loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 10 Temmuz 2020, Cuma 10:00
A.YENERCABBAR

A.YENER CABBAR

Değişim, dönüşümde 'mahir olanlara' bak sen..

Daha dün yazdım, yinelemek gerekir galiba.
Anlama zorluğunu fark edebiliyorum. 
Gazetemizdeki yazı dizisini eleştirmek isterken 'aslında nihai yargı kararını da eleştirdiğini, o karara imza atan yargı mensuplarını da zan altında bıraktığını görmeyen zihniyet, "bilimsel görüş diye de kendi fikirlerini anlatıyor".
Ya biz ya da Samsun ne yapacak senin fikirlerini.. 
Şahsi düşüncelerin ne anlam ifade edebilir ki bizim için. 
Ne katkısı var.
Sonuçta her daim milletvekili adayı olmak için sahaya çıkan 'kamu yararı mı, yoksa kendini ön plana çıkarma çalışması mı' bilemediğim fikirlerini kendine saklamalısın.
Gazetemizin yazarının yazdığı, bizim de 'araştırmalar ne diyorsa nesnel olarak verelim, bilimsel görüşleri de aktaralım' dediğimiz yazı dizisiyle 'senin yazmaya çalıştığın dizi yazı!, ne alaka. 
Koysana bilimsel verileri; bilimsel ağızlardan.
O böyle dedi, bu böyle dedi gibi, açıklamalar yerine 'Koy uzman görüşlerini'..
Ya da Samsun Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği yürütmenin durdurulması kararını iptal ettiği gerekçesinde "Biyokütle Santralin  doğaya zarar verme iddiasının doğru olmadığı, çünkü santralin doğaya zarar vermeyeceğinin uzmanlar tarafından bildirildiği' noktasını atlasana. 
Veya kullanılan alanın birinci sınıf tarım veya nitelikli tarım alanı statüsünde olmadığı ve inşaatın da imar planlarına uygun olarak yapıldığı gibi 'yargı kararlarını da' gör.
Biz şimdi, yargı kararlarını konuşmayacağız da, uzmanların anlattıklarını dikkate almayacağız da 'Şahsi fikirlerini mi tartışacağız'..
Ragıp Göker gazetecidir.
Ve gördüğüm kadarıyla dersine en azından sizden daha iyi çalışmış. 
Yazdıklarını ve 'Sizin eleştirdiğiniz googledeki bilgileri', en azından bilimsel açıklama yapan uzmanlarla da örtüşüyor.
"Daha önce böyle yazdıydı, şimdi böyle yazmış" gibi kayıkçı kavgası işlerle  ya da 'Benim santrali ilk duyduğumuzda' yazdığım köşe yazısının 'altında buzağı aramak'; boş işler. 
Samsun 'mahir dönüşümcüleri de görüyor', bugünlerde hep birlikte bir 'istemezük grubunun' birlikteliğini de izliyor.
Ben de şöyle hayretlerle bakıyorum. 
Samsun'da 'kamu yararı olmayan ne varsa' karşı duran tavrımızı da iyi biliyoruz, 'bugünlerde istemezük ekibine' destek veren, paylaşımlar yapan, çok güzel olmuş gibi beğeniler yapanları da iyi tanıyoruz çok şükür. 
'Samsun uçacak, Samsun'un geleceği parlak gibi', methiyeler yazdıktan sonra, bir süredir 'aleyhte yazıp çizenleri de' izliyor Samsun..
Biraz da gülüyor aslında. 
'Ne oldu da mahirce dönüştün' diye herkes merak etmiyor değil. 
Hakikaten;
Ne değişti ki; kişi aynı kişi, makam aynı makam. 
O zaman da yaptığı işler ortada, şimdi de..
Bu mahir dönüşüm neden?..
HHalk Gazetesi'nin 'o bahsettiğim kişinin göreve başladığı ve ilk Samsun'u üzen 'önce indirim, sonra bindirim' zammı sonrasından itibaren duruşunda tek bir değişim var mı?..
Kaldı ki; Biyokütle santral ile yeni tanışan Samsun, hep birlikte reaksiyon göstermişti başta. Yine mi termik santral diye tedirgin olduk açıkçası..
Çünkü 'santral kelimesi itici geliyordu' Samsun için.
Çok mücadele vermiştik.
Daha önce çalıştıkları basın kuruluşlarında Tekkeköy’deki 'Termik santrallerin ilanlarını günlerce yayınlayanlar' gibi yapmadık biz. 
Tek ilan yayınlamadık o günlerde. 
Hem de ‘O şirketin basın danışmanı İstanbul’da da birlikte çalıştığım ve kardeşim gibi gördüğüm kişinin olmasına rağmen’..
