Rus’un yönetim şekli değişti; çarlıktan komünizme geçti; Türk ve insanlık düşmanlığı hiçbir zaman geçmedi. Şair, yazar Süleyman Nazif, “Rus kimdir, Moskof nedir?” başlıklı yazısında ‘Evet, tam 250 yıldır, ırkımızın ve dinimizin bu en büyük ve en göz açtırmaz düşmanına ölüm meydanlarında sık sık tesâdüf ediyoruz. Bugün hiç bir Türk ve Müslüman âile gösterilemez ki bir veya birkaç evlâdını Moskof muhârebelerinin birinde şehid vermemiş olsun!
Bu ülkenin doğusunda, kuzeyinde bir avuç toprak bulunmaz ki Türkün Moskof eliyle dökülmüş mübârek kanını içmiş olmasın! Moskofun sulhü aldatıcı, susuşu kudurgan, yüze gülmesi hâin, yardımı alçaltıcıdır.
Ey Türk oğlu! Sana damarlarındaki kanı hediye edenler; kanlarının son damlalarını Moskof muhârebelerinde döktüler. Sen bugün, yarın ne olursan ol, fakat unutma ki, dünya durdukça, o şehidlerin ebedî yetimisin! Bu din, bu devlet, bu vatan gibi, bu hınç, bu kin, bu intikam da onların sana mübârek bir mirâsıdır. Dünyada bir Rusya ve bir Rus kaldıkça bu hakkına ve bu vazifene hürmet et.
Hakkın öldürmek, vazifen ölmektir Türk oğlu!”
PUTİN STALİN’İN YOLUNDA
2. Dünya savaşında ölen asker ve sivillerden çok daha fazlasını Stalin tek başına öldürdü. Savaşlarda ve sürgünlerde 20 milyondan fazla Türk, Ukrayna’da açlıktan 10 milyon ve kurduğu korku imparatorluğuyla kendi halkından da 10 milyon olmak üzere 40 milyondan fazla insanı öldürdü. Birçok kaynağa göre Stalin’in katlettiği insan sayısı en az 60 milyon olarak veriliyor.
Suriye sorunu başladığı yıllarda 2011-12’de Putin, Erdoğan’a ‘İki tavşanı kovalayan ikisini de kaybeder’ diyerek, Erdoğan’ın hem ABD hem de Rusya ile flört etmesini eleştirmişti. Bu son yaşanan acımasız saldırı tam da bu uyarının dikkate alınmaması sonucu başımıza geldi. Rusya’nın savaş sebebi olarak gördüğü Gürcistan ve Ukrayna’da Rusya’nın karşısında yer alırken, ABD’nin Karadeniz’e girişini sağlayacak Kanal İstanbul’u gündeme getirildi ve Suriye’de verdiği söze güvenerek askerlerimizin hava güvenliği Rusya’ya bırakıldı!
‘6. FİLO İSTANBUL’A!’ başlıklı, 20 Şubat tarihli yazımda: “Türkiye, Rusya’yla diplomatik çözümü konuşurken, İdlib’de yerleşim bölgeleri hem de TSK konvoyu yeniden Rusya ve Esad’ın hava saldırısına uğradı. Esad, Suriye’nin güneyinde ABD/PKK tarafından el konulmuş petrol bölgeleri, tatlı su kaynakları ve de verimli arazileri için hiçbir saldırı yapmazken, İsrail’in hava saldırılarına karşı önlem alamazken, TSK unsurlarına peşi sıra saldırılar düzenledi. Rus hava unsurları İdlib’de iki haftada 13 Kahraman askerimizi şehit etti, çok sayıda askerimizin de yaralanmasına neden oldu. Son saldırıda yaralanan askerlerin hava ambulansıyla alınmasına da izin vermedi.
Sovyetler Birliği döneminde, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminde Josef Stalin Kars-Ardahan’ı isteyerek Türkiye’nin NATO’ya girmesine neden olurken, 1956 Macaristan ve 1968’de Çekoslavakya’ işgal edildi.. Türkiye’nin ne zaman işgal edileceği tartışılırken, NATO üyesi bir ülkeye yapılan saldırı, tüm NATO ülkelerine yapılmış kabul edilerek ortak savunulacağının işareti olarak, ABD 6. Filosu her yıl ya İstanbul ya da İzmir’e gelmeye başladı.
Yeri gelmişken anlatmakta yarar var; Türkiye’nin meşhur 6. Filo olayı veya olayları budur. 6. Filo’ya karşı çıkmak, ABD işgaline karşı çıkmak değil; Rusya’nın Türkiye’yi işgalini kolaylaştırmak içindi, bugün Türkiye’nin bağımsızlığı için yapıldığı söylense de o gün Sovyetler Birliği’ne bağlılık için yapılmıştı eylem.
ABD’nin bugünkü desteğine karşı çıkan ‘Şimdiye kadar neredeydi?’ diye soranlar ya Sovyetler birliği dönemindeki duygusallık içindeler ya da Rusya ile ilk kez karşı karşıya kaldığımızdan haberleri yok. Uçağı düşürülen, Büyükelçisi öldürülen Rusya, olanı, biteni sineye çekti. Şimdi bize çektiriyor.
Rusya İsrail saldırılarına ve ABD işgaline karşı güç kullanmazken Türk askerine karşı güç kullanıyor. Ömrü Ruslarla mücadeleyle geçen Kafkas kartalı Cehar Dudayev’in dediği gibi; ‘Rusların antlaşmaları, imzalarının mürekkebi kuruncaya kadar sürer.’ Rusya ile masada konuşulan veya imzalananlar sahada hayata geçirilemiyor, sahada birliktelikleri antlaşmalar değil; şartlar belirliyor ve Rusya sözde yanımızda özde karşımızda yer alıyor.” demiştim. Bu Rusya’ya güvenerek hava önlemi almadan askeri Suriye’ye soktuk ve kış kışlığını puşt puştluğunu yaptı ve hava saldırılarıyla 34 askerimizi daha şehit etti. Bir ay içerisinde 55 askerimiz Rusya saldırılarında şehit düştü. Yeniden NATO’ya geri dönmek, 6. Filo’yu İstanbul’a çağırmak zorunda kaldık.