Hayatımızın bir noktasında hepimiz, kulağımıza fısıldanan bir sözün, bir olumsuz cümlenin etkisi altında kalmışızdır.
Senin hakkında şöyle söyledi, o sana böyle bir tavır almış, gibi cümleler, bazen en sağlam ilişkileri bile sarsmaya yetebilir. Oysa Bilge Mevlana, yüzyıllar öncesinden bize bir söz armağan etmiş: "Bir lafa bakarım, laf mı diye? Bir de söyleyene bakarım, adam mı diye?"
Bu söz, sadece bir bilgelik dersi değil, aynı zamanda sağlıklı ilişkiler kurmanın ve korumanın yoludur. Bize, hayatımızı başkalarının ağzından çıkan sözlere göre değil, kendi gözlemlerimize ve değerlerimize göre yönlendirmemiz gerektiğini söyler.
Dedikodu, insan ilişkilerinin en zehirli meyvesidir. Bir fısıltı ile başlar, bir şüphe tohumu eker ve sessizce büyüyerek dostlukları, aile bağlarını, hatta en köklü güven duygusunu yok eder. Oysa dedikodu, çoğu zaman bir gerçeğin çarpıtılması, bir yanlış anlaşılmanın abartılması ya da en kötüsü, sadece kötü niyetli bir yalandır.
Peki, bu zehirli söz karşısında ne yapmalıyız? İşte Mevlana'nın iki süzgeci burada devreye girer.
Önce sözün kendisine bakmalıyız. Bize getirilen bilginin ne kadar geçerli ne kadar doğru ve ne kadar anlamlı olduğunu sorgulamalıyız.
Eğer bir söz, sadece yıkıcılığa hizmet ediyor, birilerini kötülemeyi amaçlıyorsa, o laf, zaten kendi içinde bir değersizlik taşır. Bu tür sözlere itibar etmek, kendimizi bile bile bir karmaşanın içine atmaktır.
Ardından sözü söyleyen kişiye bakmalıyız. Bize o sözü getiren kişi, güvenilir biri mi? Gerçekten bizim iyiliğimizi mi istiyor, yoksa bir çıkar peşinde mi ya da hırsın esiri mi? Karşımızdaki kişi, birilerini kırmak, araları açmak için bir aracı olarak mı davranıyor?
Eğer bir insan, sürekli olarak olumsuz sözler taşıyorsa, onunla kurulan ilişkinin ne kadar sağlam olabileceğini sorgulamak gerekir.
Gerçek kıymet, sözde değil, insandadır. Bir başkasının getirdiği bir laf uğruna yıllar süren bir dostluğu harcamak, en büyük hatalardan biridir. Unutmamalıyız ki, bir ilişkiyi bitirmek için söylenen bir laf yeterken, o ilişkiyi tamir etmek için bazen yıllar süren çaba gerekir.
Mevlana'nın bu sözü bize, tavır almadan önce düşünmeyi, insanlara karşı güveni korumayı ve en önemlisi, sessizliğin de bir cevap olabileceğini hatırlatır. Çünkü bazen en asil duruş, boş sözlere kulak tıkamaktır.