Önceki gece 'İdlip Bölgesi'nden henüz resmi açıklama gelmeden, TSK'ya ağır bir saldırı olduğu ve şehitlerimizin olduğu haberini duyunca; sanırım hepimiz 'sabahı ettik' ekran başlarında.
Sonra acı haberler ardı ardına gelmeye başladı.
Duyduğumuz rakamlar abartı 'olsun diye dua ettik' önce..
Ancak ilk olarak 9, sonra 22, en son da 33 şehitimiz olduğunu öğrendik Hatay Valisi'nden.
Ülkenin sorunları, krizleri çok, Samsun kentinin sıkıntıları, tartışmaları konuları dağlar gibi ve çözüm bekliyor ancak; bu çok başka bir şey.
Çok büyük bir acı.
Bu yaşanan olay ülkece yaşadığımız bir 'yürek acısı'..
82 milyonu birden yasa boğan bir gelişme.
Oysa daha önceki gün Suriye'nin İdlip bölgesinde rejim güçlerinin saldırısı sonrası şehit olan Samsunlu Uzman Onbaşı Şükrü Elibol'u gözyaşlarıyla uğurlamıştık.
Bir ay sonra baba olacaktı.
Göremedi yavrusunu, şehitlik mertebesine ulaştı.
Ve önceki gece, 'sözün bittiği yere geldik' adeta.
Bu saatten sonra Suriye'de ne işimiz var demek, bunu tartışmak rafa kalkmıştır, siyasetin çok ama çok dışındadır.
Ülkenin birlik beraberlik ve beka meselesine dönüşmüştür.
Artık orada yani İdlip'de 'kanımız var, şehitlerimiz var ve şehitlerimizin öcü var.
Türkiye'nin sınırı artık bir başka deyişle, 'uğruna kan dökülmüş olan' İdlib'e çekilmiştir, bundan böyle.
Önceki güne kadar, kendim de 'şahsi fikrim olarak' Esad rejim güçlerinin ortasında kalmış gözetleme kulelerinde askerlerimizin "Hava savunmaları olmadan' ne işi var diye düşünüyordum ama;
Şimdi artık iş başka. Gelinen nokta başka.
Elbette bunların tedbirleri de alınacaktır.
Şehitlerimiz kanı yerde kalmayacaktır. TSK gereğini de önceki geceden itibaren yapmaya da başladı.
İşin ilginci;
Kimin dost kimin düşman olduğunu bilmediğimiz 'bir noktadayız'.
NATO’nun ‘nerede kimin yanında durduğunu’ anlamak zor.
Yani bir bakıma ‘destekliyoruz’ deseler de biz bizeyiz.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
O nedenle;
Önceki gece yapılan hava saldırısına kadar yapılan 'İdlip'de ne işimiz var?' tartışmaları, fikir özgürlüğü olarak kabul edilebilirdi belki ama artık hepimizin, bu ülkenin ortak sorunudur.
Yanan yüreklerin, şehit ateşi düşen anaların, babaların acısı sadece '33 eve düşmedi'.
82 milyon kişinin canı yandı.
Savaşın 'resmen' başladığı bu saatten sonra bu konuda yapılan tartışmalar, boştur ve 33 askerimizi şehit eden Esad rejimini ve arkasındaki Rusya’ya destek, şehitlerimize bir kurşun daha sıkmaktır, adeta.
Dün akşam bu ülke 33 şehit verdi. Onlarca da yaralımız var.
Hepimiz çok üzgünüz.
Yüreğimizin sızına birlikte sahip çıkmalıyız.
Son yılların en büyük kriziyle karşı karşıya olduğumuzu da unutmamız gerekiyor.
Bu kriz aşılıncaya kadar siyasetten uzak, birlik ve beraberlik için de
olabilmek için herkese görev düşüyor.
İktidar aklıselimle, muhalefet de 'ortak akılla' hareket etmeli.
Yüreğimiz kan ağlıyor, başımız sağ olsun.
Şehitlerimize Allah'tan rahmet ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum...