loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 7.5038
  • Euro 9.069
  • GR ALTIN 443.58
  • ÇEYREK 727.7

  • 27 Kasım 2020, Cuma 10:00
A.YENERCABBAR

A.YENER CABBAR

Dışarıda buz gibi 'korona havası'..

Hava sıcaklığı aslına bakarsanız, mevsim normallerinde. 

Hatta biraz daha sıcak bile denilebilir. 

Ama dışarıda 'buz gibi havadan kastım', korona nedeniyle yaşanan sessizlik, hareketsizlik;

Siftahsız kapatan işyerleri. 

İnsanların yüzleri asık..

Mutsuz, umutsuz.

Yarınının ne olacağından habersiz. 

Hafta sonu kısıtlama var mı, boyutları ne?..

Yani belirsizlik hakim. 

Kimse, kimseyle konuşmak dahi istemiyor; maske, mesafe artık ciddiye alınacak boyutlarda.

Neden mi?..

Çünkü 6 binler, 5 binler derken;

Vaka sayısı ilk kez pozitiflerin toplamı olarak açıklandı ve herkes ürktü.

Tam 28 bin 351 vaka. 

Dile kolay.

Dünyanın beşincisi durumundayız. 

ABD, Hindistan, Polonya ve Brezilya'dan sonra Türkiye geliyor. 

Koronanın merkezi denilen tv haberlerinde ürkerek izlediğimiz Rusya, İtalya, Almanya, Ukrayna, İspanya bizden gerilerde kalmış. 

Evet evet şaka  değil. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın günlük hasta sayısının yanında vaka sayısını da açıklamasıyla birlikte çarpıcı bir tablo daha ortaya çıktı. 

Dünyadaki hasta karşılaştırmalarında uyum sağlamak için tüm vakaların verildiği söylense de; aslında 'korona kapıya dayandı' diyerek günlerdir, bu rakamların az olduğu vurgusunu yapıyorduk. 

Doğrusu da bu aslında. 

Çünkü vatandaş o beş binleri, altı binleri çok önemsemiyordu. 

Ama herkesin bir yakını, bir tanıdığı koronaydı. 

Ve sonuçta olayın gerçek boyutu ortaya çıktı. 

Vaka diye daha önce verilenler hastanede yatanlarmış. 

Testi pozitif çıkanların sayısı ise neredeyse 5 katıymış. 

Dile kolay bir günde 28 bin 351 vaka. 

25 Kasım'da Bakan Koca, günlük koronavirüs tablosu ile birlikte vaka sayısını 28 bin 351 olarak açıkladı, işte o günden sonra işin rengi değişti. 

Dün Samsun'un sokaklarına bakanlar şunu gördü. 

Doğru dürüst araç yok.

İnsanlar işi olmadıkça dışarı çıkmıyor. 

Kamu görevlileri de olmasa sokakta hareket olmayacak kadar 'soğuk bir görünüm var'. 

Sanki yaprak kımıldamıyor deniliyor ya, aynen öyle. 

Kaldı ki, hükümetin '14 gün evlere kapanma gibi bir niyeti yokmuş gibi görülse de' vatandaş kendisini çoktan izole etmiş durumda. 

Yani 'içimizde dolaşan ve belirtileri göstermeyen pozitif vakalar ise' halen tehdit oluşturmaya devam ediyor. 

Bu süreçte özellikle belediyelere o kadar iş düşüyor ki;

Çay ocakları, restorantlar, kafeler kapandı, garsonlar, mutfak, hizmetli gibi diğer çalışanlar evlerinde, işsiz güçsüz oturuyor. 

Yani beş parasız. 

Yani gündelik ücretlerle çalışanlar çok zor durumda. 

Peki belediyeler ne yapıyor. 

Bu şekilde tespitleri var mı?..

Böyle bir çalışmaları var mı?..

O insanlar ne yiyor ne içiyor ilgileniyorlar mı acaba. 

Bir kaç gündür 'AK Parti'nin fabrika ayarlarına dönmeye çalıştığını izlediğim' Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'in, sokakta vatandaşla sohbet ettiğini görüyorum. 

Vatandaşımıza hizmete devam diyor. 

Hatta talep edilen işleri yapmak, vatandaşın ihtiyaçlarını sağlamaktan söz ediyor.

Toplumun yanına gitmesi, onlarla sohbet etmesi güzel ve iyi bir gelişme. 

Ama 'boş sohbet karın doyurmuyor' elbette. 

Öncelikle 'çok zor günler yaşayan gündelik çalışarak evine ekmek götürenlere bir şeyler yapılmalı'. 

En azından evindeki sofrasına iki lokma sıcak aş bırakılmalı. 

İnsanlara bugünlerde yardım edilmeyecek de ne zaman edilecek. 

