1986 yılında meydana gelen dünya tarihinin en büyük Çernobil nükleer faciasının ardından Karadeniz Bölgesi'nin radyasyondan etkilenmediğini ispatlamak için 'çok çaba harcanmıştı' o dönem.
Karadeniz'de kanser vakalarının artmasında etkili olduğu sonradan anlaşılan o faciada Karadeniz çayı ve fındığına zarar vermediğini ispat için kameralar karşısına geçmişti dönemin Bakanı Cahit Aral.
İçtiği çayla da tarihe geçmişti.
O dönem tehlikeyi anlatmaya çalışan bilim adamlarına, STK'lara 'Bak bakan çay içti, bir şey yok' deniliyordu.
Yalan, yanlış, geçersiz diyorlardı.
Sonradan çok acısını çekti, Karadenizliler o radyasyonların.
Anormal doğumlardan, kanser vakalarının artmasına kadar.
Hatta Samsun OMÜ'den bir profesör de yıllar sonra 'Biz de ölçtük çok yüksekti' demişti ve 'benim Milliyet'e yaptığım haber manşet olmuştu.
Şimdi de Samsun'da 'bugünlerde çok konuşulan bir içme suyu olayı var'.
Kirli mi? Sağlıklı mı, sağlıksız mı, rengi niye bozuk, neden koku var gibi bir çok soru işareti var.
Aslında skoru işaretleri SASKİ'nin ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün açıklamalarıyla daha da karıştı.
SAMÇEP'in İl sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı laboratuarında yaptırdığı
analiz açıklamasının ardından ilk açıklama yapan ve 'kullanıma uygun olmadığıyla ilgili yalanlama yapan' SASKİ oldu.
SASKİ açıklamasında, "Suyumuz içilebilir. Aksini söyleyenlere inanmayın. Alüminyum oranı limitlerin altında" dedi.
Ama içme suyunda asıl yetkili olan İl Sağlık Müdürlüğü.
O da bir kaç gün sonra açıklama yaptı.
İl Sağlık Müdürlüğü Ocak ayı verilerinde yapılan analizlerde suda alüminyum oranının limitlerin hafif üzerinde olduğunu ve SASKİ'yi bu konuda bilgilendirdiğini ve uyardığını açıkladı.
Yani resmi bir devlet kurumundan 've en ilgili ve yetkili olanından' böyle bir açıklama geldi.
Şimdi gelelim Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in dünkü açıklamasına;
STK'ların açıklamaları, yaptırdıkları su analizleri geçersiz diyor.
Tamam. Vatandaş onu görmezden gelsin.
Ama İl Sağlık Müdürlüğü'nün açıklaması ne olacak.
İşte bu konuya açıklık getirmeden Başkan Demir, dün Büyükşehir
Belediye Meclisi'nde CHP'nin verdiği 'içme suyuna karışan maddelerle' ilgili su önergesi sonrası öfkelendi.
Demir, hiç bir analiz raporu açıklamadı ancak su konusunu TBMM'ye taşıyan CHP'li vekile de tepki gösterdi.
Sağlık Müdürlüğü'nün açıkladığı 'suda alüminyum oranı yüksek çıktı SASKİ'yi uyardık' açıklamasını o kadar uzun konuşmasında es geçti ama SAMÇEP'in analiz raporlarını 'yetkisiz' diyerek yalanladı.
Bu arada basına da 'ver yansın yaptı'.
Ona göre sanırım vatandaş, "Rengi ve kokusunda sıkıntı olan içme suyunu sorgulamayacak. SASKİ'nin ve kendisinin söylediklerini esas alacak'.
İyi de İl Sağlık Müdürlüğü var, o da yetkili. O yüksek dedi, onu niye dikkate almayacak, o sorunun yanıtı yok.
Türkiye maalesef Çernobil olayını ve TV'de içilen Bakanın radyon yok iddiaları' için içtiği çaylı filmleri seyretti bu ülkede.
O nedenle bir birey olarak;
Ne içtiğimi tartacağım.
Neyi içtiğimle ilgili yapılan tüm uyarıları dikkate alacağım.
Masasında pet şişe su olanların sözüyle 'musluktaki su sağlıklı değil mi karar vermeden önce';
En azından İl Sağlık Müdürlüğü'nün 'sağlıklıdır, içebilirsiniz' sözünü duymak isterim..
İşte bu kadar.

Türkiye ne günler, ne yetkililer gördü. Çernobil faciası sonrası gazete manşetleri böyleydi.