Türkiye’ de rutin görevini yapan her kamu görevlisi; okul müdüründen belediye başkanına, genel müdürden bakanına kadar herkes hatta yandaş medyanın yazarı ve muhabiri de yaptığı işi anlatırken söze ‘Cumhurbaşkanımızın talimatıyla' başlar, yapılan iş yasal görevi olduğu halde.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu bağlamda veya değilcuma günü , saat 22.00’ de‘Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ‘2 saat sonraBüyükşehirlerde 2 gün süreli‘sokağa çıkma yasağı' uygulanacaktır’ açıklaması yapınca vatandaşlar açık marketlere, benzin istasyonlarına akın etti. Sosyal mesafe kuralları ihlal edildi, birçok yerde kalabalıkların katıldığı kavgalar oldu. Sağlık çalışanlarının canları pahasına verdikleri mücadele heba edildi.
Van’ da kar altında kalanları kürekle kar temizleyerek arayanların üzerineçığ düşmesi sonucu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği olaya benzer bir durum yaşandı.
Kararın geç saatte alınmasından veya açıklanmasından kaynaklandığı iddia edilen manzaralardan kararı açıklayan İçişleri Bakanı sorumlu tutuldu.Bakan İtalya ve İspanya' dan örnek verdi;gündüz açıklanması durumunda daha kötü manzaralarla karşılaşılacağını ileri sürerek zamanlama hatası olmadığını söylese de tepkiler çığ gibi büyünce sorumluluğu üstlenerek istifa ettiğini açıkladı.Açıklamanın üzerinden bir saat bile geçmemişken Erdoğan' a 1,5 milyon ‘İstifayı kabul etmemesi' mesajı gönderildi. Tüm sosyal medya mesajlarının yarıdan fazlası istifaya gösterilen tepkilerden oluştu. Erdoğan istifayı reddetti, Bakan Soylu' yu eşiyle birlikte Köşk’e davet etti. Daha sonra Köşk’ten yapılan açıklamada üstün hizmetlerinden söz edilerek görevinin başında olduğu açıklandı.
‘Yasak’ kararının açıklanmasını hatta zamanlamanın savunulmasında kullanılan ifadelerin yanlış olduğunu, özrünün kabahati kadar büyük olduğunu da istifasının kabul edilmemesini de yazdım.
Ancak hükümetin kamuya dönük iki ak yüzünden uzak ara birincisi S. Soylu' dur. İstifasından elbette memnun olanlar da az değildir.
Corona ile ilgili kararlar Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanı tarafından alınıyor, alınan kararların ne zaman nasıl uygulanacağı da ilgili bakanlıklara bildiriliyor.
Kararın uygulamadan 2 saat önce açıklanmasından Soylu sorumlu olmadığı halde sorumlu tutulsa da istifası veya azli daha büyük tehlikelere neden olacaktı. O meşum gece sokağa çıkanlar kendilerini izole ederek muhtemel tehlikelerden kendilerini ve yakınlarını koruyabilecekken, Soylu' nun istifası yeri doldurulamayacak müthiş bir boşluk yaratacaktı.
Aynı Ak Parti hükümeti iktidarında Soylu' dan önce PKK ve uzantılarının talepleri yerine getirilirken ne denildiğini ne çabuk unuttunuz. ‘Talepleri yerine getirilmezse büyük şehirleri patlatırlar' denilerek terör örgütünün veya TBMM' deki uzantılarının üzerine gidilemiyor, bundan cesaretlenen örgüt mensupları hem siyasi hem de silahlı propaganda yapabiliyordu.
Terör örgütü öğrencileri okul veya sınıf olarak dağa kaldırabiliyor, yollarda GBT yapıyor, sadece dağda, sokakta değil; sözde mahkemelerinde ölüm cezaları verip infaz edebiliyordu. Soylu’yla birlikte girilmez vadilere, mağaralara, mahallelere girildi, uzun aradan sonra TC Devleti' nin otoritesi tüm vatan toprağında sağlandı.
‘Arkamızda PKK var' diyerek polis tokatlayan, TC Devleti' ne meydan okuyanlara dokunulamazken, şimdi ‘ E-Tipi' ceza evlerinde PKK' nın toplu katliamlarını kınıyorlar.
Buraya kolay gelinmedi, yüzlerce büyük saldırı, sabotaj, suikast önceden tespit edilerek engellendi. Daha önceki olayların failleri yakalandı. Meral Akşener'den sonra ilk defa İdris Naim Şahin' in İçişleri Bakanlığı' nda terörle mücadele edildi. Ancak sonra PKKile mücadele değil; müzakere yolu seçildi, PKK’nın terör örgütü olmadığına karar verilerek İ.N. Şahin döneminde tutuklanan teröristler serbest bırakıldı.Dünün acılarını unutanlar yarın daha büyük acıları yaşamaya adaydır. Aklı o günlerde kalanlar sevmeyebilir. Milletin Süleyman Soylu sevgisi bundandır.
Evde kal hayatta kal!