Eskiden "istifçilik" denince aklımıza, evini eski gazetelerle, boş kutularla dolduran, adım atacak yer bırakmayan insanlar gelirdi. Televizyon programlarında izler, "Vah vah, nasıl yaşıyorlar böyle?" diye hayret ederdik.
Size kötü bir haberim var: O insanlar aslında biziz. Sadece bizim çöplerimiz kokmuyor ve fiziksel yer kaplamıyor. Bizler, ceplerimizde taşıdığımız o şık cihazların içinde yaşayan "Dijital İstifçileriz".
Telefonunuzun galerisini açın. Kaç fotoğraf var? 5 bin? 10 bin? Peki, bunların kaçı gerçekten değerli bir anı, kaçı "bir ara lazım olur" diye çekilmiş ve unutulmuş ekran görüntüsü?
"Belki Lazım Olur" Hastalığı
Araştırmalar, ortalama bir akıllı telefon kullanıcısının galerisinde, asla dönüp bakmadığı binlerce gereksiz dosya olduğunu gösteriyor.
Bir yemek tarifi görüyoruz, "ekran görüntüsü" alıyoruz. Instagram'da komik bir söz görüyoruz, "kaydet" tuşuna basıyoruz. Manzara güzel, tek bir kare yetmiyor; aynı açıda, milimetrik farklarla 20 tane fotoğraf çekiyoruz. "Sonra en güzelini seçerim" diyoruz ama o "sonra" hiç gelmiyor.
O 20 fotoğraf, yıllarca telefonumuzun hafızasında veya para ödediğimiz bulut depolama alanında (iCloud, Google Drive) çürümeye terk ediliyor.
Anı Biriktirmiyoruz, Veri Biriktiriyoruz
İşin en acı tarafı, bu davranışı "anı saklamak" zannediyoruz. Oysa anı dediğimiz şey, dönüp baktığımızda bize bir şeyler hissettiren karedir. 2018 yılında çektiğiniz, bulanık bir kahve fincanı fotoğrafı veya o an neden çektiğinizi bile hatırlamadığınız bir Wi-Fi şifresi kağıdı, anı değildir; dijital çöptür.
Psikologlar buna "unutma korkusu" diyor. İnsan beyni eskiden bilgiyi ezberlerdi, şimdi ise "nasılsa telefonda var" diyerek kaydetmiyor. Hafızamızı harici disklere devrettik. Ama o diskler o kadar doldu ki, aradığımızı bulamaz hale geldik.
Silme Tuşu Özgürlüktür
Bu dijital obeziteden kurtulmanın tek bir yolu var: Silmek.
Dijital minimalizm, sadece telefonunuzu hızlandırmaz, zihninizi de ferahlatır. Bu hafta sonu kendinize bir iyilik yapın. Galerinizdeki o gereksiz ekran görüntülerini, aynı kareden 10 tane olan o manzara fotoğraflarını, asla izlemeyeceğiniz o konser videolarını silin.
Korkmayın, o fotoğrafı sildiğinizde o anı zihninizden silinmiyor. Aksine, çöpler gidince geriye sadece "gerçek elmaslar", yani bakmaya değer gerçek anılarınız kalıyor.
Telefonunuz bir "depo" değil, bir "albüm" olsun. Ve unutmayın; en iyi depolama alanı hala, o anı yaşarken hissettiklerinizle dolan kendi hafızanızdır.