loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.8165
  • Euro 7.5903
  • GR ALTIN 380.78
  • ÇEYREK 624.72

  • 10 Nisan 2020, Cuma 10:00
ADNANÖZ

ADNAN ÖZ

DEVLETİMİZ ÇOK BÜYÜK! -3-

Devlet, yani şuan ki yürütme Pandemi sürecinde birçok konuda beklediğimizin üzerinde faydalı olduğunu düşündüğümüz adımlar atıyor. Pandemi sürecini bize göre daha kalkınmış ve ekonomisi güçlü diye düşündüğümüz çok ülkeden daha iyi yürütüyoruz.

PTT görevlisinden jandarmasına, bekçisinden polisine ve belediye ekiplerinden sağlık personelimize hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek gerekir. Hele sağlık personelinin hakkını ödemek kolay değil.

İki milyonun üzerinde ihtiyaç sahibi aileye 1000 TL yardım, evlerine kadar ulaştırılıyor fakat bu süreç uzarsa yine yardım vermek gerekecektir. On iki milyon emeklinin hesabına 1000 TL yatırıldı. Tabii ki emekliye eskiden verilmiş bir parayı vermeye devam ettiriyor oluşumuz güzel , “Vermiyoruz” deseler kim ne yapabilir ama bu 1000 TL ödeneğe vesile olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu da unutmamak gerekir.

Evet şuan ülkemizin geleceği belirsiz. Pandemi ile mücadele ne kadar sürecek, ne kadar canımız yitecek. Ekonomimizi toparlayabilecek miyiz? Bilemiyoruz. Bu süreçte dar gelirliler, asgari ücretle çalışırken işinden olanlar ya da ücretsiz izne ayrılanlar ve İŞKUR’un kısmi çalışma desteğinden faydalanan insanlarımızın elektrik, su ve doğalgaz faturalarını hiç olmaz ise 3 ay kamu karşılamalıdır.

Su zaten Allah’ın bize bahşettiği bir nimettir. Suyu belediyeler karşılayabilir. Elektrik ise bu zamana kadar haksız yere kayıp kaçak, iletim, dağıtım ve okuma adı altında ödediğimiz bedellerin peşin tahsilatına sayılsın. Doğalgazın da zaten yarısı vergi kalan yarısını da ilgili firmaların önümüzdeki yıl ödeyeceği vergilerden mahsup edilerek karşılanabilir.

Bu süreçte en çok korunmaya çiftçiler, esnaf, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ihtiyacı olacaktır. Çünkü ülkemizin istihdam yükünün çoğunluğunu bu işletmeler sağlamaktadır. Onlar mutlaka korunmalıdır ki süreç bitince insanlarımızın çalışabileceği işyerleri ayakta duruyor olsun.

Çiftçilerimiz bila bedel desteklenmeli ve her karış toprak işlenerek üretim sağlanmalıdır.  Esnafa sağlanacağı söylenen Halkbank kredilerinin bile nazlanılarak verildiğini üzülerek görüyoruz. Zaman laf ebeliği ile milleti oyalama zamanı değil ivedi bir şekilde çözüm üretme zamanıdır. Zaten verilecek para hibe değil kredidir. Bu neyin nazlanması? Turizm ve büyük sanayicinin de desteğe ihtiyacı olacaktır ama onlar seslerini zaten kolay duyurabiliyorlar!

Biliyoruz ki şuan hazinemiz sıkıntılı, maliyemiz çaresiz. Kaynak üretmek de kolay değil. Fırsat bu fırsat makam araçları sınırlandırılmalıdır. Ekonomisi bizden güçlü olan birçok devletin, devlet başkanlarının altında olmayan makam araçları bizim Valilerimizin altındadır. Belediye başkanları ve müdürlerde bu gösteriş yarışının içindedir. Bu israftır ve bu israftan biran önce vazgeçilmelidir.

Evet maalesef ki kaynak sıkıntımız var ve kaynak için ya İMF’in kapısı çalınacak ya da PARA BASILARAK bu sıkıntı aşılmaya çalışılacaktır. Biz işin uzmanı değiliz ama bize göre para basılarak kaynak üretmek İMF’ye el açmaktan daha iyidir. Para basmanın enflasyonu artıracağı söylenmektedir.

Öyle olsa bile para basılıp çiftçimiz, esnafımız, KOBİ’lerimiz mutlaka desteklenmelidir. Bu destek sadece ödemeleri öteleyerek olmamalıdır. Bazı destekler hibe olmalıdır ki Pandemi bittiğinde tekrar ayağa kalkabilelim. Bu arada uzmanların “Faiz düşerse döviz artar” uyarısını da görmüştük. Umarız para basılırsa enflasyon artar tespitleri de faizdeki gibi olur.

İşin özü, sözün düzü şudur ki bu millet çiftçisiyle esnafıyla küçük ve orta işletmeleriyle çok bedel ödemiştir ve artık bedel ödeyecek takati yoktur. İvedi bir şekilde çözüm üretmek Cumhurbaşkanımız ve bakanların üzerine borçtur.

Ve belki de bu krizi, üretim seferliği başlatıp fırsata çevirebiliriz. Artık şu anlaşılmıştır sanırım: “Üretmeden olmaz”. Üretmeden tüketmek bir gün güçlü devletlerin bile krize girmesine sebebiyet verebilir. Devletin büyüklüğü yan gelip yatmayı değil üretmeyi gerektirir. Ve böylece hem kendi insanımızın refah payını yükseltiriz hem de diğer ülkelerde sıkıntı yaşayan mazlumlara el uzatabiliriz.

“Biz büyük bir devletiz” derken köklü bir geleneğe ve medeniyet değerlerine sahip olduğumuz için diyoruz. Yoksa ekonomimize ve üretimimize baktığımızda bu iddia biraz uçuk olur!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık