Geçmiş yıllarda köylerde açılan Halk Eğitim sergilerine ilin yetkilileriyle giderdim.
Köy kadınlarının usta öğreticiler eşleğinde yaptığı resim, kumaş boyama gibi bir çok sergiye katıldım.
O kadar önemliydi ki usta öğreticilerin köylerde verdiği emekler, bizzat iilin valisi, protokol üyeleri açılışı yapardı.
O köydeki insanların heyecanlarını anlatamam.
Usta öğreticiler, adeta köy kadınlarına hayat veriyorlardı, becerilerini ortaya çıkarıyordu.
Köy kadınlarını, özellikle genç kızları sosyalleştiriyordu.
Kentin bir çok noktasında, köylerde, belediyelerde, ev kadınlarına, gençlere katkı veren usta öğreticilerimiz var.
Halk Eğitim üzerinden açtıkları kurslarla, kendilerine asgari ücreti bile bulmayan gelir elde ederken, nitelikli insan gücüne de katkıda bulunuyorlar.
Ve o usta öğreticiler son zamanlarda öyle zorluklar yaşıyorlar ki; hiç bir talepleri yerine gelmiyor.
Sadece çalıştıkları sürece, saat başına ücret alan usta öğreticilerin çalışmadıkları sürede de sigorta primleri ödenmediğinden, emeklilik hak etme süreleri de normal çalışanlara göre daha uzun oluyor.
* Statüsü belli olmayan
* İş güvencesinden yoksun,
* Hiçbir özlük hakkına sahip olmayan,
* Ücretleri resmi tatil veya hastalık durumlarında kesintiye uğrayan,
* Ücretlerini tam aldıklarında ise asgari ücreti bulmayan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan eğitim emekçisi usta öğreticiler;
Aslında 'Çalışıpta, asgari ücretin altında ücret alan bir sınıfa dönüştürüldü'.
Pandemide neler çektiklerine, işsiz kalmalarına ve beş kuruş gelirleri olmamasına bizzat şahidim.
O dönemin Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı'ya durumu bizzat anlatmış ve kursların yeniden açılmasına katkı vermiştim.
Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Şimdi gelinen noktada sıkıntılar yine hat safhada.
Halk Eğitim Merkezleri'nde ev hanımlarına yönelik mesleki kurslar veren usta öğreticilerin mesai saatlerine son dönemde kota da getirildi.
Hatta tasarruf tedbirlerine de takıldı usta öğreticiler.
Belediyelerde her türlü konfora gider ayrılırken, usta öğreticilerin etkinlikleri durduruldu.
Ve geçtiğimiz hafta da Atatürk Anıtı önünde basın açıklaması yaparak seslerini duyurmaya çalıştılar.
Usta öğrenciler dernek çatısı altında olan usta öğreticiler 'yıllardır dile getirdikleri' özlük hakları ve kadrolu statülerini istemek için seslerini yükselttiler ve 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu istediler.
Geçici personel olarak kabul edilen 'kadrosuz usta öğreticiler' Milli Eğitim Bakanlığı'na da çağrı yaptı;
'Memur veya sözleşmeli personel sayılmaları için çözüm istedi'.
Aslında bunun bir yolu olmalı.
Tam gün çalışsalar bile asgari ücret kadar bir ücret alamamaları çok düşündürücü.
Emeğe saygının ötesinde topluma katkıları göz önüne alınarak;
Usta öğreticliere sahip çıkılmalı.
Böyle giderse;
Usta öğretici kalmaz.
Şu an seslerini yükseltenler son örnekleri olabilir.
Çünkü 'bu şartlarda usta öğreticilik çok zor hale geldi'.
Tercih edilmeyebilir.
O nedenle 'teşvik edileceğine, bezdirmek doğru değil'.
Özlük hakları açısından iyileştirme şart.
USTA ÖĞRETİCİLER ZORDA...
Hazır
Giriş: 20.12.2024 10:00
Güncelleme: 30.05.2026 19:27
Geçmiş yıllarda köylerde açılan Halk Eğitim sergilerine ilin yetkilileriyle giderdim.
Köy kadınlarının usta öğreticiler eşleğinde yaptığı resim, kumaş boyama gibi bir çok sergiye katıldım.
O kadar ö...