Kırk yıllık kani olur mu yani atasözü, huyu uzun yıllar boyunca değişmeyen insanın karakterinin bu zamandan sonra da değişmeyeceğine işaret etmektedir.
Kırk yıllık kani olur mu yani atasözü günlük hayatta çok rastlanmayan atasözlerinden biridir. Anlamı ise şu şekildedir: Uzun bir süre iyi insan olarak yaşamış olan kimsenin, artık kötü olması ve değişmesi düşünülemez. İnsanlar, handiyse bir ömür boyu peşinden koştukları ülkülerden ve kendilerini adadıkları inançlarından asla taviz vermez ve artık değişmezler (Kani Müslüman özel adı, Yani Hristiyan özel adıdır).
Bu atasözü çok sık kullanılmamakla beraber yine de örnek olarak kullanıldığı cümleler bulunmaktadır.
Örneğin: Hep aynı adamdı değişmedi ki hiç kırk yıllık kani olur mu yani?
İyi alışkanlık sahiplerinin bu huylarından genel olarak vazgeçmeyeceklerini ya da alışkanlıklarını terk etmeyeceklerini hepimiz biliriz.
Hatta bunu anlatmak için Kırk yıllık Kani olur mu Yani? deyimini kullanırız.
Peki, bu deyim nereden geliyor?
Bu deyimin kaynağı 1792’de yaşamını yitiren Tokatlı Ebubekir Kani Efendi’den başkası değildir.
Kani Efendi, Osmanlıda devlet hizmetinde yer almış bir isimdir.
Nesirde oldukça başarı sahibi, nüktedan bir kişiliktir.
Kani Efendi şakacılığından son nefesini verirken bile vazgeçmemiştir.
Bundan sonrasını gelin İskender Pala’nın 'İki Dirhem Bir Çekirdek' kitabından okuyalım:
“Ben Fatiha dilencisi değilim, mezar taşıma Fatiha yazmayın” diye bir nükte söylemiş, ölümünden sonra mezarını yaptıranlar da bunu bir vasiyet gibi uygulayıp şakasına karşılık vermişlerdir.
Şimdi, Eyüp Sultan Mezarlığı’nda bulunan kabrinin şahidesinde Fatiha ibaresi yoktur.
Kani, Silistre’deyken Voyvoda Alexander’ın yanında özel sekreter olarak da hizmet etmiş ve o sıralarda genç bir Rum dilberine gönlünü kaptırmış.
Ne var ki kız bir papaz sülalesinden gelmekte ve tutucu bir hayat yaşamaktadır.
Kani, dillere destan olan aşkını mutlu sona erdirmek için kıza evlenme teklif ederse de nafile, kızın ailesinden zinhar olmaz cevabını alırlar.
Sonunda kızın aklına bir çare gelir; Kani’nin Hristiyan olması.
Bu çare üzerine kızın babası evlenmelerine razı olur ve bir gün Voyvoda’yı ziyarete gittiğinde konu açılır, Kani Bey’i yanlarına çağırırlar.
Papaz Efendi teklifi yapar.
- Kani Bey, bir şartla kızımı sana vereceğim, hemen şimdi dinini değiştirip Hristiyan olursan!..
Kani Bey’in zihninde şimşekler çakar.
O yörelerde sıkça kullanılan Yani adını hatırlayarak der ki:
- Yapmayın Papaz Efendi, kırk yıllık Kani, hiç olur mu Yani!?”
Alıntı