Corona belası ile tüm Dünya'nın sorunu ve mücadelesi var ama sanırım Türkiye'de 'virüs sonrası' etkileri ekonomik açıdan çok daha zor olacak.
AVM'lerde, lokantalarda, sanayide, aklınıza gelen her işyerinde çalışan ne kadar kişi tanıyorsam, "evinde ve işsiz konuma geldi'.
Kimi yarım maaş almış, kimi yarım haftalık.
Ücretsiz izin 'virüs gibi yayıldı' ülkemizde ve binlerce kişi bir anda işsiz kaldı.
Bir kaç gün sonra ne yapacaklar, ne yiyecekler ne içecekler.
Kredi kartlarının ödeme günleri gelince ne olacak.
Bankalar son ödeme tarihini öteleyecek mi?..
Limitlerini artıracak mı?..
Nereden para bulacaklar.
Elbette corona belasından kurtulmak için evlerimize çekileceğiz ve mümkün olduğunca sokağa çıkmayacağız ama 'kimse de hazırlıklı değildi' böylesi bir 'ekonomik çıkmaza'..
Yazımın girişinde tanıdığım, bildiğim, ya da ne olacak diye arayanlardan öğrendiğim 'işçi kesiminin' sorunlarını ilettim.
Ya esnafın hali.
İnanın arayan kim olursa iki soru soruyor..
Bu corona belası ne kadar sürer ilk soru?..
Ama ikincisi ilk sorunun yanıtına bağlı resmen.
Soruyorlar, ben de yetkililere iletiyorum..
*Senetlerimiz ne olacak, ötelenecek mi?..
*Çekimiz var, nasıl ödeyeceğiz, ödemezsek yazılır mı?..
*Kredimiz var bankaya, esneklik yapılacak mı?..
*Çalışanımıza para nasıl vereceğiz, devlet bir destek verecek mi?..
Bunlar kısa vadeali sorular.
Yani 10 gün sonra günlük işlerle dönen, kasasına giren para kadar ödeme yapan, işçi çalıştıran küçük esnafın sorunları..
Yani asıl sorun Nisan ayına kadar bu corona belası sürerse ne olur.
Avrupa'da bir çok ülke, çalışanların maaşlarının yüzde 80'ini karşılıyor.
Esnaf için milyarlarca liralık paketler açıklıyor.
Elbette Türkiye'nin ekonomisi belli ve ortada.
Büyük bir beklenti kimsede yok.
Olamazda..
Herkes 'işsiz kalmamak ya da batmamak istiyor'.
Ben arayanlara şöyle diyorum;
"Şu an için sabırlı olmak lazım. Dayanışmak gerekir. Nisan ayından sonraya uzarsa, elbette hükümet ek tedbirler alacaktır. Hem esnaf için hem de bir anda işsiz kalanlar için".
Özellikle krediler ve ödenecek çek senetlerle ilgili. Ve ücretsiz izinlerin nereye kadar uzayacağıyla ilgili.
Çünkü 'virüs öldürür belki ama böyle giderse ve bir çözüm bulunmazsa' virüsün etkisi yıllarca süründürür, nüfusun en az yüzde 80'nini..
O nedenle 'öncelikle evde kalalım'.
Martın sonunu bekleyelim.
Sonrasında 'devlet babalığını yapacaktır'.
Özel bankalar konusunda bir şey diyemem ancak, devlet bankaları 'vatandaşın o açıklarını kapatmak için' devreye girebilir diye düşünüyorum.
Bu arada dünkü, manşet haberimiz olan 'Pazarda sebze ve meyvelerin ellenmesiyle' ilgili Pazarcılar Odası harekete geçti.
Polis ve zabıtaya çağrı yaptı.
Denetim istedi ve 65 yaş üstü tezgah açanlara da izin verilmemesini istedi.
Dün gördüğüm bir olay, ne kadar virüse önlem almaya kalkarsan kalk, bazı vatandaşların oldukça inatçı olduğunu gördüm.
Şapka giyip, gözlük takıp, yüzünü de atkıyla örten yaşlılar marketlerde ve yollardaydı.
Bu neyin inadı anlamakta zorlanıyorum.
Anladık kendinizi düşünmeyenler var da, yakınlarınıza da yazık.
EVDE KAL SAMSUN..

Not: Çiftlik Caddesi’den bir fotoğraf. İnanılır gibi değil. Bu görüntüler devam ederse ‘sokağa çıkma yasağı gelir bilmiş olun’. Benden söylemesi.

Şu laf dinlemeyen dedeler yok mu?... Allah uzun ömür versin. Ama dikkat ya dede. Böyle olmaz ki. Bu virüs eski toprak dinlemiyor ki. Tam aksine eski toprakları deviriyor.