loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.8346
  • Euro 6.5331
  • GR ALTIN 252.63
  • ÇEYREK 413.05

  • 17 Şubat 2019, Pazar 10:00
A.ONURŞAHİNOĞLU

A.ONUR ŞAHİNOĞLU

SOKAK KÖPEKLERİ, 14 ŞUBAT VE CİNAYETLER

Hafta içi başkentin bir sokağında arabamın içinde arkadaşımı bekliyordum. Bir tarafında yüksekbinaların sıralandığı sokağın diğer tarafında boş bir arazi vardı; nasıl boş kalmış bu zamana kadar hayret. Zira bulunduğum bölge müteahhitlerin hayli ilgisini çekiyor. Zaman zaman bu arazide oynayan köpekleri gördüğüm olurdu. O esnada, sadece yalnız bir kadın poşete doldurup getirdiği yemek artıklarını tarlanın boş bir yerine bırakıyordu.

Biraz sonra bir araba diğer kadını geçip az ötede durdu. Şoför koltuğundan inen kadın, sakin hareketlerle ilk önce diğer kadına baktı, sonra bagaj kapağını kaldırıp içeriden bir poşet de o çıkardı. Asıl ilginçlik ise, en azından bana göre, bundan sonra başladı. Poşeti alan kadın, diğer kadının yanına gitti. İkilinin arasında herhangi bir etkileşim olmadı. Kısa bir süre sonra ilk gelen kadın işini bitirip uzaklaştı. Yine bir etkileşim olmadı. Giderken sık sık arkasına dönüp diğer kadına sert bakışlar fırlattı. Sonrasında diğer kadın da işini bitirdi,arabasına binip uzaklaştı.

Müziğin sesini kıstım. Düşünülecek bir cevher bulduğumda yoğunlaşmak isterim. Kaldı ki, tek düşünebilen varlık olarak önemli bir eylemin eşiği sayılır. Tıpkı bize has olan konuşarak iletişim kurma yeteneği gibi…Peki her zaman her yerde herkesle iletişim kurmak zorunda mıyız? Tabii ki hayır. Ancak ortak paydalarda buluştuğunuz, aynı mekanlardasık sık bir araya geldiğimiz insanlarla da bir iki çift kelam ederiz, yanılıyor muyum?

Kimse kusura bakmasın. Görev bilincimiz tamam. Hayvan sevgimiz tamam. İnsanlığımız… Tamam değil.Sartre, “Cehennem ötekilerdir,” derken bu çağı gölgeleyen büyük bencillik ağacını daha görmemişti. Bir güncelleme lazım.Cehennemden bahsederken, aynı zamanda bir cennetin varlığını da kabul etmiş olursunuz. Gelgelelim, ahir zamanın çocukları iki kavramın da içini boşaltmakla öylesine meşgul ki...Hal böyle olunca, doğru ya, bahsedecek bir konu kalmıyor.

*

14 Şubat’ta aynı zamanda Dünya Öykü Günü de kutlanır. Ama edebiyat işte, kalitelisi çok para etmediği için Sevgililer Günü kadar dikkate alınmaz. Halbuki ikincisi gibi var mı piyasayı dolduran! Ne yazık ki, piyasayı dolduran, Şubat ayının ondördüncü gününe bir artı değer kazandıran bu tanımlama, tam aksine insanların içini boşaltıyor. Eskisi kadar kuvvetlimi? Hayır. Çok şükür insanlarımız artık daha bilinçli. Sürekli aynı düşmanla savaştığınızda, taktiklerini öğrenme avantajı sağlarsınız. En azından bu özel gün için yapabilecekleri bir şey yok. Sadece içeriği değiştirebilirler, o kadar.

Eski tarihlerdeki gibisomut olmasa da, putların hala aramızda olduğu bir gerçek. Bu putlar ilahlık iddiasını her noktada daha ileri götürüyorlar. İlk önce yoku var ediyorlar; sonra varı yok ediyorlar. 14 Şubat’ta sizi önemsiyorlar da 15’inde umurlarında olmuyorsunuz. Her satışın, pardon her günün, hedef kitlesi farklı.

*Kimsenin sormadığı bir soruyu sormak güzeldir; kimsenin daha önce ayak basmadığı karda yürümek gibi. Aslında size somut bir getirisi yoktur. Yine de rahatlamış hissedersiniz.

Kimsenin sormadığı soru şu: Kanlı cinayetlerin, taciz ve işkencenin türlü türlüsünü içeren adli vakaları neden televizyondakibirkaç programdan öğreniyoruz? Haydi vatandaşı geçtim, polis niye bunları televizyondan öğreniyor?

Reyting canavarı birkaç günlük maratonun sonunda, açıklama yapılıyor: “Emniyet teşkilatı yapılan yayınları geçerli kabul edip harekete geçti.” Bu işte bir gariplik mi var, yoksa ben bir şeyleri mi kaçırıyorum?

Normal koşullarda, emniyetin çözüp bitirdiği bir olay, bize haber olarak sunulur. Yaşanılansa bunun tam tersi.Depresyonun eşiğindeki, şiddete eğilimli hale gelen halkımıza böylesi yıpratıcı hikayelerin sunulması ne kadar doğru?

DİKKATİMİ ÇEKENLER

Thispersondoes not exist: Dil bilimciler İngilizce yazdım diye beni taşlamadan hemen açıklamasını yapayım. Bu bir internet sitesi. Her girdiğinizde size bir insan yüzü gösteriyor. İlginç olan nokta tam da burası. Bu yüzler varolan bir insana ait değil. Yapay zekanın oluşturduğu yüzler. Şimdi, adresi biliyorsunuz, ne olduğunu biliyorsunuz, ama yine de resmi gördüğünüzde içinizde garip bir huzursuzluk beliriveriyor. Nedense benim aklıma, kimin yapay kimin gerçek insan olduğunu anlayamadığımız şu bilim kurgu filmleri geldi.

Mars:NASA, Mars robotu Oppurtunity’e veda etti. 90 günlük bir görev, tam 15 sene sürdü. Mars hakkındaki bilgimize büyük katkı sağlayan, hatta hafıza kaybı bile yaşayan Oppurtunity, kolonizasyonun bu kadar ciddi tartışıldığı bir dönemde ne kadar çok anlam ifade ettiğini bilemeyecek.

2020:Tokyo’da düzenlenecek olimpiyatlarda verilecek olan madalyalar geridönüşümlü elektronikten yapılacak. Bu ne demek oluyor? Altın, gümüş ve bronz e-atıklardan elde edilecek. Şimdiden farklı bir olimpiyat olacağı kesin. Ah şu Japonlar, her işe bir artı değer katmak zorundalar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık