Değerli okuyucularım; ben, ömrünü Türk Müziği’ne adamış, yıllardır ücret almadan, sadece gönül borcuyla amatör koro çalıştıran bir koro şefiyim. Bu sanata olan bağlılığımız öylesine kuvvetli ki, hepimiz bu uğurda birçok şeyi feda etmeyi göze aldık.
Zaten benim gibi Sanatçı Şefler, tamamen gönüllülük esasıyla çalışmasaydı, bu amatör oluşumların birçoğu en başından kurulamazdı bile. Ancak, gönüllülük esasına göre yürüttüğümüz bu hizmetin, sınırsız bir mesai ve karşılıksız bir emek olduğunu da kimse unutmamalıdır. Karşılıksız hizmetin de bir sınırı vardır.
Bu büyük fedakarlığın ardında, maalesef tek başımıza üstesinden gelemediğimiz ağır bir maddi yük yatmaktadır. Koro üyelerimiz gönüllü olsa da, icra kalitesinden asla ödün vermemek için profesyonel saz sanatçılarına ihtiyaç duyuyoruz.
Bizler gönüllü çalışsak da, provalarda ve konserlerde bize eşlik eden saz heyeti profesyoneldir ve emeklerinin karşılığını hak eder. Yıl boyunca Saz sanatçısı ücretleri, salon kiraları ve diğer masraflar üst üste bindiğinde, bu yük doğrudan bizim ve koristlerin omuzlarına kalıyor.
Bu ağır yük, doğrudan sanatın kalitesine zarar veriyor. Benim gibi bir koro şefi ve Sanatçı olarak, asıl görevim eserlerin duygusal derinliğini, seslerin uyumunu ve repertuvarın inceliklerini işlemektir.
Oysa vaktimin önemli bir kısmı, bir sonraki çalışmanın saz ücretini nasıl denkleştireceğiz? ya da salonu nasıl ayarlayacağız? gibi finansal kaygılarla geçiyor. Sanatsal konsantrasyonum, sürekli maliyet hesaplarıyla dağılıyor. Bu durumda, müziğimizin o ince işçiliği ve kalitesi ister istemez gölgeleniyor.
Bu hayati sorunun çözümü, tüm kurumlarımızın kültüre bakış açısını değiştirmesiyle mümkün.
Sizlere soruyorum: Ömrünü bu sanata adamış, büyük bir mesai harcayan koro şeflerinin bu hizmetinin karşılıksız kalması kabul edilebilir mi? Bu Sanatçı unvanıyla hizmet verenlere, harcadıkları emek ve mesai karşılığında bir ücretlendirme mekanizması ya da resmi bir vasıf verilmesi düşünülmez mi?
Türk Müziği’nin zenginliğini sürdürmek, sadece gönüllü çalışan Sanatçı Şeflerin emeğine saygı göstermekle başlar.
Böylesine zorlu bir gönüllülük zincirinin kopmaması için, ben bu köşemden tüm topluma çağrı yapıyorum:
Başta Büyükşehir ve İlçe Belediyelerimiz, Kültür ve Turizm Bakanlığımız'ın ilgili birimleri olmak üzere, tüm özel sektör kuruluşlarını ve iş dünyasını sorumluluk almaya davet ediyoruz. Türk Müziği korolarının her bir etkinliğine, her bir konserine ve yıl boyu süren zorlu mesailerine sponsor olunuz! Bu sadece bir maddi destek değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakacağımız kültürel mirasın en sağlam güvencesidir.
Unutmayın, desteklediğiniz her bir koro, şehrinizin ruhuna attığınız sanatsal bir imzadır. Gelin, bu sessiz çığlığı duyarak, müziğimizin sesini hep birlikte yükseltelim!