Ülkemizde 59 tüketici örgütünün ve bunlara bağlı yaklaşık 90 şubenin ortak bir sesle haykırması, üzerinde düşünülmesi gereken bir toplumsal çığlıktır. Ticaret Bakanlığı'nın, yurt genelinde 19 ilde 45 ilçe Tüketici Hakem Heyeti'nin (THH) kapatılması yönündeki kararına gösterilen bu kitlesel tepki, bir idari tasarruftan çok daha fazlasını işaret ediyor: Vatandaşın hak arama özgürlüğünün daraltılması endişesini.
Tüketici Hakem Heyetleri, yıllardır adeta küçük davaların anayasası, sade vatandaşın en kısa ve en ücretsiz adalet kapısı olmuştur. Kaymakamlıklarda, Valiliklerde sayısı zaten zorla düşürülerek merkeze çekilen bu hayati mekanizmanın, şimdi 45 koldan daha budanması, ben yaptım oldu işgüzarlığından başka bir şekilde açıklanamaz. Tüketici örgütlerinin de haklı olarak belirttiği gibi, bu karar, tüketicinin hak ve çıkarlarına aykırıdır; hak arama yolunu uzatmak, daraltmak ve hatta kapatmak anlamına gelir.
Unutulmamalıdır ki, THH'ler bir ticarethane değil, bir kamu hizmetidir. Ekonomik yük getirdiği gerekçesiyle kapatılması, kamu yararı ilkesini hiçe saymaktır. Zaten meşgul olan, dosyaların sonuçlanma süresinin uzadığı merkez heyetlerinin üzerine bir de bu 45 ilçenin yükü bindirildiğinde, tüketici mağduriyeti katlanarak artacaktır. Kısa sürede çözülen anlaşmazlıklar yerini, aylar süren bürokrasiye ve yığılmış dosyalara bırakacaktır.
Hızlı, kolay ve ücretsiz biçimde hakkını arama imkanına sahip olan vatandaş, şimdi kilometrelerce yol gitmek, daha uzun süreler beklemek zorunda kalacak. Bu, Anayasal bir hak olan savunma ve adil yargılanma hakkının dolaylı yoldan kısıtlanmasıdır. Tüketicilerin korunması devletin en temel anayasal görevidir. Eğer bir sistem yıllardır vatandaş lehine işleyen, örnek bir mekanizmaysa, onu kapatmak değil, daha da güçlendirmek gerekir.
59 örgütün ortak çağrısı, tek bir talebi dillendiriyor: Bu yanlış uygulamadan derhal vazgeçiniz. Böylesi çalışan bu kafayı değiştirin. Kamuoyu, bu kararın iptalini ve vatandaşın en kısa hak arama yolunun korunmasını beklemektedir. Aksi takdirde, bu ben yaptım oldu kararı, vatandaş nezdinde derin bir güvensizlik yaratarak, hak arama mücadelesini daha da çetrefilli bir hale getirecektir. Bir an önce bu hatadan dönülmelidir.