Sokakta eline şemsiye alıp yürümek, insanların içinde olmak güzel ve yapılması gereken işler. 

Ama o mahallelerde dolaşırken, bir ekipte yardıma muhtaç kimler var diye sormalı değil mi?..

Mesela Başkan Demir, o sohbet ettiği kişilere sordu mu merak ediyorum; 

"Çevrenizde yardıma ihtiyacı olan varsa bize bildirin" dedi mi?..

Dediyse kutluyorum. 

Evlere sıcak yemek gönderiyorsa da, 'mutlu oluruz elbette'..

Ama boş laflar karın doyurmuyor.

Sözde değil, özde bir şeyler yapmak lazım. 

Ben açıkçası, Büyükşehir Belediyesi'ni, ilçe belediyelerle de irtibat kurarak, bu dönem için bir 'çalışma yapmasını beklerdim'..

Vatandaşın ihtiyaçları ne ise yapıyoruz demek yerine, "icraatta görmek isterim".

Belki biraz içimiz ısınır bu soğuk 'koronalı günlerde'.

Elbette bunu sadece Büyükşehir Belediyesi için söylemiyorum. 

Her belediyenin 'sosyal yardım açısından' bu zamanda böyle hayır işleri görevden daha ziyade 'ödev olmalı'..

Gerçekten özledim;

Vatandaşının yardımına koşan belediyelerin 'o sıcak, iç ısıtan görüntülerini'..

Evinde 'bugün ne yiyeceğiz çoluk çocuk diye' düşünen kaç aile var diye düşünmeden edemiyorum. 

Ve yüzlerce kişinin de aynı duygular içinde olduğunu biliyorum.

Ama işte asıl mesele bu.

'Sürecin dar gelirli, günlük ücretlerle çalışanlar için ne kadar zor olduğunun bilinmesine rağmen;

Halen belediyeleri ticarethane gibi görmek.

Peki Ya YEDAŞ, SAMGAZ, SASKİ..

Sanki hayat normale döndü de, borcunu ödemeyenin elektriği, gazı ve suyu borçtan kesilebiliyor.

Geçtiğimiz gün bir vatandaş aradı ve 'Hani bu süreçte kesinti olmayacaktı, YEDAŞ elektriğimi kesti" dedi.
 
Sanki geçtiğimiz Nisan Mayıs aylarından daha iyi durumdayız. 

Kaldı ki, 8 aylık işsizlik, piyasa durgunluğu ve korona vakası nedeniyle yaşanan ekonomik çöküşün izleri de dar gelirli ve esnafın sırtında kambur oluşturmuşken.

Samsun Valisi Zülkif Dağlı'nın bu konuda bu kurumlarla bir görüşme yapıp şu zor günlerde borçtan dolayı 'elektrik, gaz ve su kesintisi' yapılmasını engellemesi gerekir, diye düşünüyorum. 

Çünkü süreç zor. 

Ve gittikçe kötüleşen bir hal var. 

Vatandaş 'kendini karantinaya aldı'.

Hem virüsten korunmaya çalışıyor; hem de nasıl yaşamını sürdürebilir bunun 'mücadelesini veriyor. 

Geçtiğimiz gün bir tanıdığım öyle bir şey söyledi ki, düşündüren bir sözdü.

"Facebook'ta ölenlere başsağlığı dilemekten psikolojim bozuldu". 

İşte durum bu kadar kötü..

Bu kadar sinir bozucu, bu kadar yorucu..

Dar gelirli bekliyor

Başkan Demir, halkla sohbet edip, "Vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüyüz" dedi. Umarım bu süreçte dar gelirlinin yardımına koşarlar'.

Yine kesiyorlar.. 

Vali Zülkif Dağlı, YEDAŞ, SAMGAZ ve SASKİ ile konuşup, bu süreçte 'borçtan kesinti yapılmamasını sağlamalı'. 

Dünyada 5. sıradayız


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Vatandaş Vatandaş 27.11.2020 20:28

Yazınızda gerçekten anlamlı bir analiz yapılmış. Tebrik ederim. Bu süreçte taşin altına diğer ilçe belediyelerinde ellerini koymaları gerekir. Korkmasınlar kasalarından para çıkmadan da bir şeyler muhakkak yapılabilecektir. Örneğin pazar yeri denetimi otobüs seferlerinde düzenleme servislerin bu süreçte kullanımı belki sadece yakıtını karsilamak durumunda kalabilirler en azından bu aklımıza geldi denedik olmadı desinler kampanya başlatsınlar heryerde bilboardlari var vatandaşın yanında olduklarını göstersinler. Moral olur. Topu taca atmasinlar . Hiç bir şey yapamıyorlarsa belediyeden dışarı çıkmasınlar çünkü hercikislarinda maskesiz mesafesiz gruplar oluşturuyorlar. Vatandaş her şeyi goruyorkimse

yukarı çık