Evrendeki her zerre ve en şerefli varlık olan insan, hiçbir örnek yokken sonsuz bir hikmetle var edildi; mümin ise bu eşsiz yaratılışı tefekkür ederek varoluş gayesine uygun bir istikamet çizer.
HİKMET VE VAROLUŞ BİLİNCİ
Allah, âlemdeki her şeyi ve insanı belirli bir gaye üzerine yarattı. Mümin, kendisine ve çevresine bakıp bu hikmet üzerine düşünür; yaşadığı hayatın ve ölümden sonraki ebedi alemin bu ilahi planla doğrudan ilişkili olduğunu bilir. İnsan, diğer varlıklardan üstün kılınmış ve kendisine sayısız nimet bahşedilmiştir. Bu nimetlerin asıl sahibini unutmayan kul, O’na kalbi bir sevgi ve derin bir saygıyla şükreder.
GEÇİCİ NİMETLER VE KALICI MÜKAFAT
Dünya hayatında sahip olunan her şey, nihayetinde geçici birer metadır. Mümin, Allah’ın katında bulunan nimetlerin daha hayırlı ve kalıcı olduğunun farkındadır. Bu büyük mükafat ise sadece inanan ve inancının gereği olarak hayatını iyi, güzel ve doğru amellerle dokuyanlar içindir. Bu sebeple kul, ilahi ayetlere kulak verir, onlardan öğüt alır ve yaşantısını güzel ahlak ile süsler.
SORUMLULUK VE EMANET ŞUURU
Yaratılış gayesinin bilincinde olmak, aynı zamanda büyük bir sorumluluğu beraberinde getirir. Mümin, her zaman ve her yerde Allah’a karşı gelmekten sakınır. Kendisine emanet edilen hayatın, sağlığın ve tüm nimetlerin kadrini bilerek görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışır. Rabbinin rızasına uygun bir hayat sürmek, onun en temel hedefidir.
Haber Merkezi