nefes al, 10'a kadar say."
Ancak geçenlerde elime bir metin geçti ki, psikolojinin yüzyıllardır süregelen bu basit kuralını alıp, toplumsal hiyerarşimize göre bilimsel bir titizlikle (!) hatta bir evlilik gazisinin tecrübesiyle yeniden yazmış. Bu yeni kılavuz diyor ki, öfkenizin dozunu ve muhtemel sonuçlarını karşınızdaki kişinin yaşına göre ayarlayın.
Eğer karşınızdaki küçüğünüzse, evet, 10'a kadar sayın. Zira o masumiyeti azarlarken kendinizi yavaşlatmanız gerekir. Tartışmanın dozu yaşınızdaki birine çıktıysa, dikkat O potansiyel bir karşılık verme yeteneğine sahiptir.
Bu durumda 30'a kadar sayın. Kendinize, hata yapıyoruz, sakin olmalıyız mesajını verin. Yok eğer büyüğünüzse, saygıyı ve hikmeti elden bırakmamalı, 50'ye kadar saymalısınız.
Zaten 50 saniye boyunca saymak, sinirinizi unutturur ve öfkeyi boşa çıkarır. Sayarken 50'den sonra 51, 52 diye devam ettiğinizde, yaşlılıkta hafıza egzersizi yapmış olursunuz, iki fayda birden!
Fakat bütün bu sayma kurallarının, bütün bu mantık silsilesinin zurnanın zırt dediği, mantığın tamamen iflas ettiği tek bir yer var, Eşiniz.
Kılavuz evlilikte öfke yönetiminin altın kuralını tek bir satırda özetlemiş ve psikolojiye adeta meydan okumuş. Karınsa saymaya devam et ve sakın konuşma.
İşte bu sadece mizah değil, aynı zamanda evlilik ciddiyetinin bir özeti. Neden mi? Çünkü 10, 30 veya 50'ye kadar saymak bir sessizlik arayışıdır, kendinize zaman tanımaktır.
Ama eşinizle olan bir tartışmada saymanın bir anlamı yoktur, zaman tanımak bir lükstür. O siz 10'a kadar sayarken, çoktan 50 yeni durum üretmiş, konuyu geçen haftaki bulaşık makinesi yerleştirme biçiminizden tutup, 3 yıl önceki tatile ve annenizin sözüne bağlamıştır bile.
Siz 50'ye geldiğinizde, o sizi çoktan 500. maddeye geçirmiş, tartışmanın adını geçmişin muhasebesi koymuştur.
Psikologlar bundan sonra seanslara 10'a kadar sayın yerine, eşinizi hayal edin ve sessizce 1000'e kadar sayma provası yapın diye başlayabilirler.
Unutmayın sevgili okurlar, evlilikteki öfke krizinin süresi matematiksel olarak şöyle hesaplanmıştır: “Sonsuzluk çarpı Eşinizin Sitem Listesi.”
Bu formüle göre susmak, en kısa çözümdür, en azından savaş alanından sağ çıkma garantisidir.
Eğer bugün birine öfkelendiyseniz, lütfen yaşına göre sayın. Ama karşınızda eşiniz varsa cep telefonunuzu çıkarın, sayaç uygulamasını açın ve saymaya başlayın. Ama bir şartla sakın bu sayma işleminizden eşinize bahsetmeyin, yoksa o sayılar da size karşı delil olarak kullanılır.
Psikolog değilim ki bu konuyu psikolojik olarak ele alabileyim. Bende işin muhabbetiyle ilgilendim bugünkü köşe yazımda.
Mutlu, huzurlu ve olabildiğince sessiz günler dilerim!