Biz Biyokütle santralin meclisten geçirildiğinde  'neden gizlice Büyükşehir Meclisi'nden geçirildi' diye tepki gösterdik, yine gizlice yapılan her ne iş olursa olsun yine tepkimizi koyarız. 
O zaman öküzün altında buzağı ararız, aramasını da çok iyi biliriz. 
Ancak, ta ki, alt kademe İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurma kararını iptal eden Bölge İdare Mahkemesi'nin gerekçeli kararını okuyana kadar... 
O karardan önceki yayınlarımız ve Çarşamba’daki santral karşıtı duruşumuz ortadadır.
Çünkü herkes gibi araştırmamıştık ve bize anlatılanlar,  hatta bugünlerde dizi yazı yapanların  açıklamaları ışığında 'haberleri veriyorduk'.
Kaldı  ki,  İdare Mahkemesi kararları  da o dönem aleyhte idi. 
Ancak Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı sonrası, alt kademe yürütmenin durdurulması kararı iptal edilince ve gerekçeleri görünce, 'Bir bakalım bu iş nedir değildir’ dedik ve ‘şahsi fikirleri değil, uzman görüşlerini yazmanın’ gerekliliğini gördük..
Çünkü yargı kararlarına herkes uyacak ve uymalı. 
Uzman görüşleriyle ortaya konulan bu kararlar, "Laf olsun diye yazılmıyor'..
Dünyanın bile yeni tanıştığı bu biyokütle santral çeşidi ile ilgili, herkes çok rahatlıkla 'internetten araştırma yapabilirken', gazetemiz de aslında bu konuya görev değil ödev olarak baktı.
Samsun'daki birkaç kişinin şahsi fikri ile 'biyokütle santralleri aynı şey mi, zararı nedir  araştırdık'.
İşte bizim yazı dizinin hikayesinin başlangıcı budur. 
Yani bir grup istemezük, bilimsel görüşleri ve yargı kararlarını görmek yerine kendi fikirlerini yazmadığımızdan ‘şimdi cephe oluşturdular’..
Ama kazın yağı öyle değil. ‘Yargı kararlarını görmezden geliyor diye atıfta bulunan’ zihniyet de yargı kararlarını görecek, önemseyecek. 
Samsun'da termik santrallere karşı mücadele vermiş, kamuoyu yararı olmayan her işin karşısında duran bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olarak yazıyorum bunu. 
Bir bardak suda fırtına koparanların gayesini de gerçekten bilmiyorum. 
Yüzlerce makale, yüzlerce yazı okuduk Yazarımız Ragıp Göker'le.
Yetmedi bilimsel görüş aldık. 
Şimdilerde yazı dizisi yazan zatın 'eleştirdiği google arama motoru' çok işimize yaradı. 
Almanya'da durum ne baktık.
Çin'de, ABD'de.
Brezilya'da.
Yarış ediyorlar adeta biyokütle santrallerini kurmak için.
Kim 'biyokütlede lider ülke olacak' diye. 
İstemezük demek işin en kolayı..
Ama dediğim gibi 'Yargı kararları' çok önemli. 
Nihai yargı kararı hepsinden önemli. 
Çünkü 'o yargı kararları konusunda söylenecek her söz, eleştiri hududunun üzerinde, yargı mensuplarını da zan altında bırakmaya yöneliktir'.
Kişisel tepkiler elbette olabilir, saygı duyarım.
Ama 'HHALK Gazetesi'nin ya da köşe yazarımızın üzerine yürünmesine asla göz yummayız.
O nedenle bundan böyle;
Eleştiri yapmak yerine, kutuplaşmayı tercih edenler, 'Kalem satmak gibi ithamlarda' bulunanların 'kime hizmet ettiğini de gün geldikçe ortaya koymak' boynumuzun borcu.
Yok öyle kolay 'PİAR yapmak'..
Hele ki üzerimizden asla yaptırmayız. 
Herkes haddini bilecek ve hadlerini bildirmeyi de iyi biliriz. 
Gün ola harman ola.
Bu arada 'Nemalanma işinde mahir olup ta, nemalanma konusunda sıkıntı yaşayıp, yine mahir bir dönüş yapmayı' adet edinmişlere bir şey demiyorum. 
Onların durumu daha çok duygusal.. 

Not: Bu arada merakla beklediğim ‘Santral gerçekleri yazı dizisinde’ halen bilimsel görüşleri göremedim. Şahsi fikirler yerine STK ve odalardan bağımsız ‘bilimsel görüşlerin’ geleceği umuduyla, beklemedeyim. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık